23 Eylül 2017 Cumartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Barla'daydım Geçen Hafta..

22 Mart 2013 Cuma 20:27

 

BARLA’DAYDIM GEÇEN HAFTA…

Pazar günüydü… Sevdiğim bir arkadaşım, dostum, kardeşim diyebileceğim kadar değer verdiğim Hakan, beni aradı “Görüşelim mi?” dedi. Beni, geldi evden aldı.

2-3 saat kadar gezdik, dolaştık. Öğretmenevine dönmüştük ki, bir telefon! Arayan, Bekir Bayram Ağabey’di. Ağabey diyorum, büyüğüm, saygı duyduğum biri! Bizi görmüş meğer bir baktım arabasıyla önümüzde!

“Atlayın!” dedi, bindik arabaya… Ona daha sonrasıyla ilgili bir şey soramazsın. O gider, gideceği yerde durur. Öyle de yaptı. Durdu bir yerde, bir tatlıcı dükkânı, bir tepsi tatlı önümüze koydu… Yedik.

Bir yerle konuştu… “Balıkları hazırla geliyoruz” dedi.“Gidiyoruz.” Demesiyle, kalkması bir oldu. Yola koyulduk. Ne kadar zaman geçmişti ki, ancak o zaman Barla’ya gittiğimizi öğrendik.

Hakan, bugün çok sessizdi. Barla’ya kadar hiç konuşmamıştı. Barla’ya vardığımızda “İlk defa geldiğini!”söyledi. Eğirdir Gölü’nü gören bir evde ikindi namazımızı kıldık.

Üstat Bediüzzaman’ın oturduğu ev, önündeki tarihi çam tam karşımızda... Barla’ya ziyarete gelmiş, birkaç kafileyle karşılaştık. Rehber eşliğinde, tanıyarak geziyorlardı.

Üstat bediüzzaman Said-i Nurs-î’nin mezarının Isparta’da olduğu, kesin yerinin belli olduğundan bahsettik. “Zaten daha önceden burada olduğu bilinen bir şeydi… Bu yeni değildi!” filan gibi bir şeyler konuştuk.

Her neyse, bu Isparta’nın inanç turizmine daha büyük bir katkı sağlayacaktır ama bunun çok iyi değerlendirilmesi gerekir.

Dik dağların arasındaki vadinin üzerinde kurulmuş bu küçük yerleşim yerindeki sessizlik sarmıştı bizi… Etraftan tanıdıklar çıkıyor, onlarla selamlaşarak yürüyorduk.

Pazar günü hava güneşli ama dağların yüksek yerlerinde kar olduğundan titreten bir soğuk başlamıştı, akşama doğru!

İlk Barla’ya indiğimiz saatte böyle bir titreme söz konusu değildi ama şimdi bayağı üşütüyordu.

Cemrelerin düştüğü ama ay olarak “Mart kapıya baktırır, kazma kürek yaktırır” dedirttiği aylardan birinin ilk günlerinin içindeydik. Üşümemiz gayet normaldi.    

Çamdağı Restoran’a gittik. Balıklar geldi.

Çok güzel bir sofra kurdurmuştu, Bekir Bayram Ağabey. İkramda yarış eden bir ağabeyimdir, Bekir Ağabey. Yemek sonrası mezarlığa uğradık.

Gruplarda oradaydı. Rehberleri anlatıyor, onlar pür dikkat dinliyorlardı. Bir hayli geç olmuştu. Yola koyulduk.

O güzel şirin ve küçük kasabadan, Barla’dan ayrılıyorduk. İleri de, Çamdağı var. Sad-î Nurs-î’nin bir çamın üstüne çıkıp risalelerini yazdığı söylenir. O çam kesilmiş, yan yatıyor orada… Hatta, yarı yanmış vaziyette!

Tepede bir yer, Çamdağı… Yan tarafı Eğirdir Gölü’ne bakıyor. Muazzam bir manzara var. Tarif edilecek gibi değil.Zaman daraldığından oraya gidemedik.

İnsan istemez mi, her yeri gezip görmek ama olmuyor… Kolay değil.

Akşam ezanı okunurken Isparta’ya girdik.

Nereye gidersen git, insan yuvasına dönmeyi ne kadar istiyor. Bir hoş hissediyorsun kendini… Mutluluk bu olsa gerek.

Kuş olduk, uçtuk gittik… Ne dere bıraktık, ne dağ, ne de tepe! Yollar bir bitecekmiş gibi geldi, bir de hiç bitmeyecekmiş gibi.

Sabah, neye niyetlendik, nereye gidecektik, hangi yöne gittik? Hiç bugünkü yolculuğu, düşünmüş müydük? Bir program yapmış mıydık? Yok. Bazen, senin kontrolün dışında bazı şeyler gerçekleşiyor. Tıpkı, bugünkü Barla’ya yaptığımız yolculuk gibi! Bugün derken geçen haftaki Barla gezimizi demek istiyorum.

Bakalım, rüzgâr bu Pazar beni nereye götürecek.

 

 
* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
    YAZARLAR