25 Eylül 2017 Pazartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Beceriksiz Biriyim Diye...

05 Kasım 2013 Salı 16:07

Beceriksiz biriyim diye kendi adıma ben, benden şikâyetçi olduğum oluyor. Birilerine baktığımda, benden daha üstün vasıflarda olduğunu, nasıl kazanmış, nerelere gelmiş olduğunu her düşündüğümde, bir çıkmaza giriyorum.

Öyle ama geriye yaşadıklarıma bakıyorum, onlar hiç yaşamama fırsat vermiyor. Daha doğrusu, öyle baktığımda acımasız oluyorum. Benim yaşadıklarım, bir başkasını dinlediğimde ‘ben, hiçbir şey yaşamamışım’ diyorum.

İnsan, kendini bir başkasıyla kıyaslamadan değerlendirme yapamaz mı? Onu görmeden yoluna devam etmeye çalışsa, daha iyi olmaz mı? Beceriksiz olduğumu, nereden anladım veya onu nereden çıkardım. Bu bir hükme girmez mi?

Ben, hükümden kaçınırım. Ne hüküm vermeyi, ne de hükmedilmeyi hayatta sevmem. Ne emir alan, ne de emir veren oldum. Yaşamıma karışanı pek sevmem. Bazen kalabalığa girmeyi, bazen de kalabalıktan uzak kalmayı seven birisiyim. Biraz da, maceracı yanım fazla! Çok ilginçtir, birçok şeyden, çok çabuk sıkılırım.

Yaptığım işin yorucu olduğunu söylerdim hep! Hep, o nedenle yeni bir iş aradım. O arayış tam 20 yıl sürdü, o maceram esas işimden de olmama neden oldu. Beceriksizliğimden miydi, bu başıma gelen şey? Hayır, hayır!


Yaptığım işi de, en güzel şekilde yapan biriydim. Beceriksizliği asla kabul etmiyorum. Neden öyle dedim ki? Beceriksizlik sözcüğünü kendime nasıl yakıştırdım? O niye girdi, aramıza? Beni bana düşürmeye çalışan biri varmış gibi geliyor bana.

Bazen, en güzel yaptığım şey, hiç alâkasız bir şeyle ilgili bir sürü söz sarf ederim, bazen de en anlatabileceğim şeyle ilgili bir tek söz söyleyemem… Tökezlerim. Şimdi yaptığım, beceriksizliğimi anlatırken ki, bocaladığım gibi!

Anlatabileceğim şeye yakın bir şey yakalamam lazım! O oluverir işte! O zaman hiçbir şey engel olamaz düşüncelerime! Düşüncelerim, düşündüklerimin doğrultusunda ya erir, ya da belirir. Netleşir. Ortaya çıkar… Belirginleşir.

Bu defa, o düşündüklerim duygularımla birleşir, daha büyür… Önüne geçemem. Hem onsuz olabileceğim, hem de ondan vazgeçemeyeceğim bir durum oluşur. O durumda, kararda beceriksizlik yaşadığım olur. Bir karar alırım, birden o karardan vazgeçerim… Sonra yine aynı şeyi yaparım. Birkaç kez karar üzerinde oynadıktan sonra, ilk aldığım kararı uygulamaya karar veririm. En mantıklı şekliyle biter, düşündüğüm şey!

Karar ve kararsızlık konusundaki sıkıntılarımı beceriksizliğe getirip dayıyorum. Yanlış tabii! Sadece, o değil tabii ki, bunları yazarken veya kendi kendime konuşurken daha iyi bulabiliyorum doğruları ve yanlışları… Torunum durup, durup bakıyorsun ‘iyi bir fikir aklıma geldi’ diyor. ‘Değil, bu pekiyi bir fikir değil, sakıncalı’ desem de, onun o aldığı kararla ilgili direttiğini ‘bence iyi bir fikir’ dediğini görüyorum. Minnacık çocuk torunum, henüz 3 yaşında ama düşündüğü şeyin üzerinde ısrarlı oluyor, diretiyor. Kararlı duruyor.

