22 Eylül 2017 Cuma
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
27 Aralık 2012 Perşembe 15:56

Başörtüsü istismarı son bulsun

Türk Eğitim Sen Isparta Şube Başkanı Ali Balaban, bazı sendikaların başörtüsü istismarcısı olduğunu ileri sürdüğü açıklamada “Biz, Türkiye Kamu Sen olarak hem Atatürkçüyüz, hem de başörtüsü yasağının artık kaldırılmasından yanayız” dedi.
Başörtüsü istismarı son bulsun

Türk Eğitim Sen Isparta Şube Başkanı Ali Balaban, isim vermeden Memur Sen ve KESK'i eleştirdi. Balaban, her iki sendikanın da aynı anlayışa sahip olduğunu ileri sürdü.

Türk Eğitim Sen Isparta Şube Başkanı Ali Balaban, “Anlaşılan başörtüsü istismar alanı olmaya devam edecek. Birileri bu yasak kalksın diye eylem yaparken, diğerleri eğitimde dinsel ögelere hayır eylemleri yaparak varlıklarını başörtüsü üzerinden sürdürmeye devam edecekler. Öğrenci kıyafet yönetmeliğinde yapılan değişiklikle, imam hatiplerde okuyan kız öğrenciler ve seçmeli kuran dersinde başörtüsü yasağı kaldırılmıştı. Biz de bu uygulamanın yanlış olmadığını ifade etmiş, kamusal alanda da başörtüsü yasağının kaldırılmasını istemiştik. Samimiyet ile, istismar arasındaki farkı anlamak o kadar da zor olmasa gerek. Bugünlerde, başörtüsü yasağı kamusal alanda da kaldırılsın, eylemi yapan konfederasyonun genel başkanı, kendisini ziyaret eden ataması yapılmayan öğretmenlere, “Biz istediğimiz zaman Başbakanla görüşürüz, Başbakana ulaşmak gibi bir problemimiz yok.” Demişti. Bu ülkede her şeyin Başbakandan geçtiğini bilmeyen var mı, neden, görüşme probleminiz olmayan, sayın Başbakanla görüşerek başörtüsü yasağının kaldırılmasını kendisine iletmiyorsunuz?” diye sordu.

BİZ İSTEDİK ALDIK DİYECEKLER
Balaban, “Böyle bir yaklaşım, başörtüsünü istismar etmeye engeldir de, bu sebeple istismar yolunu aşındırmak daha karlı bir yol olarak değerlendirilmiştir. Bir başka tahmin de şu şekilde yapılabilir. Yakında memurların kıyafet yönetmeliği Hükümet tarafından değiştirilecektir. İşte o zaman bu muhteremler çıkıp “Biz istedik aldık.” diyerek, her zaman ki gibi ucuz kahramanlığa soyunacaklardır. Devlet memurları bu konfederasyonu çok yakından tanırlar. Bunların üyeleri dahi, bu sendikanın bir işe yaramayan, lüzumsuz işler sendikası olduğunu bilirler ama bunların şerrinden emin olmak için, yanlarında görünmenin, daha faydacı bir yaklaşım olduğundan hareketle, mücadele etmek yerine, teslim olmayı tercih edenlerden olmuşlardır. Bunların, memur hakları ile ilgili bir eylem yaptığını duyan varsa, beri gelsin. Bunlar, Toplu Sözleşmede yaşanan, rezalet sonuca rağmen dahi, eylem yapmaktan kaçmış, kerhen, iş bırakma eylemine destek vermek zorunda kalmamışlar mıydı? Sözleşmelilerin kadro talepleri ile ilgili, bunları bir kere alanlarda gören var mıdır? Eş, sağlık, öğrenim özrü eylemlerinde bunlar neredeydi? Ataması yapılmayan yüz binlerce gencimiz ıstırap içinde iken, bir kere, bunlar için alanlara indiler mi, eylemlerinde yanlarında bulundular mı? Bunlar ucuz kahramanlık yapacak bir alan gördüklerinde, istismar etmek için balıklama atlarlar” ifadelerini kullandı.

HER İKİ ANLAYIŞTA DA SAYGI EKSİK
Diğer bir sendikanın da eğitim de dinsel ögelere hayır kampanyaları yürüttüğünü anlatan Balaban, “Diğer bir sendika da, eğitimde dinsel öğelere hayır, eylemleri yapmaya başladılar. Biri yüce dinimiz üzerinde sendikal rant sağlamaya çalışırken, diğeri de dini değerlerimize karşı durarak nemalanmaya çalışan iki farklı, ama esasen, aynı alanı istismara dayanan anlayış. Bu iki anlayışta da bir şey eksik. SAYGI. Biz, Türkiye Kamu Sen olarak insana saygıyı merkeze alan bir sendikacılık anlayışı temsil ettiğimize inanıyoruz. Özel kanunu olan polis ve asker dışında, belli yaşa gelmiş hiçbir insana ne giyeceğini dayatmanın öncelikle bir insan hakkı ihlali olduğuna inanıyoruz. Bir insanın giyinme tarzı bizi rahatsız ediyorsa, insan özgürlüğüne bakış açımızı sorgulamamız, ne kadar demokrat olduğumuzu, bir kere daha değerlendirmemiz gerekmektedir. Özgürlüğü sadece kendisi için isteyen insanlar, ancak başka insanlara nasıl giyinmesi gerektiğini dayatırlar. Bizim saçımıza, sakalımıza, bıyığımıza, eteğimizin, giyeceğimiz kıyafetin rengine bir şablon çizilmesi, bizi ne kadar rahatsız ediyorsa, başkalarının kıyafet hakkına bakış açımızın da aynı ölçüde olması gerekmez mi? Buradaki tek sınır, toplumsal ahlak ve değerlerimiz olmalıdır. (Öğrencilere serbest kıyafet düzenlemesi konusundaki karşı duruşumuzun gerekçeleri daha önce açıklanarak, ekonomik, güvenlik, disiplin, derse motivasyonun azalması vb. problemler yaşanacağı açıklanmıştı.)” dedi.

HEM ATATÜRKÇÜYÜZ HEM BAŞÖRTÜSÜ YASAĞINA KARŞIYIZ
Her iki sendikanın da aynı anlayışla başörtüsünün arkasına sığındığını ileri süren Balaban, “O halde, bu iki sendika aynı anlayışla, başörtüsü arkasına sığınarak neleri gizlemeye çalışıyorlar sorgulamasını yapmamız, her akıl sahibinin yapması gerekendir. Biri, sendikal başarısızlığını, memurlar için tek bir hak eylemi yapmadığını, teslim olmuşluğunu, söz de bir sendika olduğunu başörtüsü arkasına saklamaya çalışarak, bir şey yapıyor görüntüsü vermek, diğeri ise, görüntüler henüz hafızalarımızdadır, PKK terör örgütü mensuplarının yaptığı açlık grevlerinde başı çeken, her açlık grevi eyleminde başrolde olanlar, bölücü faaliyetlerin ve terör örgütünün sivil uzantısı olduğunu gölgelemek için başörtüsü arkasına sığınmayı tek çare olarak görmektedirler. Ya ak ya da kara olmak, şart mıdır? Üçüncü bir yol yok mudur? Bu ülkenin bu tartışmalarla daha kaç yılları heba edilecektir? Biz, Türkiye Kamu Sen olarak hem Atatürkçüyüz, hem de başörtüsü yasağının artık kaldırılmasından yanayız. Yüce dinimize saldıranlara da, din bezirganlarına da istismar alanı bırakmak, bilerek ya da bilmeyerek, bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. Başörtüsüne karşı olanlar, imam hatiplere karşı duranlar, yüce dinimizden nemalanan istismarcıların, 28 Şubat sonrasında her alanda zirve yaptıklarını hala görmüyorlar mı, hala ülkenin nereye gittiğinden habersiz, kendi dar dünyalarında yaşamaya devam mı edecekler? Bu değerlerimizi kaşıyarak, hiç de hak etmediği yerde olanların sorumluluğu kimlerdedir?” diye sordu.

ÜLKEYE HUZUR M,LLETE SAYGI
Balaman açıklamasında “Siyasi görüşünüz, hayata bakış açınız ne olursa olsun, bu ülkede sahte kahramanlar oluşmasının bir parçası olmayın, sahte demokratlara, tatlı su özgürlükçülerine, sözde darbe karşıtlarına tepsi içinde yağlı börek sunmayın. Gerçek anlamda demokrat, gerçek anlamda insan haklarından yana olun, Atatürkçülüğün ise, millete karşı olmak değil, milletle beraber olmak, milletle beraber yürümek, milletin değerlerine saygı duymak olduğunu beyninize nakşedin. Baş örtüsünün ve yüce dinimizin arkasına sığınarak kendine yol açmaya, kendine başrol biçmeye çalışanlara da fırsat vermeyin, onlara istismar alanı yaratmayın. Yeter artık, bu ülkeye biraz huzur, milletimize biraz saygı diyoruz” ifadelerini kullandı.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR