23 Ekim 2017 Pazartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Ben İnsanı Çok Seviyorum...

13 Temmuz 2011 Çarşamba 12:47

HANİ SEN DEMEZ MİYDİN, BEN İNSANI ÇOK SEVİYORUM…


Sözümdeyim yine! Evet, ben insanı çok seviyorum. Ama hangi insanı? İnsanlar kaç çeşit ki? Ne bileyim, çok çeşitli değil mi?


Sorulara cevap vermekten yoruldum. Ya, demek öyle… Sıkışınca, hemen yoruluyorsun. Sorulara cevap vermeden, o arzu ettiğimiz insana ulaşamayız. Neden, biriyle sürtüşmemiz olduğunda; hemen, insana yükleniriz? Hata ararız, bulamazsak ki, o an hatalıyı bulmak zordur… Tartışma ortamı sakinleşmeden, kimin hatalı kimin haklı olduğu bilinmez. Sakinleştiğinde, bazen karşı tarafın haklı olduğunu, neden ona karşı haşin davrandığını ve hatalı olduğunu kabul edebiliyorsun. Bazen de, sen çok haklı olmana rağmen seni suçlu duruma düşürdükleri bir pozisyonla karşılaşabiliyorsun. 


Bazen nasıl davranacağınız, nasıl söyleyeceğiniz hakkında tereddüt geçirdiğiniz anlar da yaşarsınız. İnsanın samimi olanını bulmak, çok zor! Seni, her an ve her saniye şaşırtabiliyor. Gün içinde ayrı davranan veya mevkisiz farklı, mevkide farklı davranan çok insan var. Dışarıdan çok şirin görünen, yanına sokulduğunda farklılaşan nice insanlar var. İşte o nedenle bazı açıklamalarda bulunuluyor insanlar için! Kaç çeşit insan vardır, diye sorular soruluyor ve çok çeşitliliğine dair örneklendirmeler yapılıyor. Evet, hakikaten çok çeşitli insanlar var. Ben bu konuda çok safım… Hâlâ benim yüzüme gülene “Ne harika biri...” deyip, güvenle sarılıyorum. Bende onun yüzüne baka baka konuşuyor ve boşa zaman harcamış olduğumu bana yaşattığı üzücü bir hadiseyle anlıyorum. Bu defa içime kapanıyorum, bu defa kendimle çarpışıyorum, bu defa kendimi yakıyorum. Çünkü kalbim kırılıyor… Ardından gönül koyuyorum.  Biliyorum yaptığım yanlış! Ne darılmak, ne gönül koymak ve ne de kırılmak yakışmaz bize! Ama ben buyum işte! Her insanın yaratılışı farklı farklıdır. Beni anlayan, benim kırılganlığımın da geçici olduğunu bilir. Kin tutmam, düşmanlık bilmem. Neyse kendimedir, ettiğim.


Hani sarraf olduğunu söylüyordun… Hani “İnsan sarrafıyım” diyordun… Hani bir defa konuşmam yeterlidir diyordun. Yeter ki, yüz yüze gelelim. Bir düşünür çok güzel bir söz kullanmış, bana yakın; benim düşünceme yakın! “İnsanlarla yüz yüze konuşarak her sorunu halledebilirsin; ama bazı insanlar gelir önüne, hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin." Ne kadar güzel bir söz! Her şeyi anlatıyor, izah ediyor. Sahte insanların, yüzüne baka baka konuştuğun; sana söz verdiği hâlde, aradan bir gün veya birkaç saat geçince, o sözü o hiç söylememiş gibi unutan insanı nasılda tasvir ediyor. Hangi yüzüne bakarken acaba bana sözü verdi, neden şimdi o söylememiş gibi davranıyor. Ben utanıyorum o utanmıyor. Nasıl olduk… Ne hallere düştük.  Onursuzlaştık! Bakın ünlü düşünür, Robin Sharma “Bir insanın yaşayıp yaşamadığını anlamak istersen, nabzına değil, onuruna bak... Duruyorsa yaşıyordur” der. Bu sözün ardından ikinci bir şey söylemeye gerek yok! Öyle de yapacağım! Ama duramıyorum.


Öylesine yaralanmışım ki! Bazen sözle ilgili yani söz verip, sözünü yerine getirmeyenlerle ilgili bir yerde dertleniyorum… Canımın sıkıldığını, dillendiriyorum. Bu tip insanlar çoğunlukta ve üstelik bunlar maddi boyut anlamında ileri düzeydeler! Sen söylesen de, bağırsan çağırsan, yırtılsan, parçalansan da; gücün şu an için onların hükümdarlıklarını yıkmaya yetmez… İnsanların maddi zenginliğine sözüm yok! O zenginliğin içine gururunu, kibrini katana sözüm! Böbürlenene sözüm! Sözlere önem veriyormuş gibi görünenlere sözüm. Bugün belki onların borusu ötüyor ama ya yarın mahşerde, neler olacak. Orada her şey tartılacak, her şey kefeye koyulacak. Her şeyin hesabını vereceğiz, mahşerde!  Kaçmak mümkün değil, bu hesaptan. O zaman kendimize gelmeliyiz, değil mi? Ne zaman geleceğiz? Daha vaktin mi var? Demek öyle! Sen, daha çok yaşayacaksın. Bir anlaşması var, demek ki arkadaşın. Hep başkalarını yolcu ederken, kendisine sıra gelmeyecekmiş gibi davrananlar var. Mezara bir yakınını bıraktığında öyle bir hızla oradan uzaklaşıyor ki, diyorsa kendisini hiç getirmeyecekler buraya… Tabutta taşınmayacak, musalla taşına uzatılmayacak veya mezara gömülmeyecek. Toprağın bile zorlanacağı, kabul etmeyeceği biz zavallılar ne zaman uyanacağız bilmem ki!


Ölü toprağını üzerimizden atalım… Kendimize gelelim. Yetmez mi, bize verilen hakları hoyratça kullanmış olmamız. Bir gün, bizim sandıklarımızı harcayamadan bırakıp gideceğiz.


Hey zavallı insanoğlu, akıllan gayri! Verdiğin sözlerinden dolayı hesaba çekileceğini unutma! Uyan!


Ben dememiş miydim, insanı çok seviyorum…


Sözümdeyim. Ben yine de insanımı çok seviyorum. Eksiğine rağmen ve de her şeyine rağmen. Hesap vereceği şey varsa da, onu bana değil Allah’a karşı verecek. O zaman ben kimim ki, o insanı sorgulayayım. Öyle değil mi?

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR