23 Eylül 2017 Cumartesi

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Anahtarlıkta ki Anahtarlarımız

13 Şubat 2015 Cuma 13:34

Anahtarlığı dolu olanlardan mısınız, yoksa bir iki tane mi? Bazılarının anahtarlıkları dolu doludur, taşıyamazlar. Kim bilir neleri açıyordur. Anahtarların size ait kıldıkları özel yerler vardır. Buralar, o anahtarlarla sizin olur. Size ait kalır. Anahtarın kıymeti de açtığı yerin kıymeti kadardır. Bisikletin ki ile Ferrari nin anahtarı, köşkün ki ile odunluğun anahtarı aynı kıymette olmaz elbet.

 

Geçen gün, bir dalgınlık kapıda kaldım. Kapı benim, ev benim ama tanımıyorlar beni. Israr et, yalvar tepki yok. Bütün doğrularım yerlerinden kalkıp, yeniden dizildiler. Bana ait olanın ispatıydı anahtar. Anahtarın yoksa kapın duvar örüyordu sana. Aklıma kalbini kırdığımız dostlarımız geldi. Anahtarı önemsemeyip çıktığımız ev gibi, önemsemeyip kalplerini kırınca, bizi tanımıyor, mesafeler koyuyor, duvarlar örüyorlardı. Gönül saraylarının anahtarlarını, dillerimizde, ellerimizde saklıyoruz. Bazen bir özür, bazen tatlı bir söz, bir incelik, açıyor gönül kapılarını. Gezinip dolaşıyor, yatıp uyuyorsun dostun ruh hanesinde. Kırınca sıkıyor, yoruyor, boğuyor insanı dost kalbi. Kabahati kendinde bulana kadar da açılmıyor dost sinesi.

 

Kapıda kalmak gibi sıkıntılı ve zamanı ağırlaştıran bir durum, kırgınlık. Namaz Cennetin anahtarıdır buyuruyor, Efendimiz (Aleyhisselam) yani Cennet artık senin, dilediğin gibi gir. Demek ki orada da anahtar var, kilit var. Üstelik buradan alıp gidiyorsun, oradaki kapının anahtarını. Cennetin anahtarı, çok sarsıcı. Günde beş kere Rabbinle vuslat yaşa, tadını al, keyiflen, O da sana, has odanın anahtarını versin. Muhteşem. Kadınların kalplerinin anahtarı, ince sözcükler, özenle ve samimiyetle kurulmuş cümleler. Anne için ayrı, evlat için, baba, kardeş, komşu ve eş. Herkes için ayrı desenleri olan ancak özü anlamlı kelimeler. Kadın alemi sabrı ile inşa eden muazzam yaratık. Ve onu size ait kılan anahtar. Harika.

Muhabbet dolu bir yuvanın anahtarı nikâh.

 

Öbür dünyada geçerli olan tek anlaşma. Kayıtları burada tutup orada devam eden muazzam kontrat. Saadete devam ederken anahtar nikah. İki bedende bir ruh diye özetliyor evliliği Efendimiz (Aleyhisselam) İki ayrı beden bir ruh. Geniş bir kapta tahin ve pekmez. Belki de uzun bir bardakta su ve rakı. Karışınca asla ayrılmayacak hale gelmek. Nesil ve insan değişti. Artık kimse bu ölçüde kendinden geçemiyor. Aynı evde iki kral, aynı ringde iki şampiyon. Tamamlanamıyor iki tam. Daima iki tam oluyor. Evliliğin anahtarı nikâh. Boşanınca eşler birbirine duvar, ne acı. Hesaplar var şimdi, şifrelerle sizin. Anahtarlığa takılmayan anahtarlar. Bilgisayarın başına geçince şifre sayar oluyor beyinlerimiz.

 

Hesaba ayrı şifre. Mail, Face, Twitter alış veriş siteleri, daha neler neler. Birinin eline geçince her şeye hükmeden şifreler. Senin olan her bilginin servis edileceği özeli açan anahtarlar. Ne ürkünç. Bu işi emek edinip ilerleten bununla diğer insanların hesaplarına ulaşan ve oralardan menfaat devşirenler var. Oysa bir yüzyıl kadar önce şifreler ruhlarımızda gizli idi. İnsanlar önce kendi gönül atlaslarını keşfediyor, sonra diğer gönüllere girmenin derdiyle pişiyorlardı.

 

Nasıl özetlemişti Yunus: ( Kuddise Sirruh)

Yunus Emre der hoca,

İstersen var bin Hacca, hepsinden iyice bir gönüle girmektir. Bir gönüle girmek. Var mı böyle bir derdimiz. Face sine gir görürsün zaten içinde neler var, neler yok. Resimleriyle gör hasretlerini. Ezberden yazılan klişe cümlelerle öğren hayata bakışını. Çarşaf çarşaf yüreğini sermiş zaten oraya. Hesaba gir, zaman tünelinde

gezin tamam. Bu kadar mı? Ruhumuzun engin suları, ihtişamlı dorukları, karlı esintili tepeleri, mahrem nazenin esintileri nerede. Bir sıcak bakış, ömrü uğruna feda ettiren derin ve manalı bir sıcak bakış. Nerede. Sosyal paylaşım siteleri. Çok itici. Özelini servis edip yaşayamadığın kaygan zemin. Birbirine düşüp üzülen ve fakat hiç görmemiş insanlar. Gerçeğe dayanmayan hayal bir çok hayat. Bölünüyor kimlikler hücreler gibi. Her beyin hücresine ayrı kimlik oluşturan, uçsuz bucaksız bir alem sanal dünya. Her yürek aslında hasretini çektiği gerçek duygu açlığının peşinde. İçine anlık bakışlarda gördüğü ince ruhunun, ihtiyacının derdinde.

Zaman kendi dünyasını çözmeye taşımıyorsa insanı, düğümlenen kişilik başka düğümlü kişiliklerle boğuşuyor. Her ifade de gerçek ve samimi duygu çığlıkları atan insan, kendi çığlığına sağır debelenip duruyor. Anahtarlığınızda artık sadece bir iki anahtar mı var. Beyninizde sayısız şifre. Peki ya gönüllerimiz. Doğum günü bilgilerini bile hatırlatan bilgisayarlara hapis yüreklerle, size ait neleriniz var.

 

Bedenini beslemeyi unutuyor insan nete bağlanınca, ruhu zafiyet geçirse fark eder mi?

Bir yerden tutup silkelemeli. Farkına vardırmalı gerçek hayatla sanal olanın tat farkını. Dostla sıcak bir temasın nasıl doyurduğunu, o boş gezinmelerin içimizi nasıl tırmalayıp yıprattığını gençlerimize göstermek lazım.

Gönül anahtarlığına yeni yeni anahtarlar takıp dolu dolu taşımanız dileğiyle.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR