25 Eylül 2017 Pazartesi

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Annelerin Günü...

04 Mayıs 2016 Çarşamba 15:13

Anne kız salonda fotoğraflara dalmışlardı. Her ellerine aldıklarına bir müddet bakıp uzun uzun yorumlar yapıp neşelenip gülüyorlardı.  Anne elindekini heyecanla göstererek bak, gördün mü burada gülüşün aynı ben. Hele bir de şuna bak, saçların benim ki gibi kıvır kıvır. Rengimiz bile aynı ikimizde portakal gibiyiz. Gülüşüp eğleniyorlardı. Kapıya kadar gelmiş olan eşini çağırdı yanına, sende gel hayatım, gün gün ömrümüze kattıklarına bakıyoruz yavrumuzun. Baba da oturdu yanlarına sevinç ve mutlulukla devam ettiler her fotoğrafta onun çekildiği anı, yaşamaya. Arkasına yaslandı huzurla, bir eli annesinin, bir eli babasının avuçlarındaydı. Yüreğinden şükür ederek Allahım, annem yine beni evlatlık aldığını unuttu, onun sevgisini azaltma, onların ömürlerini uzat diye dua etti.

 
Sadece doğurmak değildi anne olmak. Sadece içinde taşımak, tamamlandığı sürecin zahmetlerine katlanmak. Elbette o çok büyük bir nimet. İçinde ilk kıpırtıyı hissettiğin an, dünya da artık sen diye bir şey kalmıyor. O ve onun tamamlığı, mutluluğu, huzuru, sağlığı, keyfi, tadı. Zamanın tamamını onunla ilgili plan, kalanını da onunla ilgili eylem yaparak geçiriyorsunuz. Artık adınız Ayşe, Ebru, Nalan değil anne adayı oluyor. Adaylıkla bitiyor kişisellik, bencillik, özgürlük, adaylıkla başlıyor, fedakarlık, vericilik, annelik. Sonrası malum.
 
Anne olmayan annelerden, anne olmak için çekilen acılardan, her ümit ve kaybediş arası yaşananlardan bakmalı bir de hayata. Ablam her anneler gününde beni arar ve annesiz anne, anneler günün kutlu olsun der, acıtır biraz annesizlik ama annelik tarafım hemen merhem olur o acıya. Bense ona sadece susarım, seninde annesiz ve çocuksuz ablam diyemem. Onun bu uğurda yaşadığı, acı, sıkıntı, fedakarlık, çaba, zahmet ve emeklerini çok iyi bildiğim için susarım. Yüreğim susmaz ama annelerin günü olmaz. Annelik günlü geceli bir şey değildir. Çocuğu yerine çiçeği, kafeste kuşu, kucağında kediyi, bahçesinde köpeğini, atı, keçiyi, tavşanı, şefkat ve merhametle seven her insanın merhamet ve özveri günüdür ömür. Paylaşırken kendi bütününü eksiltmeyip çoğalttığını bilen. Yüreğinde binlerce çocuğa yetecek merhamet üreten. Bakınca babasında, kardeşinde, komşusunda, gelininde, yeğeninde neye ihtiyacı varsa fark edebilen, doğuştan annelik sıfatlıların bayramıdır ömür.
 
Pazarlarda en tatlısından minik hediyeler, dükkanlarda biraz daha janjanlı paketlere sarılan gösterişli hediyeler, kırlardan yolunmuş, uzunlu kısalı saplı çöplü bir avuç rengarenk çiçek, iki mısra şiir, bir melodi şarkı veya iki eğri büğrü yazılmış seni seviyorum notu minicik ellerde, sulanmış gözlerle, ne nasıl ve ne ile verilirse verilsin, kıymet bilmedir sadece. Oğlumun el işi kağıtlarından yaptığı origami lale, yıllardır baş ucumda asılı. Kızlarımın minik sevgi dolu sözcükleri, anneme o güne özel okuduğum dualar.
 
Annelerin günü, ağlatır çoğu zaman beni. Anne olmak veya annesiz olmaktan değil, insanın yönlendirildiği zaman içinde bulduğu inceliklerden. Eğer zaman bükücüler tutup insanlığa ipek kalpli olmayı empoze etseler, her kelebek kanadı çırpıldığında dünya Cennet misali bezenir. Eğer kan emiciler, dünyaya tamah edip onu çürütmek yerine paylaşmayı, güzelleştirmeyi işleseler, hemen alt beyinler canla başla etraflarını abat ederler. Eğer çocuk, kadın, bağ, bahçe içinde can barındıran her varlığın aziz olduğunu unutmayıp hatırlatsalar, dünya da nesli tükenen hayvanları bırakın nesli tüketmeye çalışan insanlar meleklere dönüşür. 
 
İşte bu yüzden, hayra vesile olan yapmış gibi şerre vesile olan yapmış gibi muamele görür. Merhamet, şefkat ve hizmete bir gün verip sair zamanda, insan ruhunu canavarlaştıranlarla, öbür dünya da çok uzak düşmek için çabalamalıyız. Her gün, her saat, nefes aldığımız her an, dünya ve içindekilere sevgi ve muhabbet besleme, emeklerine kıymet ve karşılık verme günüdür.
 
Annelerin, kadınların, babaların, işçilerin, engellilerin, hayvanların, sağlıkçıların, polislerin, askerlerin, vatanın, milletin. Kimin günü olursa olsun hepsi, diğer zamanlarda unutup, hoyratça ziyan etme günleridir anlamına geliyor. Bu anlatılıyor, bu işleniyor. Asıl gaye, insan olmanın ölçülerini, hatırda kalan anlarla sınırlı tutmamaktır. Anne ölse de kalsa da her gün annedir, elleri koklanır, öpülür. Çocuk her gün sevilir, affedilir, hoş görülür, varlığı bayramdır. Babanın günü olmaz, ışıktır eve, kubbedir göğe, örtüdür etrafın kem gözüne, sert sözüne. Ne polise, ne askere, ne doktora hemşireye, günlerinde mutluluk dileyelim elbette ama insanca muamelemizi, sevgimizi, hürmetimizi süresiz, günsüz, sınırsız verelim.
 
Dünya hepimizin ama mutluluk onu, sadece insanca yaşayanların... 
* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR