20 Eylül 2017 Çarşamba

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Bayrak Olma, Bayrakta Renk Olma Zamanı

30 Ekim 2014 Perşembe 22:30

   Gece çökünce, ıssız,  karanlık, sessiz terk edilmiş bir köy havasında Datça, kışları. Sonbaharda başlar sessizlik. Ama bu gece 29 Ekim akşamı, karanlık meşalelerle kovuldu. Yüzlerdeki aydınlık ifadeler, parlayan gözlerin ışığı gündüz gibi berraklaştırdı Datça' yı.

    Datça, Cumhuriyet Bayramı'nı iliklerine kadar hissetti. Yürüyen ayaklar şevkle adımlarken, yürüten yürekler, gururla- onurla, umutla besliyordu onları. Cumhuriyet'in şükrüydü bu, kıymetini bilmekti, sahip çıkmaktı.
Bayraklar vardı, kızıl parlak, bayraklar ellerde, omuzlarda,  başlarda, sinelerdeydi.

  2010'un 22 Nisanıydı, bir yakınımız şehit oldu. Hepimiz acı ile koşturuyoruz. Kızım 5 yaşında, telaşı, korkuyu, hüznü hissediyor. Durmadan soruyor, ''Ömer Amca'ma ne oldu?'' O kadar ısrar ediyor ki ne desem kabul etmiyor. Yere çöktüm, yüzünü avuçlarımın içine alıp gözlerine bakarak ''Ömer Amcan bayrak oldu'' dedim. Sustu bir daha sormadı. Her bayrak gördüğünde heyecanla ''anne bak Ömer Amcam dalgalanıyor'' diyor.

   Bu gece, Ömer'ler, Mehmet'ler, Ali'ler, Hasan'lar vardı ellerde, dalgalanıyorlardı. Gururla taşıdık onları, onlardan da yüreklerimize umudu taşıdık.
   Yürüdük, yanlışı ezer gibi. Yürüdük, özlemi bitirir gibi. Yürüdük, karanlığı deler gibi. Dillerde, gönüllere sığmayanlar vardı. Sineler buruk, yüzler donuk, gözler buğuluydu.
    Meydan bu kadar kalabalık olmuş muydu acaba? Arkadaşım,'' Datça' da bu kadar çok insan var mıymış'' dedi. Datça' da, kim varsa oradaydı. Yüreğimin koru hala sıcak, coşkusu hala yoğun. Uykumu gönderdim, göğe yükselen dilekler ve sözlerle.

      Onuncu Yıl Marşı iliklerimizi titretti. Yemen türküsü yüreğimize değdi. Yiğidim Aslanım Orda Yatıyor. Evet, yiğitler orada burada şurada, her karış toprakta, nice, yiğitler aslanlar yatıyor.  Gözlerini kırpmadan, canlarını feda ettikleri vatanlarında sessizce bizi izliyorlar. Halimizi gözlüyorlar.
     Gökyüzü dayanamadı, duygunun ona erişen yoğunluğuna. Bıraktı kendini, yağdı yağdı yağdı... Annesini kaybeden, masum çocuk edasıyla, sessiz sessiz, ince ince, usulca...

    Gökyüzü ağladı bu gece. Ömer'lere, Mehmet'lere, Ali'lere. Daha nice nice bayrak olmuş şehitlere.  Ağladı da, ağlayanların gözyaşlarına tercüman oldu. Ağladı da, yüreği sızlayıp ağlayanlara perde oldu. 
Sonra dindi. Yavaş yavaş sustu. Ağlamak kar değil, umudu kaybetmemek lazım diyordu sanki...

     Sinesinde ışıl ışıl havai fişekler açarken sustu, bekledi. Gözlerinizi açın, karanlık ne kadar yoğun olursa olsun bir kıvılcım onu deler dağıtır. Yakın içinizdeki vatan sevgisini, kaldırın uyumuş birlik duygunuzu, açın mahmur gözlerinizi ve görün ülkemi ne hale getirdiklerini. Her patlayan fişek ayrı ümitti karanlıklara.

    Hadi durma diyordu. Tutun ve ayağa kalk. Bayraklar ıslandı, rüzgâr az, gönlünün ateşi ile kurut, nefesinle dalgalandır. Bu bayrağın rengine hapsolmuş şehitleri mahzun bırakma...
Gece bayramdı. Cumhuriyet' in, Cumhuriyet'imizin, nimetimizin bayramı.
Bayram umuttur.

Artık uyku uyuma zamanı değil, silkelenip kendine gelme zamanı. Rüzgârı, güneşi bulup vatana sahip çıkma zamanı. Korkusuzca, dinlenmeden, yılmadan didinme zamanı.

Gerekirse bayrak olma, bayrakta renk olma zamanı.
Cumhuriyetimiz kutlu ve daim olsun.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR