24 Eylül 2017 Pazar

Tolga ERTEN / Ajans32

Anapara Korumalı Fonlar

08 Aralık 2010 Çarşamba 12:59

 

Merhaba değerli Ajans32 okurları..

 

Bundan sonra olabildiğince sık aralıklarla sizlere yazılarımla ulaşmaya çalışacağım.

 

Makalelerimde siyasi yorum bulamayacaksınız.

 

Genellikle Isparta yereline özgü bilgilere de eğer çok önemli bir gündem maddesi değil ise yer vermeyeceğim. Genellikle yazdıklarımla sizlere ülkemiz genelini ilgilendiren ekonomi, bankacılık, sosyal hayat ve çevre kirliliği gibi konularda yorumlar aktarmaya çalışacak, yerel sonuçlara varmaya çalışacağım.

 

Neden siyaset yok? Çünkü bu konu hemen herkesçe takip edilip yorumlana gelen temel konulardan biri. Benim de bu alana girmemin yeni bir şey kazandırmayacağını düşünüyorum.

Bir başka nedeni ise Isparta'da bir bankanın şube yöneticisi olduğum için mesleğimiz gereği politikaya karışmama prensibimiz. Aynı nedenle gerçek ismimi gizli tutacak ve mesleki etik kurallarına bu ortamda da dikkat edeceğim.

 

Gelelim bugünkü yazımızın konusuna: Anapara korumalı fonlar.

 

Son birkaç yıldır belki dikkatinizi çekmiştir. Birçok banka anapara korumalı B tipi yatırım fonu satışları yapıyor ve müşterilerine bu fonları şiddetle öneriyorlar. Peki nedir bu fonlar? Gerçekten bankacılar bu fonlar için verdikleri tavsiyelerinde haklılar mı?

 

Anapara korumalı fonlar, genellikle 1 yıl vadeli olarak halka arz edilen, kural olarak vadelerinde anapara riski taşımayan yatırım fonlarıdır. Fonu yöneten kuruluşun ilk amacı anaparayı korumaktır. İkinci amaç ise fona konu olan senaryo ne ise bu senaryo üzerine satın alınan digital opsiyonun "katılma oranı" kadar getirisini fon müşterilerine sağlamaktır.

 

Senaryo ise her fon arzının reklamlarında izlediğimiz üzere İMKB 30 - 100, USD/TRL kuru, Altın vb. değerli madenler, Japon Yeni/TRL kuru gibi birçok finansal değişken olabilir. Geçmişte ihraç edilmiş ve vadeleri de tamamlanmış fonlara bakıldığında birçoğunun vadeli mevduat getirileri ile karşılaştırıldığında gerçekten "anlamlı" getiriler sağladığını görürüz.

 

Burada önemli olan, bu fonlardan almak niyetinde olan tasarruf sahiplerinin nelere dikkat etmeleri gerektiği.

 

Sizlere kısaca bunları özetlemeye çalışacağım:

 

  • Öncelikle fonun vadesi boyunca size gerekli olmayacak kadar kısmını bu fonlara yatırmayı düşünmelisiniz. Bütün birikiminizi bu fonlara yatırırsanız; vadeden önce paranızı çekmek istediğinizde; hem anapara koruma prensibinden yararlanamazsınız - yani anaparanızdan zarar edebilirsiniz - hem de erken çıktığınız için belli bir oranda ceza ödersiniz. Bu ceza, fon birikiminizin % 1'i ile % 5'i arasında olabilir. Satın alırken bu oranı ihraç eden bankaya sormakta fayda var.
  • Fonun hangi senaryoya yatırım yaptığını iyi anlamanız ve fona konu finansal değişkenin geçmişte neler yaptığını incelemeniz gerekir. Sözgelimi, altına yatırım yapacak bir fondan bahsediyorsak; bugün kükoşullarda altının fiyatının rekorlar kırdığı bir ortamda olduğumuza göre ne kadar daha yükseleceğini iyi değerlendirmek gerekebilir. Geçmişte çok daha değerli iken bugün global krizin etkileriyle değerini kaybetmiş bir varlığa yatırım yapmak, kazanç ihtimalini arttıracaktır.

 

  • "Katılım oranı" Fonun dayandığı finansal varlık değer kazandığı zaman size bu kazancın ne kadarını verecek ise bu oran katılım oranı olarak isimlendiriliyor. Burada % 50 ve altı gibi düşük bir oran varsa nedenini sormak gerekir. Gördüğünüz gibi bu fonlar biraz karmaşık duruyor.

 

Peki vatandaşımız neden bu kadar karmaşık görünen işlerle uğraşsın? Neden bildiğinden şaşmayıp vadeli mevduata alacağı faizle hayatına devam etmesin? Vadeli mevduat bir tercih tabiiki. Saygı duyarım. Ancak son dönemde şöyle bir gerçeklik var: Ülkemizde hazine bonosu, vadeli mevduat gibi klasik finansal enstrümanların getirileri, enflasyon etkisini dikkate aldığınız takdirde eksi... Yani,aslında bir kazanç sağlamıyor, paranızın değerini eritiyorlar.

 

O zaman ne yapmak lazım?

Borsaya mı girelim? Bu da bir tercih. Ama yakından takip edemiyorsanız çok ciddi kar ihtimali kadar zarar ihtimalini de göze almanız lazım. Bu nedenlerle anapara korumalı fonlar en kötü ihtimalle hiç faiz alamamak pahasına size reel getiri imkanı sunuyorlar.

 

Bu yatırım araçları, yeni yeni yaygınlaşmakla ülkemizin sermaye piyasalarında da derinlik-gelişmişlik ve daha uzun vadeli istikrarlı ürünler olarak ortaya çıkıyorlar.

 

Biz bankacılara en çok sorular soru nedir biliyor musunuz? "Ne olacak bu piyasalar?"

 

Bu sorunun cevabı herkesi ilgilendiriyor: Tasarruf sahipleri,borcu olanlar, esnaflar, memurlar, emekliler... Herkesi...

 

Peki nedir cevap? Kesin bilen varsa alnından öperim. Kimse bilemez. Ancak "tahmin edebilir". Aynen hava durumu gibi. Bugün dünyanın geldiği noktada finansal piyasalarda "risksiz" hiçbir ürün yok.  Mesela TL cinsinden 1 ay vadeli mevduat yaptınız. Risk ne? 1 ay sonra aynı orandan hesabınızı yenileyebilecek misiniz? Diğer para birimleri ile karşılaştırdığınızda paranız 1 ay sonra aynı satın alma değerinde olacak mı?..

 

Sonuç olarak, anapara korumalı fonlarla daha uzun vadede reel getiri sağlamak, faiz getirisini riske ederek mümkün. Senaryosunu iyi inceleyip değerlendirmek ve birikiminizin bir kısmını buraya ayırarak mantıklı bir yatırım imkanı sağlamış olursunuz.

 

Bir dahaki yazımda görüşmek üzere, herkese bol kazançlı günler dilerim.

 

T. Erten

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR