24 Eylül 2017 Pazar

Kadir YAVUZ / Ajans32

Âşık Gürkanî Gönül Evi…

17 Ocak 2013 Perşembe 16:37

Âşık Gürkanî Gönül Evi…

 

05 Ocak 2013 Cumartesi günü, Âşık Gürkanî Gönül Evi açıldı. Açılışa, bir vesile Zeki Çelik’in davetlisi olarak katıldım. Açılışta, iğne atsan yere düşmeyecek derecede bir kalabalık vardı. Ancak önemli bir sohbet toplantımız olması münasebetiyle erken ayrıldım.

 

Âşık Gürkanî’nin gözüme ilişen bir kartını masa üstünden almıştım. Güzel bir dörtlükle kendi göçebe hayatını anlatmıştı… Şöyleydi:

“Yıllarca dolaştım durdum

Uzaklarda kaldı yurdum

Yaşım altmış beşe geldi

Gül şehrinde mekân kurdum”

 

Öyle ya, âşık olunmazdı, âşık doğulurdu… Kars’tı doğumu, gezmiş dolaşmıştı Anadolu’yu… Antalya’dan Isparta’ya güller diyarına gelmeye karar vermiş ki, bizlerle tanışsın kaynaşsın. Sazıyla sözüyle, hem gurbeti anlatmaya, hem de memleketinden uzaklarda gurbette oluşunu izah etmeye çalıştı. Gönül evi demişti ya, yüreği her yaralı olana merhem olacaktı, âşığın kurduğu bu ev! Öyle de, oldu. Beni de, memleketime aldı götürdü. Onunla bir defa daha gurbeti yaşadım, çektiğim hasretliği gönül evinde az da olsa giderdim.  

Ne, Âşık Gürkanî’yi bu denli tanıma ve ne de açmış olduğu gönül evini bu derece sıcak bulma imkânım olurdu, ikinci gidişim olmasaydı. 

08 Ocak 2013 Salı… İl Jandarma Alay Komutanı Albay Ömer Uyan, Isparta’daki şair ve yazarlarla tanışmak istiyormuş, bu vesileyle Zeki Çelik Gönül Evinin adresini vermiş, orada buluşalım demişti… Katıldım ve nice gönül dostlarıyla birlikte Albayımızla tanıştım.

Çok sıcak bir ortam içinde, oturduğumuz yerden birbirimizi tanımaya çalıştık. Önce Âşık Gürkanî, ev sahibi olarak bizlere kendini sazıyla sözüyle, taşlamasıyla, Köroğlu’suyla, Kiziroğlu Mustafa Bey’iyle bir güzel tanıttı. Komutanımızla başlayan tanıtım faslını, Göller Bölgesi Şair ve Yazarlar Derneği Başkanı Melahat Ecevit Hanımefendi devam ettirdi. Sırasıyla gönül dostları şiirleriyle sözleriyle kendilerini ifade etmeye çalıştılar.

Sanıyorum, adı Gül Kardeşler Grubu olacaktı, isminin Mehmet olduğunu öğrendiğim henüz yaşı 18’lerde bir genç sazını ve türkülerini konuşturdu ve sanki herkesi büyüledi. Ama zaman bir hayli ilerlediğinden Mehmet’i fazla dinleyemedik.

Bir komutanın, şehrin şairlerini ve yazarlarını tanımak isteyişi arkadaşların arasında çok hoş karşılanmıştı. İlk defa böyle bir şeyle karşılaşanlar vardı. Şaşırmış olanlar vardı. Bu nedenle de, hemen hemen her konuşma, askere gelip dayanıyordu. Onunla başlanıyor, onunla bitiriliyordu. Yani, Vatan duygusu ön planda oldu. Hepimiz, şehit veya gazi torunları değil miyiz? Dedelerimiz ya Çanakkale’de, Ya Sarıkamış’ta, ya da Yemen’de şehit veya gazi olmadı mı? Benim dedemde Yemen gazisi… İşte orada bir arkadaşımda, dedesinin Yemen’de şehit düştüğünü söylüyordu. Anadolulu, o nedenle birbirine bağlıdır hep! Bir şekilde bu bağlılığımız son Devletimizin temelini oluşturmuştur. Hepimiz kardeşiz! Birimiz Zonguldaklı, diğerimiz Karslı, Elazığlı ve Ispartalı olmuşuz, hiç önemli değil! Netice de, kardeş değil miyiz? Bu güzelim ülkeyi bölmeye, parçalamaya çalışanlara fırsat vermeyelim. Lokma olup, yutmalarına imkân vermeyelim. Gelin, birlik olalım.


Âşık Gürkanî Gönül Evinde, Gül Kardeşler Mehmet’ten, Rahmetli Neşet Ertaş’ın Gönül Dağı türküsü istenmişti ama zaman yetmemişti. İl Jandarma Alay Komutanı Albay Ömer Uyan, bu tip toplantıların devamı dileğiyle müsaade isteyince hep beraber dağıldık.

Kavaklı Camii’den ileriye doğru dümdüz giderken Saraç Sinemalarının tam karşısında… Kesikbaş’a çıkan Cadde üzerinde, Âşık Gürkanî Gönül Evi!  Herkesin rahatlıkla bulabileceği bir adreste… Varın, oraya! Çayınızı içerken, Âşık Gürkanî’yi dinleyin, onunla sohbet edin veya okuma salonunda kitabınızı okuyun.

Gönül Evi, Ispartalı gül sevdalılarını bekliyor. Âşık Gürkanî’ye bir hoş geldin deyin, o da sizi sazıyla sözüyle hoş bulsun. Gönlünüzün pasını silsin.

Güzel olmaz mı? 

        

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR