24 Eylül 2017 Pazar

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Keşke Uğurlasaydın

02 Mayıs 2015 Cumartesi 18:54

İlk önce o indi kabrin içine. Eğildi, yerdeki toprakları düzeltti elleriyle. Sanki daha rahat hale getirmek istiyordu, daha yatılası. Eğildiğinde, gözünden damlayanlar, incelmiş toprağa minik delikler açıyordu. Yüreğindeki acı, göğsünü sarsıyor, sesi kısılmış, gözleri kızarmış, bedeni titriyordu. Zamanı gelmişti, yerine yerleştireceklerdi şehidi. Ellerini uzattı, ciğerlerinden gelen bir inilti ile yakaladı, aziz bedeni ve yavaşça bıraktı kabre. Çıkaramadılar onu, bir zaman oradan. Dakikalarca, mezarlığın uzak köşelerine giden sesiyle, sallandı yapraklar. Ağladı, ağladı, ağladı...

Kendini sorumlu hissetmek yakıyordu sinesini.

Pişmanlık, telafi edilmesi imkânsız durumlarda, daha çok yakar. Keşkesiz hayatlar, yaşamak olmalı murat. Zira efendimiz, " keşke demek imana, çobansız bir sürüye, iki aç kurdun verdiği zarardan daha fazla zarar verir" buyurmuşlar. İnsan yaptığının bilincinde olmalı. Ya yaptım, bir daha olmaz diyebilmeli veya yine olsa yine yaparım demeli. Şuursuz, gafilce davranmaz inançlı insan. Hata da ceza gerektirir diyor, Abdülhamid Han, hata dikkatsizlikten doğar, dikkatsizlikte suçtur.

Zamanla oynayamıyoruz. Ne iki dakika ileri, ne üç dakika geri. O bizimle dalga geçse, öğütse bile, tepki gösterip, tavır koyamıyoruz. Geçmişi, bir koku ile AN-mış kadar sıcak hissedip, zamanda sabit olduğumuzu görüyoruz. Geleceği sıcacık ve keyifle hayal etsek de, AN-a geri dönüyoruz. Elimizde tek gerçek bu an var. Kararlarımız ve gayretlerimiz için, eğer o anı uçurursak, arkasından feryadı figanın, ahu vahın faydası olmaz.

Vali o gün okul ziyaretinde gergindi belki, kafası bulanıktı. Unuttu halini, düşünemedi, o öğretmenin de gergin veya üzgün olacağını. Hayatın yorgunluğunu gösteriyor olabileceğini. Kendine ve öğrencilere saygısızlık diye adlandırdı. An, pişmanlıklara akıttı onu, bir anlık karar ve tavrından dolayı, ömrünün sonuna kadar, "ah keşke" si oldu hayatının. Ne geri dönebilir, hatasını düzeltmek için, ne geri döndürebilir, hatası ile gideni.

Sabahın nuru yüzüne değdiği halde, yataktan sökemiyordu bedenini. Hamileliği zorluyordu onu üçüncü ayına girmişti oysa. Eşi uyanmış, hazırlanıyordu. Beşikteki oğlunu öptü, sonra onun yanına geldi. Eğilip şefkatle, " Kravatımı bulamıyorum " dedi. Yerinden kımıldamadan, yüzünü dönmeden, " çekmeceye bak, midem çok kötü, beni kaldırma ne olur" diyebildi. Kravatını buldu.

Eşinin alnına bir öpücük kondurdu, oğlunun saçlarını okşadı ve çıktı. Yattığı yerde, yüreğine kızgın oklar saplandı, içi tutuştu. Kalkıp öpse Allah' a emanet etse, uğurlasaydı. Hali yoktu, uyuyakaldı. İki saat sonra, kapı ziliyle uyandı. Hayatı boyunca, o iki saatlik uykuya, yandı pişman oldu. Eşi evden ayrıldıktan hemen sonra, çatışma çıkmış, şehit olmuştu. Hiç öpemedi, hiç uğurlayamadı. Hala anlatırken, yıllar geçmiş olsa da o iki kelimeyi söylerken, gözlerinden kurşun gibi yaş döküyor. " KEŞKE UĞURLASAYDIM"

Keşkeler, hayatımızın güveleri, kemirgenleri. Pişmanlığın temeli, ağız tadının sirkesi, zehiri. Zamanın bize verdiği anı, ziyan ettiren etki. Tövbe kapısı, can boğaza gelene kadar açık kullara.

Rabbim, "YAPSAYDIM" diye yansın istemiyor kulları. Yapalım, ölçelim, biçelim yanlış olanları tövbe ile temizleyelim istiyor. Ah yapsaydım için çare yok. Zaman geri gelmiyor. Ah yapmasaydım için özür var, tövbe var, kaç çeşit yol var.

Miskinlik, mü'mine yakışmaz. Çabalayan kazanır. Emek, dileği kıymetlendirir. Gayret ise, emeli, amele çevirir. Hayalleri gerçeklere çevirecek olan biziz ve onun en doğru zamanı ise sadece ŞİMDİ.

Korkusuzca ve istikrarlı bir şekilde hareket etmeyi öğrenmeliyiz. Pişmanlık ertesi gün bizi güçlü bir şekilde ayağa kaldırmak içindir. Pelte gibi yere yapıştırmak için değil. Bozduğunu tamir etmeye sevk etmiyorsa, özrün bir kıymeti olmaz.

Sokaklar hareketlendi, besteler yapılıyor, bayraklar hazırlanıyor. Önümüzde iki aydan az bir zaman var. Kafaları karışık olanlar etkileyecek sonucu. Vaktini boş boş geçirmek yerine, iyiden iyiye aklını kullanıp, gerekeni yapmalı herkes. Sandığa gitmekle sorumluluk bitmiyor. Aksine başlıyor. Kararımız, bizi ve bizden sonraki neslimizi ciddi ölçüde etkileyecek. Gaflet veya muhabbetle olacak iş değil bu. VATAN - MİLLET meselesi. Gözünü açmak için, insanımızın başına, daha nelerin gelmesi gerekiyor bilmiyorum.

Rabbim, "birbirinizi yanlışta uyarmaz, doğruda teşvik etmeseniz, başınıza merhametsiz ve zalim birini veririm, inletir sizi" buyuruyor. Birbirinin kuyusunu kazan insanlara, bu haktır deyip susamayız. ŞİMDİ, demek zamanı. Saatler kurulup, ayarlar yapılırken, tavrını göstermek anı. Keşke dememek için, canımızı yakmamak için, cesur olup sağduyulu davranma zamanı.

Kişisel pişmanlıklarımızı unutturur, milli pişmanlıklarımız.

Üç kuruşluk menfaat için, şerefini, onurunu satan yatacak yer bulamaz, öldükten sonra. Kendi menfaati için milletini satan insanlara, sessiz kalmakta, onlar kadar şerefsiz, onursuz yapar insanı. Sonra olmadan, keşke demeden, pişmanlıkla yanmadan, yaşamak dileği ve çabasıyla...

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR