25 Eylül 2017 Pazartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Beklemeyin Siz Gidin!

22 Eylül 2016 Perşembe 16:33

Bayram öncesi gerek başbakanın, gerekse cumhurbaşkanının valilere çok anlamlı mesajları oldu. ‘Beklemeyin siz gidin!’ denilen valileri, çok büyük görevler bekliyor, dedim.

Vali, garibin ayağına gidecek, Hz. Ömer olacak, kulağa hoş geliyordu da; söylenen, kolay değildi. 16 yılı aştı, Isparta’da oluşum; 16 vali değişmiştir, sanıyorum. Bir ara protokole meraklıydım, üst bürokratlara, müdürlere, genel müdürlere, vali ve vali yardımcılarına, belediye başkanlarına, büyük bir hevesle ve koşarak giderdim. Serde gazetecilik var; eski bir gazeteciyim ya, onu konuşturmaya çalışıyordum. Mesleği öne çıkarmakla, bir şeylerin peşinde miydim? Değildim. Köşemde hemen herkese yer verdim. Yazmadığım konu hemen hemen kalmadı. Kaç kişi sesimi duydu? Şu görüşüne katılıyorum veya şuna katılmıyorum diyen bir bürokrat çıktı mı? Çok nadir! Devede kulak mesabesinde… Olmuşsa da o dediğim kadar işte! Gittiğim valilerden biri, çalışmalarıma ilgi duymadı. Bana dönmedi. Sonra gazetecide olsam, baktım ki; o makam kapılarında çok beklemeler var. Sıralar var. Bir gün, yeni gelen bir valiyle bir mağazada karşılaştık. Değerli bir dostum vardı, onu davet ettiğim bir yere, valiyi de almış gelmişti. Epeyce bir sohbetten sonra ayrılırken ‘Makama mutlaka beklerim.’ Demişti. Bu beklerim sözünü alınca birkaç gün sonra gittim. Özel kalemde bekleyenlerin çok olduğunu, bırakın gazeteciyi, rektör veya üniversiteden ne profesörlerin beklediğini, 600 kişinin sırada olduğunu duyunca anladım ki, makamlar bize haram!

Otur köşende! Karışanın yok! Yaz yazacağını veya sessiz düşün! Düşüncelerini kendinle paylaş! Haram sözümden sonra bir valiyi, vali evinde ziyaret ettim. Bir iki valiyle Kütüphane Haftasında karşılaştım, bir valiyle de mevlit yemeğinde yan yana olduk. Orada da, aynı teklifi aldım. ‘Makama da, beklerim.’ Gitmiş yoğunluktan onunla da, görüşememiştim. Bir vali yardımcısı vardı. O başkaydı. Ne anam, ne babam, ne kardeşimdi. Bir bağımız yoktu. O Tuncelili, ben Elazığlıydım. Sınır komşusuyduk, ufak bir hemşehrilik vardı, o kadar! En acil toplantısında bile bana zaman ayırırdı. Benim beklediğimi görür, neden içeri almıyorsunuz, diye bekletene çıkışırdı. O ne derse desin, ben, yine de sıramı beklerdim.

O anlattığım olumsuzluklardan dolayı, makamlardan uzaklaştım. Ben gideceğime, onlar gelsinler, dedim. Kime dedim? Kendi kendime ‘İçimden!’ dedim. Aslında niye seni sorsunlar ki? Birinin sana gelmesi için maddi olarak güçlü olman, zengin bir işadamı olman lazım… Birinin sana gelmesi için rütbeli üst düzeyde bir asker olman lazım… Rektör, Dekan profesör, Doktor vs. olman lazım… Bir köşe yazarısın. Ne işimi değer görüyorum, ne de değersiz görüyorum. Ne aşağılatırım, ne de yükseltirim kendimi! Kendi yağımla kavrulan, kendi halimde biriyim. Mevki makam peşinde olan biri de değilim. Allah’tan korkan, O’nun rızası için yazan, milletimin yanında, devletimin yanında olan biriyim.

16 yıldır şu şehir için, şehir insanı için çırpındığım, gönülden yazmaya çalıştığım ve kıymet bilinmediğinden yaralandığımdandır; artık oralara gitmeme kararı aldım. Bu karardan sonra İstanbul’da tanıştığım bir vali yardımcısını ziyarete ve bir defa bir mevzuda bir vali yardımcısına başvuru için gittim… O kadar!

Gerek cumhurbaşkanımızın, gerekse başbakanımızın valilere ‘Beklemeyin siz gidin. Birilerinin derdi varsa, gelmesini beklemeyin. Geleni bekletmeyin. Gelmesini beklemeyin. Fakirin fukaranın derdini bizzat evinde gidip dinleyin. Gitmediğiniz insan kalmasın. Bana şikâyet gelmesin. Vali beni dinlemedi. Makama giremedim, denilmesin.’ Deniliyordu.

Bu işte! Hz. Ömer’in adaleti gibi! Vali, her derdi olanın yanı başında olmalı. Ağlayanı duymalı! Hastanın feryadını işitmeli! Dulu, öksüzü, yetimi bağrına basmalı! Vali dediğin, sert olmamalı, yumuşak, anlayışlı, samimi, sıcakkanlı, sevecen olmalı! Mazlumun hamisi, garibin, kimsesizin babası, imdat diyene koşan, yardım isteyene elini uzatan olmalı! Vali, adil, adaletli, devletin eli ayağı, gözü kulağı, nefesi olmalı. Vali, bekleyeni bekletmemeli! Bekleyen olmalı, bekleten olmamalı! Vali şeffaf, saf, temiz olmalı… Yunus gibi! Net, dobra, açık, aleni, olduğu gibi görünmeli, göründüğü gibi olmalı… Mevlânâ gibi!

Vali dediğin ‘Beklemeyin siz gidin’ sözünü ‘emir’ değil, gönüllü sayan olmalı.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR