25 Eylül 2017 Pazartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

5 Yıldızlı Otellerde İftar Menüsü 316 TL Gibiymiş...

22 Ağustos 2011 Pazartesi 10:14

5 YILDIZLI OTELLERDE İFTAR MENÜSÜ 316 TL GİBİYMİŞ…

Aman Allah’ım, 850 TL maaş alan bir SGK emeklisi olarak maaşımın yarısı kadar bir iftar menüsü ile ilgili habere rastlayınca dudaklarım uçukladı.

Ben 316 TL’ye ailemle bir ay oruç tutarım… Yapmayın, etmeyin lütfen. Nereden kazanıyorsunuz, nasıl veriyorsunuz bu iftar yemeklerini ve gidip o 5 yıldızlı otellerde iftar açıyorsunuz… Oralarda, israf ederken Afrikalı açlar hatırınıza geliyor mu? Eminim, gelmiyordur. Sizin için önemli olan lüks yaşam! Ve bunu kılıfına uyduruyorsunuz nasılsa? Rahatsınızdır, sanırım… O zaman sorun yok!


Ramazanlarda, maddi durumu yerinde olanların, birbirlerini ağırlamalarına çok kızıyorum. Bir yarış vardır, o iftarlarda! Ben seni yemeğe almışsam sende beni yemeğe alıyorsun; ben ne yapmışsam, sen bir fazlasını yapıyorsun. Birimizden birimiz iftara çağırmasak, o ramazan ayında hemen ilişkiler donduruluyor. Sen yapmadığında, karşındaki kesiyor. Benim bu yıl maddi gücüm kısıtlı diyelim ki; iftara alamadım, ne olacak? Hemen gözden düşüyorsun. Peki, gerçek bir garibi, fakiri sofrana alıp onunla iftarını açabiliyor musun?

Evinizde, kılık kıyafeti düzgün olmayan bir fakirle, yemek yemeyi şayet yapamıyorsanız;  en azından bir akşam çevrenizdeki tek gözlü yıkık dökük evlerin içinde kalan o zavallı kimsesiz gariplerin evlerine iftar yemeği götürün. Çevrenize bir bakın? Ne durumda, ne şartlarda yaşayan insanlar var.


İnanın, bir ramazan ayı; günlerden bir gün, kendi nefsimi ayağımın altına aldım. Çıktım, kimi yemeğe alayım diye saatlerce dolaştım. Elinde bir küçük tüp, kaldırımda; zar zor yürüyen bir kadın… Tüp almaya çıkmış. Kendisine yaklaştım. Sordum: “Nerde oturuyorsun?” dedim ve evine kadar gittim. Tüpünü evine bıraktım. Yaşadığı evi gördüm. Yaşlı bir adamcağız, geçte olsa gelip kapıyı açtı. Bastonuna yüklene yüklene geldi. Bir zamanlar eşiyle beraber Kavaklı camiinin tuvaletine bakıyorlarmış. Artık tamamen yaşlanınca ellerini çektirmişler.

Bir oğlu varmış, o da bir kahvede garsonluk yapıyor. Yarı aç, yarı tok. Ertesi günü evine bir şeyler götürdüm. Kendilerini evime iftara davet ettim. Sözleştik ve bir akşam bana geldi. O gün bir misafirim daha vardı. O da çok memnun oldu, bu misafirimizden! Ayrıca o ve eşi de, kadıncağıza yardımcı oldular. Diğer misafirlerim kalkarken, kadıncağızı evine de arabasıyla bıraktılar. Kocası dışarı çıkamadığından yaşlı kadın yanına bir yakınını alıp, gelmişti. Güzel bir ramazan akşamı geçirmiştik, birlikte ve içimdeki dileğimi gerçekleştirmiştim. Sizlerde yapıyorsanız; yakınlarınızdan ihtiyaç sahibi olanları bulun, onlarla iftarınızı yapın. Akrabalarınızdan ihtiyaç sahibi olanlar mutlaka vardır, onlarla bir iftarınızı paylaşın. Kendi yakınınıza yapmadığınızı, başkalarına neden yapıyorsunuz. 

Ne lüks yerler, orucun derecesini artırır ve ne de zengin sofralarında zenginlerle açtığınız iftar sizin tuttuğunuz orucun derecesini artırır.


Ağustos ayı gibi bir ay da, aşırı sıcaklarda, oruç tutarak, ne büyük bir iş yaptığınızın farkında mısınız? Bir ibadetin en anlamlısı, onun kıymetini bilmekten geçer. Dereceyi artıran en büyük etken budur. Bu nedenle, Ramazan ayını; onun manevi anlamını yaşarak, oruçlu geçirmeniz, size doyumsuz bir kazanç sağlar. Tarık Şahin’den bir fıkrayla bugünkü yazımı, bağlayayım mı? Peki, tamam o zaman!
 


Ramazan-ı Şerifi Memnun Etmek

Birçok Ramazanı birlikte geçirmiş olan bir hanımla beyi konuşuyorlarmış.
Bey, hanımına: 

-Hanım, bunca senedir oruç tutuyoruz. Acaba Ramazan-ı Şerif’i hiç memnun edebildik mi? diye sormuş. Hanım: 

-A efendi! Düşündüğün şeye bak, o mübarek hiç memnun olmasaydı, her sene 10 gün önceden gelir miydi? Demiş.                  

 

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR