20 Eylül 2017 Çarşamba

Kadir YAVUZ / Ajans32

Bana Siyaset Yapma…

23 Nisan 2015 Perşembe 14:22

“Sevdiklerinizle siyaset yapmayın. Siyaset dostlukları zedeler. Siyasetçiler yollarına devam eder; siz, dostlarınızı yitirmekle kalırsınız.”

Aristotales

 

Bana Siyaset Yapma…

Bu sözü çoğumuz kullanırız. En samimi olduğumuz arkadaşımızın bizi zorlayan bir görüşünden kaynaklanan bir nedenle, bu söze sarılırız ‘Bana siyaset yapma!’

Siyasetçilerin yaptığı siyasetten değildir, burada yapılan siyaset! Hayatımızın her alanına girmiştir, hatta sızmıştır, siyaset! Sevmedim gitti bu illeti! O nedenle de, siyasetten bahsedildiğinde susmayı tercih ederim. Siyaset aslında başlı başına bir bilim dalıdır. Onu hakkıyla yapanlara da, ‘yiğidi öldür hakkını yeme’ denilen söze uyarak, bence siyasetçinin hakkını vermek lazım veya hakkını yememek lazım.

Hak deyince, gazeteci ve tertibim M. Ali Çelik aklıma geldi. Bu ara ona takılıyorum ya, hep siyaset konuşuyoruz, gittiğimiz yerlerde… Hakkını vermek gerekirse, tertibimin hakkını vermeli, derim. Siyaset ilmini veya bilimini çok iyi bilen biri! Ama nedense, siyasete girmez. O siyaset yapanları, bir seçime yaklaştığımız şu günlerde, milletvekili adaylarını çok iyi takip eder, programlarını izler, eksiklerinde ikaz eder, siyasi görüşlerini kendilerine iletir, yönlendirir. Sesini duymadıklarında, mesajla uyarır. Bu duyarlılığından dolayı, kendisine hayranım.

Hani denilir ya, ‘Kır atın yanında kalan, ya huyundan ya tüyünden olur’ ben de, siyasete merak sardım. İlgilenmeye başladım. Bazı görüşlerine katıldığım oldu. Bazı negatif görüşlerimi pozitife çevirdi.

Hani kökten siyasetle ilgilenmiyor değilim. İçine girmeden, gizliden gizliye izleyenlerden biriydim. Sessiz izleyiciyimdir. Aktif siyasetçi değilim. Hiç olmadım, olmaya da özenmedim. Destekçileri olduğum partililer olmuştur. Adam tutmada, yanında olmada, yanıldığım olmuştur. Beni yanıltan, inciten, kıran siyaset anlayışından bu yüzden de hep nefret ederim. Yoksa siyaseti derinden izlerim. Kim seçilecek, az çok bilirim. Şimdiye kadar, tahminlerimde kolay kolay yanılmamışımdır.

Herkes işini görmek için siyaset yapar, siyasetçiye yanaşır. Nemalanmak içindir, bütün gayreti! Ben, yıllarca yanında olduğum bir siyasetçiden; oğlum için iş isteğimi, yerine getirmemişlerdir. Yani isteğimi gerçekleştirememişimdir. Ama ‘gemisini yürüten kaptan’ misali, işini becerenler çok! Bütün bunları gördüğümde, sitemimde ‘Yok! Kimsenin işini gördüğümüz yok! Şimdiye kadar kimseyi işe filan almış değiliz’ cevapları, aldatıcı, kandırıcı veya şöyle diyeyim siyasi olmuştur. O zaman kızıyorum işte ve diyorum ki, lütfen ‘Bana siyaset yapma!’

Siyasetçi pişkin oluyor, nedense! O yüzden siyasetten nefret ediyorum.

Ancak, tertibimle dolaştığımız şu günlerde bazı siyasetçilerle birlikte oldum. 60 yaşında, şimdiye kadar yapmadığım şeyleri yaptığımı görüyorum. Kendi kendime bakıp, hayret ediyorum. Hayatımda ilk defa, CHP İl Başkanlığına gitmişim, milletvekili adaylarını dinlemişimdir. Her ne kadar listeye giremediyse de, milletvekili aday adayı ‘Abdullah Zafer Arısoy’un yaptığı konuşmalarındaki takdirimi etmezsem haksızlık yapmış olurum. O tanıtım konuşmasındaki ‘İbrahim Hakkı Hazretlerinden sözlerle başlayıp, Mevlânâ’yla devam ettirdiği, Yunus Emre’yle bitirdiği’ konuşmasını, geçmek yanlış olur.

Bir gazeteci olarak, CHP’de de olmak, dünkü yaptığım gibi AKP’nin milletvekili adaylarının şehre giriş konvoyuna katılmak, en tabii görevim ve hakkım aslında ama nedense ben kendimi uzak tutmuşum şimdiye kadar! Ve şimdiye kadar, AKP Koordinasyon Merkezi’nde milletvekili adayı Recep Özel’le birlikte fotoğraf çektirmek, ne bileyim, inanın yapmadığım şeylerdir. Gençlikte kalan, siyasi çalışmalarım hatırıma geldi o an!

Yine de, Aristotales’in dediğine yakın, siyasetçileri izlerken de ‘Bana siyaset yapma’ sözüne uyaraktan hareket etmekte yarar var, sanırım.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR