ADD'nin Açtığı Dava Karara Bağlandı

Barla'da anayol kavşağına il genel meclisi kararıyla “Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin yaşadığı topraklardasınız” yazılı tabela asılması kararına itiraz eden ADD'nin açtığı dava ilgili mahkeme tarafından reddedildi.

Yayınlanma:
Güncelleme: 26 Ocak 2014 13:24
ADD'nin Açtığı Dava Karara Bağlandı

ADD’nin başvuru dilekçesinde Said Nursi adlı kişinin Türkiye Cumhuriyeti karşıtı olduğu, bu nedenle topraklarında bir yere adının verilmesinin kabul edilemeyeceği, halkı düşmanlığa, kin beslemeye alenen tahrik edebilecek nitelikte olduğu iddia edildi.

Davayı görüşen Isparta İdare Mahkemesi, Bediüzzaman Said Nursi’nin kim olduğu, İslam tarihindeki yeri, eserleri, Barla kasabası açısından nasıl bir öneme sahip olduğu ve İslam alimi olup olmadığı konularında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın en yüksek danışma ve karar organı olan Din İşleri Yüksek Kurulu’ndan görüş istenmesini karara bağladı.

Bediüzzaman İslam Alimidir Yüksek Kurul ise mahkemenin başvurusuna verdiği yanıtta, Said Nursi’nin 1878-1960 yılları arasında yaşadığını, yaşadığı dönemin siyasi ve konjonktürel şartlarına bağlı olarak kimi zaman tutuklandığı, sonrasında beraat ettiğini, kimi zaman sürgüne gönderildiğini, ardından serbest bırakıldığını, düşüncelerini “Risale-i Nur” adını verdiği eserlerinde ortaya koyduğunu, bu eserlerin yerli ve yabancı araştırmacılar tarafından bir tür “Kuran tefsiri” olarak anıldığını bildirdi. Yüksek Kurul ayrıca Nursi’nin bir “İslam alimi” olarak değerlendirildiğini, dini konularda eserler kaleme almakla kalmayıp ilgilendiği ve yetiştirdiği öğrencileriyle bir hareket oluşturduğunu, 1926 yılından itibaren yaşamının yaklaşık sekiz yıllık bölümünü Barla kasabasında geçirdiğini, Risale-i Nur adlı eserinin bir bölümünü burada yazdığını da yanıtına ekledi.

‘Diyanet haklı, turizme katkısı olur’

Diyanet’in bu kararından sonra mahkeme, valiliğin “Said Nursi’nin, kasabanın inanç turizmine katkı sağlayacağı”nı kabul etti. Mahkeme ayrıca “Bediüzzaman, Nursi” gibi unvan ve lakapların da toplum tarafından kabul gören şahıslar için kullanılmasında sakınca bulunmadığına hükmetti. Mahkeme, bu gerekçelerle ADD’nin açtığı davayı reddederken, avukatlık ücretinin davacıdan tahsil edilmesine de oybirliği ile karar verdi.

HABERE YORUM KAT
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum