24 Eylül 2017 Pazar

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Bazen Gözyaşları İçine Sızar İnsanın

25 Aralık 2014 Perşembe 16:45

   Kendi derdine düşeli beri insan yüreği de soğudu, gözleri de kurudu. Bir nefsi için yaşadıkça, ne işi bitiyor kişinin ne de tasası. Korkuyorum artık kendi için yaşamak isteyenlerden. Kendim için yaşamak istemekten. Gözümüz eskilerin gözleri gibi keskin değil, başkalarının dert ve kederlerine. Ancak alabildiğine keskin hata ve kusurlarına. Bizde ki yanlışlara kör gözlerimiz, aça susuza da bakar görmez durumunda. Soğuklar da başladı.

   İçimizi titreten. Dışımızı üşüten. Görebildik mi üşüyenleri. Tok açtan anlamaz sözü, sıcakta terleyen- üşüyeni bilmez şeklinde uyarlanabilir. Ellerini ovuşturana, battaniyeye sarılmış kim bilir kaç çocuk var. Yüreği sıcak birkaç insanın kaldığı şu günlerde, elleri üşümüş üç küçük çocuğu ısıtan bir sıcak yürekten bahsedeceğim. Evlerinde soba olmadığını herkes biliyordu. Burası Datça, çok soğuk değil ya, elektrikli ısıtıcı ile ısınmak tercihleri diye düşünüyordu dostları. Oysa hemen hepsi soba kurmuş, kömür yakıyorlardı. Bazıları da güneş alan evlerinde klima ile ısınıyorlardı.

   Onlara misafirliğe gelince buz gibi odada titreyen çocuklara bakıp, “ şekerim soba kurun, soba. Çocukları hasta edersiniz. “ diyorlardı. Soğukta üşüyen birinin, soba kurmayı akıl etmesi için, üstün zekâlı olması gerekmez. Sadece, malzemeleri almak için bu günün şartlarında, en az 300 tl gerekir. Akıllı ve fakat parasızsan üşürsün. Çocukların üşür. Evin üşür. Yerde halılar üşür. Sana akıl veren, dostlarının ise, sırtları terler ama yürekleri üşür. O gün çok soğuktu. Sevgili dostum, daha önce hiç üşümemiş ama üşüyenleri tanımış arkadaşım geldi.

    Aklında tatlı bir fikir vardı. Beraber ikinci el eşya satan bir dükkâna gittik. Soba, boru, kova gibi malzemeyi ayarladık. Hanımın çocuklarını ısıtmaya kararlı, yüreği sıcak arkadaşım, ince yürekli de. Evin reisi kırılmasın, gururu incinmesin diye kendi evinden getirmiş gibi yaparak malzemeleri eve bıraktı. Bir torba kömür bir çuval tahta, birkaç parça çıra ile. Ev ısındı. Çocukların avuçları ısındı. Yürekleri ısındı. “ Dua edince, Allah soba gönderir mi, anne” diyen minik kız, Allah’ ın, soba vermek isteyince, sıcak yürekli birini gönderdiğini öğrendi. Çocuklar ısınırken biri, “ Anne, sobası olmayan başka çocuklar üşüyorlar değil mi?

    Ben büyüyünce herkese soba hediye edeceğim” dedi. O eve sobayı götüren ben değilim. Bu benim yüreğimin hikâyelerinden değil. Yaşadığım ve asla unutmayacağım, içimi yakan bir olay. Sobanın başından arkadaşıma gelen mesajı aynen yazıyorum. “ Meral, Allahu Teâla seni ve çocuklarını, sevdiklerini hiçbir zaman üşütmesin. Cehennem ateşini de size değdirmesin. Kemiklerimiz bile ısındı. Ömrümün sonuna kadar ne zaman içim ürperse sana böyle dua edeceğim.

   Allahu Teâlâ razı olsun.” Bu bonus bonus bonus işte. Etrafımızda ne kadar kolay kazanacağımız, sevaplar var da göremiyoruz. Oysa istendikten sonra verilen, istenmeden verilenin yanında çok küçük kazançtır. Artık gözlerimi daha dikkatli açıp, üşüyeni, ısınanı, üzüleni sevineni daha fazla fark edeceğim. Hayata dair kararları, yarına dair planları alt üst eder  bazen  bir davranış. Yaşanılmaz bu dünyada dediğiniz anda, biri öyle ince bir şey yapar ki, sadece bunun için inadına yaşanır dersiniz. Umudu azaldıkça hırçınlaşır yürek.

    Denemeleri ve çabaları boşa çıktıkça pes eder ve huysuzlaşır insan. Kapıları gayrete kapatmadan önceki duraktır bu. Sonrası ya bezginlik veya yoldan çıkmışlık. Çalanların, yıkanların, dökenlerin de ince ince kırılmışlık ve yenilmişlik hikâyeleri vardır derinlerde. Gören gözler aramışlar etraflarında, beklemişler, istemişler olmamıştır. Önce yüreklerimizi açmalı. Kendimizden başka yürekler olduğunu görmek için. Sonra gözlerimizi.

   Bazen gözyaşları içine sızar insanların, gururdan onurdan, saklarlar. Bakışlarına odaklanmalı, sesinin rengine, görmeli, hissetmeli. Sonra o yüreği kendi yüreğin bilip neyi nasıl isterse öylece yapabilmeli, yapmanın derdine düşmeli. Büyük adamların hikâyelerinde de ince kırılmışlıklar, yenilmişlikler ve o anda ellerini tutan sıcak yürekler var.

   Nice bilim adamı, bilge ve sanatçı geçmişinde ellerini tutan sıcak yüreklere dualar ediyor. Zamanı değiştiremeyiz ama zamanla değişip yozlaşanlardan olmamayı başarabiliriz. İklimi yaza çeviremeyiz ama yüreklerin kışını bahara döndürebiliriz.

Her yürek kendi yanı başındaki bir yüreği  ısıtsa, tebessümler mevsimi değiştirir zaten. O ısınan yürek, çevresini ve diğer yürekleri de fark eder ve yalnız bırakmaz. Umut üzeri açıldıkça, yükseltildikçe çoğalır. Görmek, duymak, hissetmek dileğiyle...  

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 3 yorum yapıldı.
    YAZARLAR