25 Eylül 2017 Pazartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Bilgi Birikimi Nedir?

06 Ocak 2016 Çarşamba 17:35

“Cahil, ilimsiz demek değildir. Doğru histen mahrum demektir. Öyle olan âlimde cahildir. Yalan gürültü eder, hakikatse daima sakindir.”

Münir Derman.

 

Bilgi Birikimi Nedir?

Kir sökücüdür ‘bilgi!’ Öyle ki bilgi, kalbindeki kiri, pası söker atar ve insanı geçmişinden uzaklaştırır, yeni bir hayata hazırlar. Yeter ki insan, kirliliği fark edebilsin veya hissedebilsin. Hissetmek, öncelikli insanı yaşama bağlar. Hayat belli bir ilişkiyle başlar. Bilgi, o ilişkinin bir basamağıdır.

Adım atarsın, bilgiye yaklaşırsın. Adım atarsın, bilgisizliğin içine dalarsın. Tam bir bilgi sahibi olmaya adaysan, gönlünü aşkla vefaya açmışsan iyi yoldasın demektir. İlişki insanın gönlünü yumuşatır. Kalbini ferahlatır. Bilgili olmak, bilgi birikimi sahibi biri olmak yerine bence özünde iyi olmak sanki bilmeye adım atışın başlangıcıdır. Sanki bu tespit her şeyin başlangıcıdır. Her zaman söylerim. Çok şey bilmem… Fazla bir bilgi sahibi değilimdir. Öğrendiğimin azlığına aldırış etmeden, onu başkalarına taşımayı göğüslenen biriyimdir. Varını veren insan kârdadır, vermeyen ziyandadır.

Bilgi, samimi olduğun ve o az bildiğin ortamda yeşerir. Her cümle, bir ağaç köküne benzer; gövde, kelimelerin birikimiyle kuvvetlenir; satırlar, yeşeren yaprak, büyüyen dal olur. Bilgi birikimi, insan hayatına anlam katar. Duymayan kulağın, duymasını; görmeyen gözün, görmesini; susan dilin, konuşmasını sağlar. Adamın biri, gözlerinden şikâyetçiydi. Problemin nedenini biliyordu ama ‘Olsun!’ diyordu. Ben de ‘İyi ki, görmüyorsun? Biz görüyoruz da, ne oluyor sanki! Gördüklerimizi görmemen en iyisi!’ dedim. Bugün görmüyorsun ama yarın bizden iyi göreceksin. Görmek neyi değiştirir? Görmeden yaşamak nedir? Her gün yüzüne baktığın, derdini anlayamadığın, görmediğinden midir? Nice insanlar var ki, her şeyi görüyor; bilgisizliğinden dolayı gördüklerini yorumlayamıyor, yorumlasa da, yorumları malayani olduğundan, hayata anlam katmıyor. Görmeyen kişi, bu görenden kârlı değil mi? Bilgili olmak, tahsilli olmayı gerektirmez. Nice profesörler, nice doktorlar vardır; Allah’ın varlığından haberdar değildir, O’nun varlığını inkâr eden bir bilgisizdir. Ona dünyevi bilgilerinden dolayı ‘Ne büyük insan, ne âlim kişi’ demek yanlış olur.

Peygamberimiz, okul tahsilinden yoksundur. Bir ümmidir. Ama sahasında tek bilgedir. İyi bir bilgindir. Alîm olan Allah’ın ilim sıfatından nasiplenmiş bir bilgindir.

Her bilgi, sağlıklı bilgi değildir. Cahilin bildiğini sandığı bilgi gibi! O tip bilgi, birikim sayılmaz. O bilgi, ne dünyaya bir şey katar, ne de ahirete fayda sağlar. O halde, bilginin kaynağına inmemiz gerekir. Bilgi, Kur’an’a dayanmalı, sonra da sünnete! Orada bulamadığında, yapacağın şey; icmal ve kıyastır. Doğru bilgiye ulaşmanın yolu buradan geçer. Bu yolla kazandığımız bilgiler, hayatımızı idameye yeter. Bulduğumuz bilgi, hayatımızı kolaylaştıracaktır. Bilgi birikimi vardır ama faydalı olmayan bilgidir; onu taşımak, yanlıştır. Hani o tip bilgi birikimine sahip olanlara ne denildiğini bilirsiniz. Ne denilirdi? ‘Kitap yüklü eşekler!’ Faydası olmayacak ilim ve o ilmin yüklediği bilgi olmaz olsun.

Öğrenerek başladım yazmaya! Önce öğrendim. İradem bilgiye yaklaştırdı. Azmim bilmemi kolaylaştırdı. Azmim ve irademle bilmem gerekenleri öğrendim. Kendime yetecek kadar bir bilgi birikimim olduğuna inanıyorum. Yetmez mi? Şükür! Öyleyse bir kıssayla bağlayalım konumuzu… Olur mu?

“Bilmek İçin Öğrenmek!

Tarih biyografisi ve monografi sahalarında erişilmesi çok güç bilgisiyle, dünya çapında bir şahsiyet olan İbnulemin Mahmud Kemal’e(İnal) sormuşlar:

-Sizdeki bilginin çok azına sahip olmalarına rağmen sizden çok daha fazla tanınanlar var. Bunun sebebi nedir?

Şöyle cevap vermiş:

-Ben bilmek için öğrendim, onlarsa bilinmek için!”

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR