26 Eylül 2017 Salı

Kadir YAVUZ / Ajans32

Anlatamadık…

23 Mayıs 2011 Pazartesi 19:02

ÇANAKKALE SAVAŞINI ANLATABİLDİK Mİ?  VE BİR DE İSTANBUL’UN FETHİNİ ANLATABİLDİK Mİ?

 

Anlatamadık… Bize doğru dürüst anlatmadılar ki, bizde çocuklarımıza anlatalım… Sonra torunlarımıza anlatalım.

 

Hangi savaşı anlatabildik… Hangi savaşı! Hangi kahramanımızı gençlerimize anlatabildik. Ne doğru dürüst, İslam tarihini biliriz… Ne Selçuklu ve ne de Osmanlı Tarihini biliriz. Bizim bilmediğimizi çocuklarımıza nasıl anlatacağız ki?

 

Japon Eğitim Bakanına, bir Türk gazetecinin sorduğu soru ve aldığı cevap çok enteresandır. Tüylerimi diken diken eden bu olayı sizlerle paylaşmak istedim. Buyurun bakın, şu ibretlik hadiseye!  

 

Japon eğitim bakanına Japonya'nın kısa sürede ilerlemesinin sırrını soran bir Türk gazeteciye bakanın verdiği cevap ilginçtir: “Biz okula yeni başlayan çocuklarımıza Hiroşima ve Nagazaki'yi gezdiririz. Çalışmazsanız sizin durumunuz, bizim halimiz bundan farklı olmayacak deriz”. “Peki, bize öneriniz nedir?” diye soran gazeteciye “Sizin de Çanakkale Savaşınız var” cevabını verir.

 

Böyle bir tarihe, böyle ataya sahibiz… Sahibiz de, anlatamıyoruz işte!

Çanakkale’yi 50’li yaşlarımda gezmek, görmek nasip oldu. Upuzun siperleri ve şehitlerin bulunduğu alanları, geçte olsa gezdim.  Dolaştım.  Ama  o  Çanakkale  ruhunu  yaşayamadan gezdim. O  ruhu nasıl yakalarız. Ancak, tarihimizi bilmekle yakalayabiliriz.

 

Bir kişinin İstanbul’un Fethi’ni anlayabilmesi için, illa İstanbul’a gitmesi gerekmez. Şimdi, herkes her bir tarihi olayımızı, bir savaşımızı o savaşı kazandığımız; şehre, giderek öğrenmelidir dersek, bu bir imkânsızlığı istemek demektir.

 

Fatih Sultan Mehmet’i tanımak için tarihe sarılmalıyız… İstanbul’a değil. Ama olayın yaşandığı yeri, imkânlar ölçüsünde gezip görmek elbette daha güzel olur.

 

Bu şehir ki; dünyanın göz bebeğidir. 1000 yıl boyunca Bizans İmparatorluğu’nun elinde bulunan İstanbul, Osmanlının eline geçmiştir. Osmanlı’yla birlikte ve hele fethin kahramanı 21 yaşındaki II. Mehmet’le birlikte Ortaçağ devri kapanmış Yeniçağ devri başlamıştır. Yani bir devir kapanmış, yeni bir devir açılmıştır. İstanbul’un fethiyle birlikte Sultan Mehmet fatih unvanını almıştır.

 

Hâliyle Bursa ve Edirne’den sonra İstanbul Osmanlı İmparatorluğu’nun başşehri olmuştur. Bu tarihi şehir, yalancı cennet gibi bir şehirdir. Boğaz emsalsizdir. İstanbul’da Osmanlının izleri adım başı dolu doludur. Camiler, medreseler, hisarlar, surlar, parklar, saraylar vs.ler. bunların birçoğunu padişahlar bizzat kendi gelirleriyle yaptırmışlardır.

 

Onların haricindekileri de, yine padişahların anneleri, zevceleri, damatları veya çocukları yaptırmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in türbesi; nasıl ki, kendi adına yapılmış olan Caminin avlusunda ise, diğer padişahların türbeleri de, yine adlarına yapılmış olan camilerin avlularındadır veya en azından yine İstanbul’dadır.

 

İstanbul’u İstanbul yapan boğazın etrafını süsleyen bu tarihi güzelliklerdir. Bunları çok iyi tespit eden Fatih Sultan Mehmet İstanbul’a o derece âşıktır ki, Fatihe: “İstanbul’u niçin fethettin?” diye sorduklarında: “Önce o benim gönlümü fethettiği için!” cevabını verir.

 

Özel hocalar kontrolünde, eğitimi yapılan Fatih’in yaramaz olduğunu gören babası II. Murat, Molla Gürani’ye oğlunu teslim ettiğinde, yanında bir de sopa verir. Ama hoca o sopayı hiç kullanmaz ve güzel bir dersle onu kazanır. Yine hocalarından Akşemsettin’in bir kısasıyla sözümü bağlamak istiyorum.

 

Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2. Murat Han: “Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz” diye çıkışır. Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemsettin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der: “Peder ne der, kader ne der.”

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
    YAZARLAR