26 Eylül 2017 Salı

Onur ERCAN (Sesli & Yazılı Makale) / Ajans32

ANLAŞILMAK ya da ANLAŞILMAMAK...

17 Mayıs 2011 Salı 01:34

   Şair ruhlu insanlar hep sevecen olur, hayata bakışı, insanlara bakışı hep farklıdır. Onları anlamak için önyargıları parçalamak gerekir. Yakından bakmalı, anlamaya çalışmalıdır onları.

    Bu insanlar bir yere gittiklerinde oraya derinliğine nüfuz ederler, her köşesinde onların varlığı etkisini gösterir. Kurmuş oldukları her bir iletişimin içi dopdoludur, capcanlıdır. Şendir, neşe saçar, tartışıp konuşmayı sever. Sabit durmayı sevmez, bir yerde oturup kalamaz o insanlar. Hareket halindedir ve çevresindeki herkese sevecendir, hiçbir insan ondan kırılmaz. Çünkü onda hep güzellikler öndedir. Ruhu hep uçar, hep iletişim içindedir. Hapsedilemez, durdurulamaz. Nedense hep farklı olur böyle insanların yaşamları. Farklı ve dopdolu… Tıpkı kelebeklerde olduğu gibi…

    Aslında yanlış anlayanlara üzülmemek lazım. Bu dünyaya anlaşılmak için değil, anlamak için geldik. Anlaşılamamanın üzüntüsünü duyacağımız yerde, bütün ruhumuzla başkalarını anlamaya çalışsak hayat ne kadar güzel olurdu. Anlamak lazım, yanlış anlayanların ne kadar aciz olduklarını.

   Güven kriterinin göstergelerinde, referans dayanaklarında uyumlu olabilmek, aynı ölçülere sahip olmak, çok kolay da olmayabiliyor. Fedakârlık hoşgörünün, güven duygusunun harmanında olması gerektiği ağırlık kazanabiliyor. Sende hoş görünle bu insanları zaten affettin.

   Anlaşılmamak, insana en derin acılar ve ıstıraplar veren bir olgudur. İnsanın içinde kaynayan arzu ve istekleri, içinden geldiği gibi aktarmaya çalışması ve anlaşılamaması…
Her insan, farklı düşünceye, hayat anlayışına, tutum ve davranışlara sahiptir. Böyle olması, insanları tabiatta farklılıklara sevk eder. Yaratılışımızın gayesi de budur. Ancak hayatımızı sürdürdüğümüz veya üstlendiğimiz bir görevi icra ettiğimiz gruplarda veya topluluklarda anlaşılmamak, yanlış telakki edilmek, insana acı veriyor.

   İnsanların şekli, düşünceleri ve anlayışları ne olursa olsun, onlar yaratılmışların en şereflisi ve en hayırlısıdır. Çünkü yaradan, “Ben insanı, eşya ve hadiseleri teshir etmesi için, kendime halife olarak yarattım” buyurur.
    Bu bağlamda, insanlar birbirlerini anlamasa da, tutum ve davranışları birbirlerinin aynısı olmasa da, onların tabiattaki üstünlüklerini ortadan kaldırmaz. Fakat gönül, farklı düşüncelere gömülüyor.

   Çevremize şöyle bir göz atalım. Ne bizi anlayan, ne de yaptıklarımızın doğru olduğunu söyleyen biri var; bulamayız da… Yaptıklarımızı takdirle karşılayanlar, zaman geliyor, yüz çeviriyorlar bizlerden.
Bu nedenledir ki, yaptığım her şey benimdir ve bana aittir; bir başkasına beğenilmek, bir başkası tarafından takdir görmek gibi bir gayem yoktur. Eğer takdir edileceksem, vicdanımın beni takdir etmesi, bana verilen en büyük ödüldür.
   İşte anlaşılmak da, budur: “Vicdanın rahat, gönlün huzurlu ve ruhun sağlıklı olmasıdır.”Ne dersiniz; vicdan muhakemesi yapıyor, gönlünüzü huzurlu ve ruhunuzu sağlıklı kılıyor musunuz?

    Bir gün adam yolda yürümektedir. İlerden iş makinelerinin sesi gelmektedir. Yol açma çalışması vardır. Birazdan dozerin geçeceği yerde güzel bir ağaç, ağaçta da bir kuş yuvası vardır. Yumurtalar içinde anne kuş korkudan titremektedir. Çünkü birazdan dozer ağacı yıkacak, kuş yumurtaları kırılacaktır. İyi niyetiyle bir adam ağaca çıkar ve kuş yuvasını güvenli bir yere taşımak ister. Kuş yuvasını alır ve güvenli olan bir ağaca çıkmaya başlar. Tam yumurtaları ağaca koyacakken ayağı kayar ve elindeki kuş yuvası yere düşer, yumurtalar kırılır...

    Aynı olayda başka bir adam da. Yoldan geçerken bir bakar, Kuş Yuvası, yerden bir taş alır ve yuvaya fırlatır. Yumurtalar kırılır... Bu iki olayda da yumurtalar kırılmıştır. Sizce ikisi aynı şey midir? İşte sevdiklerimi üzmek kırmak beni hep korkutmuştur..

   Niyetiniz iyiyken kötü görünmek, bakarken farklı anlaşılmak ve dahası sözün özü derdimiz.

   ANLAŞILMAK ya da ANLAŞILMAMAK...

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 3 yorum yapıldı.
    YAZARLAR