26 Eylül 2017 Salı

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Bir de Ar Perdesi Hiç Olmayanlar Var

02 Nisan 2015 Perşembe 17:55

Gönlünün tenhalarında, ışık düşmeyen kuytularda karanfiller, güller besliyordu. Kimse fark etmesin diye titizlenip,saklanıyordu. Bir de kelebeklerini yaşattığı derinlikleri vardı. Korkup heyecanlanınca uçuşan, içinin ötesine berisine dokunup, başını döndüren. Kimse bilsin istemezdi. Saklı dünyasında, gizli iklimlerle, baharını da yaşıyor, kışını da atlatıyordu. Bir günlüğü bilirdi ruhunda kileri, bir de dualarında Rabbi... Her şeyi ortada yaşıyor, sevincini bayrak bayrak paylaşıyor, afiş afiş kutluyordu.

 

En ufak ağrısında ortalık karışır, en küçük karışıklığı da alemle beraber ayıklanırdı. Tın tın boş şişe gibi daima ses gelirdi ondan. Ufacık marifetleri alkışlanmazsa kıyametler koparılır, küsülür, kapris, naz bezdirirdi. İki kardeşlerdi oysa. Baba aynı, anne aynı. Anane kızınca söylenir," ipek böceği, dünyanın en kıymetli malzemesini üretir, sesi çıkmaz, tavuk bir yumurtada, mahalleyi ayağa kaldırır "derdi. Haklıydı. Karakter farklı, mizaç farklıydı. Doyumlarımız, hazlarımız, tepkilerimiz, önceliklerimiz çok başkaydı.

 

Karanlığa saklananlar da var, karanlığı aydınlatanlar da... Gün gibi aydınlık yaşayanlar da var, yıldızlaşıp parlayanlar da... Hepimiz farklıyız. Gizlenmek isteyende, süslenip görünen de. Her şey değişir de, mizaç değişmez. Yapı taşların ne ise, o kalır hep. Sınıfta öğretmenine cevap verirken,terleyen, yüreği güm güm atan çocukla, çıkıp çocuk bayramında, bir stad dolusu insana program sunan çocuğu kıyaslayamaz,

aynı sınavla, aynı ölçülerle yargılayamazsınız.

 

Gürültülü, coşkulu, heyecanlı yaşayan kalabalıkları, sorunsuz günlere, hastalıksız- acısız günlere taşır o sessizler. Başarısı için övülürken yanakları kızaran, kulakları uğuldayan birine, ortalıkta rezillik üzerine rezillikle yaşayanları anlatamazsınız. O, kalın ar perdesinin arkasına saklanarak yaşar. Dikkatli, titiz, incitmeden, kırmadan. Ölçe biçe, karınca gibi sıkıntısız, zahmetsiz.

 

Bir de ar perdesi hiç olmayanlar var. Keçinin koyunu, dereden atlarken görüp, gördüm gördüm diye feryat etmesi gibi en ince hatalarını ifşa edip, başkalarının kıyameti koparır da içlerinde türlü pisliği taze tutarlar. Her fırsatta, dinden, imandan, edepten, ahlaktan, haktan adaletten bahsedip, kürek kürek gübürü içlerine sindirirler.

 

Şimdi yürek tartılarının gıcırdadığı zaman. Öyle ki beyinlerimiz tırmalanıyor. Menfaatlerin doğruluk ibrelerine mıknatıs olduğu, çekip bozduğu anlar. Rutin hizmetlerin bile pazarlanıp, etiketlendiği günler. Seçim öncesi fırsatları, daha doğru

ifade ile insanlığımızın, adamlığımızın, erdemlerimizin, ahlak ve edebimizin, inanç ve doğrularımızın can çekiştiği, öldüğü veya can bulup tazelendiği günler.

 

On Haziran da yanakları pembe olup, mahşerde simsiyah olacaklar var. Ruh aynalarını iyice bir parlatıp, doğruların incecik saçlarını, vicdan taraklarıyla taramalı. Kırmadan, koparmadan. Nazik ve dikkatli. Öyle hareketler var ki, bir anlık dikkatsizlik veya telaş sadece canımızı yakmaz, yaktığımız başka canları, yakamıza yapıştırır.

"Öldürüleceğinizi bilseniz bile doğruyu söyleyin" buyuruyor, efendimiz. Dürüstlük başlar üzerinde öyle taçtır ki, taşıyan başı, baş yapar.

 

Ayaklar altına alınca da, insanı insanlıktan çıkarır. İç huzurunun, dış selametinin garantisidir dürüstlük.Tam tartının kurulduğu günler. Mangalda kül bırakmayanlara, neyin ne olduğunu anlatan zamanlar. Başka yolu yokmuş, üye olanlar işe alınacakmış, ben de gidip üye oldum. Ekmek parası için, ne yapalım deyip, çizgiden bir bir ayrılıyor insanlar. Zaten cevap da onun içinde. Ne yapalım, bu menfaat

çarklarına çomağı sokup kıralım. Herkes elif gibi dik, ok gibi doğru olsa, menfaat için ruhunu kirletmese, ortalıkta çaresizlik edebiyatı yapacak durumlar oluşmaz.

 

Her gönül bir çare, her yürek bir umuttur. Doğru da tutunan, her davranış er geç karşılığını bulur. Yanlışa yamanan yanlışla yamulan her davranışın, er geç cezasını bulduğu gibi. Yüzünü taze gülüşlerle bezeyip bizlere umutla bakan çocuklarımız için. Onlara temiz bir geleceği, alnımız açık sunabilmemiz için yorulup terleyelim, bozulup kirlenmeyelim. Mizaç değişmez.

 

Ahlak bozulur, karakter değişir. Mizaçları doğru olanlara emanet gelecek. Göz yumarlarsa, hesap soracak günler mutlaka gelecek. Parlak vaatler, gözlerinizi kamaştırmasın, güneş doğunca yıldızların hükmü kalmaz. Her geçici makam gibi güç de el değiştirir. Yüreğin gücü ise, erdem ve doğrulukla tazelenir, yenilenir. Gürültü ve şamataya kulak tıkayıp, ellerimizi, yüreklerimizi temiz tutalım. Pislik, padişah kızında bile mide bulandırır unutmayalım.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR