24 Eylül 2017 Pazar

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Bizim Annelerimizin Günü Hergün..

27 Nisan 2012 Cuma 23:39

KANATSIZ MELEKLERİMİZ

Yaratan’ın cennetini ayaklarının altına serdiği, bizlere doğru yolu gösteren, yaşam koçlarımız, kutsal varlıklarımız olan annelerimiz için ne yazsak kifayetsiz kalır. Onlar ki! En iyi öğretmen, en iyi doktor, en iyi hasta bakıcı, en iyi psikolog, en iyi aşçı, en iyi bekçi, en iyi hamal, en iyi beslenme uzmanı, en güvenilir bankadır.

 Hepimizin harçlıkları, mutlaka ANNEBANK ta birikmiştir. Bütün meslek gruplarının görevlerinin aynı isimde toplandığı, dilimizdeki, beynimizdeki en güzel kelime ANNEDİR. Işığı hiç eksilmeyen, sınırsız ve anlatılmaz bir sevgiyle, bizleri seven, yemeyip yediren, giymeyip giydiren, kendisi yaşamamışken, bizlerin hep mutlu yaşam sürmesini sağlayan, hüzünlerimizi sevince dönüştüren, sabırlı, sıcak, şefkatli, koruyucu, bağışlayan dünyanın en güzel melekleri annelerimiz ANNELER GÜNÜNÜZ kutlu olsun.

Anneler Günü, anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanan özel gün.

Anna Jarvis'in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi. Zamanla başka ülkelere de yayıldı.

Annelere armağan edilen bu özel gün Türkiye'de 1955 yılından bu yana kutlanmaktadır. Türkiye'de Mayıs ayının 2. Pazar günü Anneler Günü olarak kutlanır. Bu evrensel günde, Dünya'da milyonlarca anne, çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılır.

 Sadece bu günlerde mi hatırlarız ANNELERİMİZİ? Canımız yandığında, başımız dertte olsa, fırtınalar kopsa, en güvenli, sığınacağımız tek liman ANNE kucağıdır. ANNE yüreği asla sevmekten yorulmaz. Annelerimize sarıldığımız zaman, bütün dertlerimiz gidiverir. Annenin çocuğuna, çocuğun annesine duyduğu sevgi, hiçbir tanıma sığmaz. Her anne ve çocuk yoğun duygusal süreçler yaşar. Karşılıksız tek sevgi annenin çocuğuna duyduğu sevgidir. Annelik çok kutsaldır. Yürek ister, emek ister, sabır ister. Kısaca annelik sevgisi bedelsizdir. İnsanın yaşı kaç olursa olsun, ANA kucağına saklanırız. Hatta annelerimizden dayak yerken bile” ANNE” diye ağlarız.

Kadının en büyük mutluluklarından biridir evlat sevgisi. Bu yüzden en büyük acılarından biriside çocuğunu kaybetmektir. Yavrusunun uğruna, onun üzülmemesi için, ondan önce ölmeyi göze alacak kadar, karşılık beklemeden yaşanılan bir sevgidir. Saçımızın teli için, dünyayı yakan analarımız, gözlerinin önünden ayrılıversek perişan olup, resimlerimizi öpen, küçüklük kıyafetlerimizi bile en güzel yerlerde saklayıp, zaman zaman çıkarıp koklayan, tekrar ihtişamla yerine koyan, gecenin sessizliğinde koynumuza girerek şefkatini, sıcacık yüreğini veren ANALARIMIZ, bizi hayata bağlayan en büyük ümidimiz en tatlı varlıklarımız dünya MELEKLERİMİZ. Ateşimiz çıksa “ of” bile demeden sabaha kadar nöbet tutan, birinin bize zarar vereceğini hissetse aslan kesilen, kalıcı sevinçler bırakmak için uğraşan ANNELERİMİZ sizinle yaşam çok farklı.

Hakkınızı nasıl öderiz? Sırtımızda cennete götürsek yinede ödeyemeyiz. O kadar seviliyorsunuz ki! Rabbim Cenneti ayaklarınız altına sermiş. Ama en mühim nokta, şimdi sevip, yarın bir gün yaşlanınca bu sevgiyi unutmamak. Ne dense insanlar elden ayaktan düşünce, yani yaşlanınca, yanlarında ne sevenleri, ne de evlatları kalıyor. Bir anne on tane çocuğu da olsa, yüreğini on eşit parçaya bölüp yıllarca bakabiliyor. Ama bazen, 10 çocuk bir annesine bakamıyor. Genç neslin ebeveynlere pek tahammülü yok. Bir gün bir arkadaşım ziyaretime geldiğinde sohbet ederken aynen şu sözleri sarf etti. “ küçükken, tam anne şefkatine, sevgisine kısaca onlara muhtaçken kreşe bırakan anne babamı, bende, bana muhtaçken yani, yaşlandıklarında seve seve gönül rahatlığı ile huzur evine bırakacağım” demişti. Şaşırmıştım.

Hiç bu boyuttan düşünmemiştim doğrusu. Çünkü benimde iki çocuğum kreşte büyümüştü. Acaba, onlarda benim için aynı düşünceye mi sahiplerdi? Aslında içimi, inanılmaz bir korku sarmıştı. İşte bazen her ailede, maalesef melekte bulunabiliyor şeytanda… Yorumu sizlere bırakıyorum. Çocuklar sevgiyi, öğrendikleri şekilde yansıtıyorlar.

Bir kadın için çocuk yapmak, dünyada yapılabilecek en güzel harekettir. İlk kalbin yolculuğunda gözünü monitörden alamazsın. Anne olmanın tadını çıkartırsın. Ama aynı zaman da anne olmanın endişesini yaşarsın. Nasıl bir anne olacağımızı sorgulamaya başlarız. İmdadımıza yine anne, babamız koşar. Ölmüş olsalar bile, maneviyatları güç verir.
Her anne gibi bende iki çocuğuma inanılmaz düşkünümdür. Ama yinede, zaman zaman farklı hayat çizgilerinde bulunmakla nefsimi terbiye eder, tefekkür ederim.

Hiç çocuğu olmayan veya çocuklarını kaybeden anne babaları düşünürüm. Yanakları yerine mezarlarını öpen anneleri! Vücudum buz kesilir sanki! Çocuklarımı hemen bağrıma basarım. Her şeyin yanında iki yavrumu da bana veren MEVLÂMA şükreder, teşekkür ederim. Rabbim bütün anne, babaları, çocukları korusun!
İşte bazen anne babalarımızın kıymetini bilmeden onları kaybetmek, yeri doldurulamayan sonsuz bir özlemdir. Bu özlemi ben 6 yıldır yaşıyorum. Bin yıl da geçse, bitmez anneciğime hasretim. Artık dikiş tutmayan bir acıya sahibim. Annede olsam, hâlâ ona ihtiyacım var. Mezarına gittiğimde bir avuç toprağını alıp öptüğüm zaman sanki kokusunu duyuyor, onu öpmüş gibi oluyorum. Büyük günah olmasaydı çoktan giderdim yanına. Ama işte! Bende bir anneyim… Ömür miadımın bitmesini bekliyorum kavuşmak için.

Ebediyete yolcu olan annelerimizin HAKK kendilerinden razı olsun, Rahmetleri bol, mekânlarını cennet etsin. Sağ olanlara sıhhat ve uzun ömür versin.
Güzel konularda tekrar buluşmak umuduyla…

Bilvesile hepimizin anneler gününü şimdiden tebrik ederim...

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 3 yorum yapıldı.
    YAZARLAR