Bazen kendimi acımasızca eleştirdiğimde aşırı kızdığımda oluyor. Kendime karşı insafsızlık ettiğime inanıyorum. Torunum Yağmur’un, kendince aldığı karar karşısındaki kararlı duruşu beni kendimle savaşmaya itiyor. Kendimi o nedenle eleştiriyorum, o nedenle sorguluyorum. Sonra kalkıp, kendime haksızlık ettiğimi de, söylediğim oluyor veya bir dostum ‘kendine o kadar haksızlık etme!’ dediğinde, hak veriyorum o dostuma; o zaman kendime haksızlık ettiğimi, tam manasıyla kabul ediyorum. Ancak biraz yıpranmışlık içinde, biraz ezik, biraz yorgun… Savaşmaktan yorulmuş bir duruma düşüyorum. Beceriksiz değilim ben! Ben, nelerle mücadele ettim, nelerle savaşarak bu yaşıma geldim ama o gençliğimle şimdiki yaşım arasında ne kadar fark var dediğimde ‘yaşlılığa sığınma!’ diyor, beni o an dinleyen dostum! Bu sözü de söylüyorum bazen! ‘İstesem şu an çok gencin beceremeyeceği şeyi yapacağıma da inanıyorum.’

Ben şöyle biriyim! Beceriksizliğim veya becerim meselesine bakışım şöyle: Bir işi yapacağım zaman biraz geri duruyorum, bazen çekiniyorum, bazen çekimser davranıyorum ve bazen de o işe tam asılmıyorum. İlk andaki çekimserliğimle bir müddet çekiliyorum sonra birden cesaretleniyorum yeniden üzerine gidiyorum. Bir bakıyorum ki, iş umduğumdan daha kolaymış, kendiliğinden olmuş gibi geliyor veya ona ne deniliyor hani ‘çorap söküğü’ gibi ipin bir ucundan tuttuğunda, artık gerisi sökülüyor ya kendiliğinden onun gibi kolay oluyor.

Bir şeyler yapma isteğim yaşıma rağmen hâlâ var. Ama aldanmış oluşum, çarpılmış oluşum ne kadarda güvendiğimi söylesem de, insandan kaynaklanan bir darbe yemişliğim olduğu için içten bir geri duruş, çekingenlik, tereddüt veya korku olduğunu inkâr edemem. Bunlarla veya bunlardan biriyle yaşıyorum hep! Önüme çıkan insana ve onun teklifine hemen dalmıyorum.


Yaptım. Öyle hemen balıklama da dalmadım ama sonu hiç iyi bitmedi. Demek ki, benim bir beceriksizliğim var, diyorum. Yanlış aslında eksiğim var diyeceğim yerde o hisse kaplıyorum… İşi beceriksizliğime bağlıyorum.


Bir insanın bir değil, yüzlerce iş denemesi olur, onların doksan dokuzunda başarısız olur, en sonuncuda tutar. Bu yüzüncü de mutlaka tutacak demek anlamına gelmemeli! Hani genellikle baktığımızda öyle diyoruz… Yok, o kişi ticarette başarısız olacaksa yüz değil, iki yüz defa denese de olmayacaksa olmaz.


Ticari başarıyı yakalayanlar, genellikle o zoru elde ederek yükseldiklerinden haklı olarak böyle bir yorum yapıyoruz. O hâlde, her ticari kayıp beceriksizlik olarak algılanmamalı! Ben o ticari başarısızlıkları yaşadığımda, her bu konuyla ilgili bir misal önüme koyulduğunda, kendimde o ezikliği görüyor, benim bir beceriksizliğimdir diye bir şeye kapılıyorum.


Bazen, kaybedersin; önüne çıkan yola koyulursun, bir başka şans yakalarsın, senin o 20 yılda kaybettiklerinin hepsini geri getirir. Bazen hiç tahmin etmediğin bir kapı açılır, senin ‘bitti’ dediğin bir anda ve yeni bir hayata başlarsın, o hayatın başlangıcını ‘0’ olarak belirlersin, tarih ondan sonra başlar.


Yeni bir hayata başladığım o hayat benim yazarlık hayatım oldu. Şehrim değişti… İşim değişti… Çevrem değişti… Asılmadığım oldu ama yine de beceriksizim deyip bırakmadım… Sarıldım. Önce Allah’a sonra yanımda kalanlara ve daha sonra da hayata sıkı sıkıya sarıldım… Ve bir de, bana sahip çıkan dostlarıma sarıldım. Baktım ki, beceriyormuşum.        


Bunca şeyden sonra ‘beceriksiz biriyim diye’ bir şey dememeliyim her hâlde.

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR