26 Eylül 2017 Salı

Ziya ÖZTÜRK / Ajans32

Belediye Duruşmaları ve Vicdanlarımız

14 Mart 2012 Çarşamba 17:10

Belediye Duruşmaları ve Vicdanlarımız

Bir belediye çalışanı olarak belediye operasyonunda hala tutuklu olan sanıklar ve tutuksuz olarak mahkemeye katılan sanıkları ve savunmalarını her gün takip etmekteyiz. Siyaseti azıcık bir yana bırakırsak yaşanan olaylar ta başından beri tek kelime ile üzücü.

Neden üzücü? Çünkü yargılanan herkes çoluk-çocuk sahibi ve aile sahibi. Yani gerek içeride olan belediye personeli ve belediye ihalesine girmiş veya müdahil olmuş insanların hepsinin ailelerinin tek beklentisi, mahkemenin lehlerine sona ermesi ve bu çilenin bitmesi.

Zaman zaman alış veriş esnasında belediyeci kimliğimiz ile şahsıma bu konular sorulmakta ve benden yorumlar beklenmekte. Ben de inandığım ve gördüğüm kadarı ile hasbelkader cevaplar vermekteyim. Geçenlerde bir ayakkabı esnaf arkadaşın yanında aynı soruya muhatap olunca, yukarıda ilk paragrafta kullandığım cümlelerden birkaçını sarfettim. Esnaf arkadaşım bana kızdı ve onlar için hayır duada bulunmamamı istedi. Arkadaşıma cevaben bir şeyler söylemeye çalıştım ama hiç de ikna olmuş gibi gelmedi bana.

Operasyon kapsamında içeride olan başkan yardımcımızdan tutun da, attığı tek bir imza yüzünden mahkemeye çağırılan arkadaşlarımıza kadar ben hepsinin SUÇSUZ olduğu kanaatindeyim.

 

Zira suçsuz olduklarını kendileri bizatihi beyan etmekteler. Resul Göçer, Ateşgül, Müdürlerimiz Ali Bey, İsmail Hakkı Bey, Hasan Bey ve İrfan Veli beyler hep suçsuz olduklarını söylediler. Müslüman yani biz inananlar, yani biz insanlar, yani kamuoyu zahire göre beyana göre hükmederiz. Ancak hakimler, eski tabir ile kadılar, yani mahkeme zahire ve beyana baktığı gibi kendilerine ulaşan veya kendilerinin ulaştığı deliller ile hareket eder ve karar verirler.

Benim derdim yargılanan arkadaşların ceza alıp/almayacağı değil, kendilerini suçsuz olarak belirtmeleridir. Suçsusuz diyorlar. Masumuz diyorlar. O zaman kamuoyu olarak bana dua etmek düşer, iyiliklerini istemek düşer. Ancak sonunda ceza alırlarsa onlar adına çoluk-çocuklarına adına üzülmek de yine bana düşer, bize düşer. Zira insanın haklı/haksız ceza alması hiç de hoş şey değil.

Kadim Yunan felsefecilerinden Sokrates idama götürülüyor. Arenada idam edilmek üzere zindandan çıkarılırken etraftaki ağlayan kadınların yanında durur ve: -Ne için ağlıyorsun, kadın? Diye sorar. Kadın: -Haksız yere ölüme gidiyorsunuz da ona ağlıyorum, deyince Sokrates: Haklı yere idam edilsem sevinecek miydin? Diye ekler.

 

Ben Ziya Hoca olarak, suçsuz oldukları kabul etmek istiyorum. Yaptıklarımız ve yapacaklarımızdan işin bir de mahkeme-i kübra “ahiret” boyutunun olduğunun unutulmadan hareket edilmesi gerektiğini hatırlatıyorum. Allah herkesi ıslah etsin, başta beni. Ceza alırlarsa üzülürüm. Ben ancak ve ancak çoluk-çocukları için üzülürüm, kaygılanırım. Zira öğretmenlik yaptığım yıllarda denk gelmedi ama babası herhangi bir suç veya suç isnadından hapiste olan bir öğrencime ne derdim, ne tavsiye ederdim bilemiyorum. Zeki insan içinde bulunduğu zor şartları moda tabir ile “fırsatlara” çevirebilen insandır. Biz de Isparta kamuoyu olarak bu operasyonları, hatta Balaman’ın Yusuf Ziya beye, Yusuf Ziya beyin Balaman Beyle atışmalarını, herkes için dua ederek, haklı ve masum olana Allah yardım etsin diyerek, edindiğimiz tecrübeleri, duyduklarımızı, gördüklerimizi 2014 yılında seçim sandığında kullanmak üzere üzerini örtmeye ve krizi fırsata çevirmeye davet ediyorum.

NOT: Bu yazımı, mahkeme sonuçlanmadan yazdım ki, bana bu konuda (operasyonlar) yazı yazmaktan çekiniyorsun, korkuyorsun diyenlere cevap verme niyetindeyim. Kimse hakkında kötü düşünmek yıllarca ailemden ve hocalarımdan almış olduğum hümanizmal tavsiyelere karşı gelerek inkar etmek istemem.

 

Kalın Sağlıcakla…

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 5 yorum yapıldı.
    YAZARLAR