26 Eylül 2017 Salı

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Bir Vatan Kaç Koltuk Eder

11 Haziran 2015 Perşembe 16:31

Bayraklar dalgalanıyor her yerde. Rengârenk, desenli, işaretli, şekilli. Hepsi bir derdin sembolü, bir idealin simgesi. Kiminin altında durup, coşkuyla çarpan kalbimize fırsat veriyoruz, kiminin altından burun kıvırıp geçiyoruz. Bazen de sırf bayraklar yüzünden, o sokaktan geçmemek için yol değiştiriyoruz. Olanları, olacakları değiştirmek de o kadar kolay olsa.

Bayrak neydi, rüzgârın ahengini gösteren mi, rüzgârla ahenk bulan mı? Her kıvrımında, gönle damlayan, yüreğe dokunan, ruha heyecan verendi. Gözden yaş akıtırdı, içinde uğruna akıtılan kanlar olunca. Özgürlüktü gönderde dalgalanınca. Gururdu, tabuta sarılınca. Kıymetliydi uğruna ölününce.

Kızım beş yaşındaydı, arkadaşının babası şehit olduğunda. Telaş, koşturmaca, ağlayan yüzler, paralanan insanlar kafasını karıştırmış, yüreğini yormuştu. Durup durup aynı soruyu soruyordu, " Ömer amcama ne oldu" gözleri kızarmış, ürkek ürkek bakıyordu. Tatmin olmak istiyordu. Bütün lojmanı sarsan, çocuk bayramını iptal ettiren, herkesi ağlatan neydi. Eğildim önünde, dizlerimin üzerine çöktüm. Yüzünü avucuma aldım, gözlerinin içine bakarak, derin bir nefes aldım. Gözümden damlayanlar, üzerime dökülüyordu. " Ömer amcan, bayrak oldu" dedim,

diyebildim. Sessizce baktı, bir daha sormadı. Uzunca bir süre, ne zaman dalgalanan bir bayrak görse, koşarak sevinçle gelir, " anneee bak, Ömer amcam dalgalanıyor" derdi.

Duru ve temiz göğümüzde, kızıl kanlara dönüşmüş, Ömer'ler, Ali' ler, Mehmet' ler dalgalanıyor. Onlar dalgalandıkça, ezanlar okunacak. Marşımız söylenecek. Huzurla uyuyacağız. Allah, milletime bir daha istiklal marşı yazdırmasın. Bayraklarımızın dalgalanacağı göğümüzü karartmasın. Bu millet her zaman, bayrağında renk olmaya hazır, şerefli insanlardan oluştu.

İçimize köz gibi değen, isil isil yakan bayraklar var. Üzerinde Ömer' e, Ali' ye, Mehmet' e, mermi sıkanların, ot, çiçek, ağaç, dal olup desen bulduğu bayraklar. Mezarlarında rahat değiller. Bedenlerimizde, yüreklerimizin rahat olmadığı gibi. Kaç renk olursa olsun çiçekleri, ne kadar uzanırsa uzansın dalları, içlerindeki börtü böceği, yılanı çıyanı, biliyoruz. Akıttıkları kanların kokusu genzimizde, izi lekesi ellerinde, vebali meymenetsiz yüzlerinde. Dağ bayır, köy şehir, asker sivil, kıyıp kan akıttıktan sonra, tilki postuna bürünüp, bayrağa çiçek renk koyarak, maskeler takıp partileşecek kahpeler. Ses çıkarmayacağız. Yok, artık bu kadar da yağma olmaz. Bu nasıl bir edepsizlik. Hiç saydığın, ezip geçtiğin demokrasiye yamanıp, legal olamazsınız. Özgürlük bedel ister, hele yaktığınız canlar, yüreklerden aklanıp özgürleşme, çok sağlam bedel ister. Al gülüm ver gülüm, al takke ver külah, oh ne ala, ölmedik, ölmeyeceğiz. Bu kez oyuna gelmeyeceğiz.

Annesini yediği ceylanın, başını okşayan sırtlan gibi kanlı dilleri sulanıp, kanlı tırnakları kaşınanlar var. Birliği bozmadan, milletimi dağıtamayacaklarını iyi bilen kem gözler var. Oyu verenlerin hükmü kalmadı, sayanların maharetleri yanında. Yön veren erk, kimi isterse onu çıkarıyor sandıktan. Global dünyanın sahipleri, yüreği heyecanla çarpan, sonuca kilitlenmiş halkı hiçe sayıp, kimi piyon seçmişse onu çıkarıyor, seçiyor.

Kaygan bir zemin siyaset, uygun ortamlar oluşturuyor demokrasi, duymak istediklerimizi sıralıyorlar önce, sonra da yapmak istediklerini uyguluyorlar. Bir vatan kaç koltuk eder. Şeref hangi koltuğa sığar. Onurla koltuk takasta denk gelir mi. Neleri gördük, izledik, sustuk, Kedidir kedi. Rahat durduk, rahat oldular, rahat battı, rahat durmadılar, rahatımızı bozdular. Yorulduk, bezdik, pes etmedik, etmeyeceğiz. Gayret edip, boğuşmak, çabalayıp çırpınmak zamanı.

Kurban kesip dualarla açılan, tüzüğünü alnının akıyla çarşaf çarşaf sunan. Bildirisinde vatan millet, birlik beraberlik diye çırpınanlarla, vatan evladını kurban edip, her yerde ayrı dilden demlenenleri, aynı sandığa sokturanlara hesap sorulmalı. Her karışına can feda edilmiş bu vatanı, leblebi taksim eder gibi bir avuç sana, bir avuç bana dağıttırmayacağız.

Gözü korkan, başı dönen çekilsin, bulsun bir koltuk altı saklansın. Yüreği bir millet eden, bir millete yüreklik edenler bir adım öne gelsin. Ellerimiz göğsümüzde, göğsümüz şerefle, şevkle

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE...

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR