26 Eylül 2017 Salı

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Annelik Duygusu..

30 Ekim 2011 Pazar 10:26

Annelik Duygusu..

Uzun süredir görmediğim bir arkadaşımla tesadüfen karşılaştık. Yanında beş tane farklı yaş gurubundan kız çocuğu vardı.. Çocuklar hemen etrafımızı sardı ve meraklı gözlerle
- Anne kim bu teyze?
Safiye:
- Benim arkadaşım kızım. Dedi
Bu kez ben şaşırmıştım.
- Maşallah hepsi senin kızların mı?
- Evet Neriman abla…
Ama içimden nasıl olabilir diye de düşünmeden duramadım. Safiye’ de benim şaşkınlığımı anladı sanırım, kulağıma eğilerek…
- Ben Çocuk Esirgeme Kurumunda çalışıyorum. Dedi.
Gurur duydum, canım arkadaşımla. Gözlerim doldu biran. Kendimi zor tutuyordum ağlamamak için. Nasılda benimsemiş kendi çocukları gibi. Onlarda, anneleri gibi görüyorlar belki de öğle zannediyorlar… Hepsini tek tek öptüm, saçlarını okşadım. Çocuklardı ama çocuk gibi bakmıyorlardı. Gözlerinde hüzün ve buğu vardı. Ama yinede çok şanslı olduklarını düşündüm. Safiye gibi merhametli, vicdanlı, en azından asgari ücret sevgisi yerine, dolu dolu seven manevi anneye sahiptiler. Anne diyebilecekleri mükemmel birine sahiptiler. Hepsini evime davet ettim.

Onlara hizmet etmekten gurur duyacaktım. Biz sohbet ederken Safiye’ye sürekli sarılıyorlardı. Onu öpüyor Anne diyorlardı. Neydi onları annesinden koparan acaba? Terk edilmek hangi yaşta olursa olsun, insanı kötü yönde etkileyen bir durum bence. Gerekçe ne olursa olsun, bence insan evlâdını terk etmemeli. Bunun hiçbir savunma mekanizması olamaz. Terk edilmeden çok, terk edilme şeklide önemli…

Terk edilen çocuğun bu travmayı atlatması için, etrafında çok güçlü ebeveynlerin olması gerek. Dünyaya gözlerini açınca çocuk, tanımadığı bir insanın kucağında ağlarken, annesinin kucağında o sevgiyi, şefkati hissedebiliyor ve susuyor. İki çok güçlü sevgi çeşidi vardır. Birincisi rabbimin kullarına sevgisi, ikincisi bir annenin yavrusuna sevgisi. Peki, durum böyle iken bu zavallı günahsız çocukların annesi nerede.? Ne için, kimler için terk ettiler? Sorularımızın cevabı sadece onlarda saklı… hiç bir çocuk anne, babasını seçme hakkına sahip değil.

Madem istemiyorsunuz neden neden dünyaya getiriyorsunuz. Tedbir alabilirsiniz. Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz. Yıllar öncesi almış olduğum kedilerimi bile kayıpta sokağa bırakamazken, o vicdansız annelerin yavrularını sokağa atmalarını kabullenemiyorum doğrusu.! Nasıl olurda canından olan bir parçayı terk edebilirler. Düşünmezler mi anne kokusundan, şefkatinden yoksun büyüyen bir çocuk ileride nasıl bir psikolojiye sahip olabilir. Okul öncesi yaşlarda neden-sonuç ilişkisi kurmakta zorlanan çocuk; okul çağında artık ailedeki sosyal ortamın bilincini yaşamaktadır. Ergenlik çağında artık anne babanın yokluğu, artık ebeveyn denetiminin ve modelinin yokluğu demektir.

Bir arkadaşım oğlu küçükken eşinden ayrılıyor ve çocuk babayı görmüyor, babada çocuğunu bir daha hiç arayıp sormuyor. Annesine babam kim diye sorduğunda arkadaşım, çocuğun yaş itibari ile küçük olduğunu fakat zekâ olarak geniş düşünebileceğini düşünmeden. “Sen tüp bebeksin” cevabını veriyor. Çocukta tüpçülere karşı ilgi uyanıyor. Nerede tüpçü görse onu babası zannediyor. Artık bu meraka dayanamayan çocuk annesine “ doğru söyle anne babam milangazcımı, aygazcı mı “? Masum bir yalanla başlayan konu nerelere gelmiş. Çocuk nasıl bir baba örneği çizmiş o güzel beyninde.

Tabi bunlarla da kalmayıp ailesi çocuğu götürmediği doktor kalmadı. Sürekli kenara çekilip kendi dudağını emiyor, aynı zamanda yanında oturan kişinin kulağını oynayarak psikolojik bozukluk yaşıyor. Okul yaşamı başarısız, çevresindeki arkadaş grubuda kendisi gibi ya babası olmayan, yada annesi olmayan çocuklar. Arkadaşım babasızlığını hissetmesin diye fazla hoşgörülü olup her istediğini almaya çalışıyor. Bilmiyor ki fazla hoş görü sevginin en tehlikeli şeklidir.

Bilemezdi ki! Asi, sorumsuz, tehlikeli, yanlış arkadaş seçiminden dolayı suça meyilli bir çocuk oluşturacağını. Yüz kızartıcı suçlardan dolayı siciline işleyeceğini bilemezdi. Aileden yoksun büyüyen bu tür çocuklarda, ileri yaşlarda tipik kronik depresyonlara yatkın oldukları bilinen bir gerçektir. Bütün bunlara rağmen babası yinede görmeye gelmedi çocuğu.

Herkes anne baba olabilir mi? Ya da her insanın anne baba olmaya hakkı var mı diye düşünüyorum. Doğurup doğurup terk ettiklerini düşünürsek! Bu duruma nasıl bir cevap ve çözüm getirilebilir. Şartlar mı bu boyuta getiriyor acaba? Toplumsal yaralarımızın sorumluluğunu anne babalara yıkmak adaletlimi olur oda tartışılır doğrusu… Aslında hangi anne çocuğunu bu kadar kolay bırakabilirki? Aslında hiçbir anne baba çocuğundan vazgeçmez ama çeşitli yaşamsal güçlükler nedeni ile çocuğunun bakımını sürdürmekte yetersiz kalabiliyor, zorluk yaşayabiliyorlar.

Sokak çocuklarının artışı ile birlikte sokak kültürü de keskinleşmeye başladı. Sokaklardaki duygu sömürüsü ile bir şeyler satan çocuklar herkesin malumu. Aslında bazen bizim insanımızda farkında olmadan, koruyucu davranmak çocukları sokaklarda istismar edenleri ödüllendirici olabilir.

Anne karşılıksız sevginin ete kemiğe bürünmüş halidir. Kafayı çocuklarıyla bozmuş anne örnekleri de fazla. Göbek bağları kopar ama yürek bağları asla kopmaz. Annelerin ortak tek cümlesi “ iyi ki seni doğurmuşum” dur. Çocukları olmayan ailelerde bütün servetini vermeye hazırdır.

Çocuk esirgeme kurumlarında zaman zaman kötü davranışları duyduk ve şahit olduk. Bu tür kurumlar tomurcuk güllerimizin açmadan solmaması için,bence personel seçimini çok incelemeli. Testlerden geçirmeli. Şartlar koymalı. Evlat edinme şartları biraz daha hafif olmalı ki herkes evlat edinebilsin.

Allah kimsenin yavrusunu öksüz bırakmasın. Herkesi duyarlı olmaya davet ediyorum. Biraz özel zevklerimizden fedakârlık edip en azından bayramlarda ziyaret etmeli veya bakıcı aile olmak için müracaat etmeliyiz. Sevgiyle kalın


* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR