26 Eylül 2017 Salı

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Alemin Zerresinin Nizamı Aşk

28 Mayıs 2015 Perşembe 16:44

İşler iyice karıştı, aşk olsun...

       Olsun, bu gün konumuz aşk olsun. Aşkımız, sevgimiz, kıymetli, özel olsun. Siyaset akrep kazanı olmuş, kaynıyor. Akılları tilkiler basmış, karıştırıyor. Gönüller bulanmış, yürekler sallanıyor. Aşkın sırası mı Mirim, demeyin ne olur?

 

       Aşkın sırası mı olur. Ne oluyorsa kaos adına, aşk olmadığından. Ne olması gerektiği gibi olmuyorsa, aşk olmadığından. Analar, babalar, bacılar, hayat aksın, yaz olsun, kış olsun, hastalık olmasın, sağlık olsun ama ille de AŞK olsun. 

 

       Mevla aşk ile yarattı alemi.  Aşk ile bezedi. İçinde Rabbi’nin aşkı olmasa, gül kokar, bülbül öter, bulutlar süzülür, güneş ısıtır mıydı? Kullarını aşk ile yaratmış olmasa, bu kadar arsızlığa, edepsizliğe rağmen, rahmet, bereket, huzur yaratır mıydı? Alemin zerresinin nizamı aşk, enerji kaynağı aşk, nimetin özü, sebebi hikmeti aşk. O zaman, neden insanda bu kadar az, bu kadar kısır diyeceksiniz aşk. Akıl aşkı bitirdi. Ölçüler ve bireysellik sevdası, egoları şişirdi. Aşk benliğini eritmekle olur. Benliğini şişirmek, beslemek, putlaştırmak esas oldu. Bencillik eskide kaldı, masum bebeler, tazecik çocuklar bile narsist. Kimse kılına dokundurmuyor. Kimse fedakârlık yapmıyor. Bütün hesaplar, kişisel çıkarlar için. Rabbena, hep bana.

 

       Matematik hesabı yapılıyor, çıkar ölçüleri kaç gram fazla çekiyor, kâr nerede başlıyor, nerede son buluyor. Karşılık bekleyerek sevilse, edebiyat olur muydu? Sayısız şarkı söylenir, kitaplar dolusu şiir yazılır mıydı? İncecikten yağan kar, Elif Elif der miydi? Birini seviyorsan, sınırsız seveceksin. Ne yüreğine sınır koyacaksın, ne sevdiğine. Dilediği kadar gezinip, dilediği zaman gidebileceğini bilecek. Aşk sahip olmak veya olunmak değil. İnsanı hayvanla eşit olan, hırs ve hırçınlıktan kurtaran ona seviye kazandırıp, yükselten öğreti.

 

       Zamane gençliği aşkı bilmiyor. Aşk günümüzde fiziksel tatmin olarak algılanıyor. Anne sevgisini bile menfaat olarak düşünüyorlar. Kendi duygularını tatmin için sevdiğini savunuyorlar. Sevmeyi, sevdiği için erimeyi, nasıl hissettireceğiz gençliğe. Bedenlerinden öteye nasıl geçireceğiz. Bir karış ekrandan, uzaklara uzanıyor dünyanın çizgileri, nasıl çevireceğiz gözlerini. 

 

       Gönül, boş bir arazi, her heves ve duyguda tohumlar atılır. Her heyecan ve coşku yağmur olur. Her ümit ve gayret güneş olur. Gönül arazisi, muazzam İrembağı, gülistan olur. Gönül gözün esiridir, sevda gözün eseridir. Güzelliği yaratan da, güzele sevgi yaratan da Mevla. İçinde inanç ve iman olan teslimiyeti bilir, kendini geride bırakmak sevdadır, kendinden önceye koyabildiğin aşk. Akıl gönülden korkar, sınırları kaldırdığı için, menfaatten geçip fedakârlığa taşıdığı için. Her sevgide akıl titrer, telaşlanır. Varlığını talan edecek, küçülüp kaybolacak sanır. Çünkü akıl somut olanla sınırlıdır, ötesine geçemez. Gönül ruh enerjisiyle sınırsız gezinir ve verdikçe sundukça büyür. Işık olur, aydınlatır. Zamana sığmaz, mekânı kuşatır. 

Aşk ruhun işidir. Bedeni katarsan bozulur. Aşk aklı etkisiz kılar, aklı devre dışı bırakamıyorsa aşk değildir.  

       İçine bakmalı kalplerin, neyin hükmünde. Ana kumanda da ne oturuyor. Kendisi varsa insanın, o kalp asla gönül olamıyor. Aşkı bedene indirende kalplerin sahibi, kişinin kendisi olmasıdır. Her kötü söze hazır bir cevap bulur insan, seni seviyorum'a cevabı yoktur. Beyin yüksek tempoda çalışır, ısınır, zorlanır. Ne istiyor acaba. Korkutuyor sevgi sözcüğü bile, benden ne istiyor. Sen seviyorsun ya, muazzam mükemmelsin ya o da sevmiş işte. Yok, afallar kalır. Aşka çok var daha, sevgiyi unutmuş insanlık. Bir şey istemiyorum senden, varlığın mutluluk veriyor bana, haberin olsun istedimdir sevgi. 

  

       En büyük cimri, içinde Allah’ın yarattığı sevgiyi saklayıp, söylemeyendir buyurmuş, efendimiz. Cimrilik etmeyelim. İnce bir sınırı var, ya kendinle coşturursun yüreğini, dert olursun milletin başına, ya kendinden geçersin sevda ile taç olursun milletin ruhuna. İçine bakmalı kalplerin, ayıklayıp temizlemeli niyetleri. Niyetler geleceğimizi, sevgiler ve istekler de bizi oluşturur. Sık sık gözden geçirmeli, hayra dönüştürecekse halimizi, listenin başına çekelim sevdiğimizi.

 

       Sevelim ille sevelim, kendimiz olmadığımız sürece sevdiğimiz, aşka taşımaktan korkmayalım. Milletlerin başına gelen felaketler, vatanları parçalayan fitneler, huzuru bozan karmaşalar sadece kendine aşık, başkalarına kapalı yüreklerin eseridir. Çeli çöpü sevelim, içimizdeki vahşi hayvanları, sevgi ile evcilleştirelim de kimsenin başını yakmayalım.

 

       Hitler i gördü insanlık, kendine ve ırkına tutkusuyla. Nerelere ulaştığını kan ve gözyaşı selleri ile yaşadı. Kaddafi vardı, Cennet i burada yaşamak için, kendi milletine Cehennem yaşattı. Mevlana’yı tanıdı insanlık, kendinden başkasında var olmayı, koşulsuz sevmeyi anladı. Yunusu yaşatan, bu zamana taşıyan kendini unutması, aşka dokunmasıydı. Hoş görü ve anlayış sembolü yaptı onu beklentisiz sevgisi. 

 

       Ölüm ensemizde ılık rüzgârını estiriyor. Derdinde olduğumuz dünya sadece nefeslerimiz sayısınca bizim. Ömür kontörü bir kere dolduruluyor. Telafisi yok. Mezarda kendimize ayıracak çok vaktimiz olacak, aşka ulaşmadan, sevdayı hissetmeden ayrılmayalım bu dünyadan. Saman çöpü gibi boş ve faydasız.

 

       Ben kapısı karanlığa açılır, seni alır çıkmazlara çağırır,

       Aşk iklimi aydınlığı yaşatır, seni böler alemlere dağıtır.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR