19 Eylül 2017 Salı

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Bu Gidişe Caydırıcı Bir Kanun Gerek

05 Nisan 2014 Cumartesi 07:57

Şehrin göbeğinde, 100 metre ileride güvenliklerin olduğu ve hatta bir arka sokakta polis karakolunun olmasına rağmen; gecenin ikisinde uykumun arasında “yardım edin, imdat” diye bağıran genç bir kız sesiyle gözlerimi açtım. Ama ben olayın rüyamı gerçek mi olduğunu düşünürken görevlerinde mola vermeyen, devriye gezen emniyet mensupları çoktan olay yerine gelmiş, hatta küçük oğlumda kızı korumak adına eline almış olduğu sopayla aşağıya inmiş bile.

Hasta ruhlu kişi kaçarken yakalanmıştı. Kim bilir sizlerde belki aynı soruyu soracaksınız şimdi. “Genç bir kızın, o saatte sokakta ne işi vardı”. Aynı soruyu bende sormuştum. Kızcağız şehir dışından gelmiş, yakın olduğu için evi kimseye haber verme gereği duymamış. Ama dışarıda aç kurtların cirit attığını veya hasta ruhlu yaratıkların pusuya yattığını düşünememiş. Çok şanslıymış ki! Sesini duyurabilmiş. Çok fazla darbe almadan kurtulmuş. Ya sesini duyuramayanlar.
  

 Nasıl bir ruh halidir bu anlayamıyorum. Her türlü hakareti, zulmü hak eden bu ve buna benzer insan görünümlülere karşı farklı bir kanun olmalı ki insanlar gece gündüz rayatça yaşayabilmeli. Hiç mi düşünmezler! Kendi eşlerine,  evlatlarına ya da akrabalarından birine aynı muamele yapılsa ne yaparlardı?
  

Son günlerde üst üste yaşanan üzücü olaylardan dolayı bu konuyu yazmak istedim. Gün geçmiyor ki gazete ya da televizyonda bir cinsel taciz ve tecavüz haberi geçsin. Kız ya da erkek olması hatta yaş farkı değişmiyor. Cinsiyet farklılığı söz konusu olmadan bu tür davranışlara maruz kalmaktadır. Hiç şüphesiz çocuklarımızın, hatta hiç kimsenin başına asla gelmemesini umduğumuz bir olaydır.

Bu insanlık dışı olaylara “DUR” diyebilecek bir güç yok mu halâ? Tabiki istismar olayını tamamen yok etmemiz mümkün değil. Mutlaka hasta ruhlu insanlar vardır. Ama bunu en aza indirebiliriz. Bu konuda ailelere, eğitmenler ve devletimize çok iş düşmektedir. En son küçük bir erkek çocuğuna yapılan tecavüz ve ardından öldürülmesi hepimizin kanını dondurmuştu. Günlerce etkisinden kurtulamamış her haber dinleyişimde o acımasız insanında ölüm haberini duymak istemiştim.

Ben böyleyken ya o ailenin durumu... Düşünmek bile istemiyorum... Çünkü nefesim kesiliyor. İşte kimi zaman sapık ruhlu kişinin vahşet boyutuna varan eylemleri, hem mağdurlara ( tabi yaşama şansı bırakırsa) ve ailelere büyük travmalar yaşatırken, çocuk sahibi herkesi etkileyerek korku ve panik yaşamamızı kaçınılmaz hale getiriyor.
 

 İster fiziksel olsun, ister duygusal isterse cinsel olsun istismarın her türlüsü birey üzerinde travmalar yaratıyor. Yetişkinler dahil bu tür istismarlarla karşılaştıklarında olumsuz etkilenirken, küçücük bir çocuğun, bu durumdan etkilenmemesi mümkün değil tabiki. Yaşadığı an etkilenmese bile, gelecekte ruhunda derin yaralar açacaktır. Bu öğle bir yara ki her şeyin, hatta her şeyin üstünde. Hatta şu anda gündemden düşmeyen siyasetin, kavgaların, küçük hesapların bile üstünde...
  

Çocuklar aslında en sık aile üyeleri,  % 90 tanıdıkları tarafından cinsel istismara daha çok uğrarlar. (bu ayrıntıları yazmaya bile elim varmıyor. Sizler zaten tahmin ettiniz) Bunlar çocuğun güvenini kazandıkları, onlarla yakın ilişki kurabilen insanlardır. Genellikle kendilerine karşı koruyamayacak kişileri kurban seçerler. Zihinsel ve fiziksel özürlü çocuk ve kadınları daha çok istismar edildiği bilinmektedir. Peki, verilen ilk tepki nedir.” Susmak ve hatta saklamak”. Çocuklar bu olayın ne olduğunu anlayamayacak  ve kelimelerle ifade

edemeyecek kadar küçük oldukları için söyleyemeyebilirler. Tehdit edilmişte olabilirler. Kimsenin kendilerine inanmayacaklarını düşünebilirler. Çok utanıyor olabilirler. Savunmasız ve bilgisiz olan bu küçük meleklerimizi yaşlarına uygun şekilde uyararak ve bilgilendirerek her ne olursa olsun yanlarında olduğumuzu, defalarca anlatmalıyız. Bedenlerini korumayı, hayır demeyi öğretmeliyiz. Onlara her ne olursa olsun ebeveynleriyle sorunlarını paylaşabileceklerini öğretmeliyiz. Her zaman sır saklanmayacağınızda öğretimliyiz. Sınırlar koymayı öğretmeliyiz.

 Aile olarak çocuklarımızla yakından ilgilenmeli onların davranışlarını yakından incelemeliyiz. Fiziksel etkiler, psikolojik belirtiler davranışlarındaki göstergeler yaşadıklarının veya eylemlerinin ipuçlarını verecektir. Bu hasta ruhlu insanın ebeveynimde olabiliriz. O zaman bir uzmandan utanmadan yardım alalım ki kimsenin canı yanmasın.
  

 Birde çocuk gelinlerimiz var. Çocuk gelinlerle evlenenlerin pedofiliden ne farkları var. Çünkü 18 yaşında herkes küçük bir çocuktur. Yine gündemde günlerce yazılan, çizilen tartışılan ama yine sonuca varılamayıp çözüm üretilemeyen kaderin 12 yaşında evlenmesi, 13 yaşında anne olması ve 14 yaşında da merhum olması. Bu çağ dışı, utanç kaynağı, ilkel acımasız töreyle alakalıda kanımızı donduran haberi hepimiz izledik. Burada suçlu veya suçlular kim.

Zavallı kadrin günahı neydi. Ailesinin berdel karşılığı değişmesi miydi?  Ailesinin acımadan ölüme göndermesi mi? Tecavüze ortak olması mı? Zaten bu tür evlikler bildiğimiz evlilik değil tabiki. Hiç kimse zavallı çocuğun rızasını almaz. Artık  “ 1” yaşındaki bir çocuğa bile bir birey gözüyle bakılıp fikrini aldığımız benim ülkemde, devletin 18 yaşına kadar ailenin bakmakla yükümlü tuttuğu yetişkine bile çocuk muamelesi yaparken, bu insanlar rızasını almadan söz hakkı vermeden sanki tarla sanki hayvan satar gibi evlatlarını hiç acımadan satıveriyorlar.

Tabiki erkeğin kaçıncı karısıdır orası muamma... Zavallı... Çocuktur ya... Korkmuştur ya... Bilgisizdir ya... O küçücük bedeni dayanamamıştır... İşlerine gelmedikleri zaman hiç acımadan öldürüveriyorlar...
   Mahkemesiz, savunmasız bırakılmış bu çocukları aile meclisleri hem de gözlerini kırpmadan, acımadan katlediyorlar. Yolda yürürken karıncayı bile incitmekten korkan ben... Yok, yok kanım donuyor sevgili okurlarım. Bunlar ayyuka çıkanlar.

 Daha buna benzer kim bilir daha neler yaşanıyor bilinmeyen. Düşünün ya 12 yaşında evlen,13 yaşında anne ol, 14 yaşında merhume ol. İnsanın evinde beslediği bir hayvanı ölüyor da günlerce yas tutuyor. Nasıl bir ailedir. Ne acı bir gerçek. Daha dünyaya gözlerini açmadan kaderini belirliyorlar satıyorlar. Maalesef çocuklarımızı koruyamıyoruz. Büyümelerine izin vermeden ya kocaya, itiraz ederse de toprağa veriyoruz.

Oysa çocuklarımızı kurtarmadan bu ülkeyi kurtaramayız ki! Aslında yaşta evlilikler kanunlarla yasaklanmalı ve cezai hükümler uygulanmalı. Artık körpecik öpmeye kıyamadığımız küçücük bedenleri, kaldıramayacakları işkencelere maruz kalmamalı. Daha kendileri bebekken, bebekleri olmamalı. Bitsin, gitsin, yok olsun bu acımasızlıklar!  Kim veya kimler çözecekse insanın kanını donduran olayları çözsün.
  

Birçok konuda yazılarım oldu. Ama! İnanın bu konuyu yazarken içim titredi, olayların içinde gibi hissettim kendimi... Üşüdüm bu soğuk yazıyı yazarken. Empati yaptım bir an... İçim yandı... Rabbim o çocukların yar ve yardımcısı olsun. İnsanlara merhamet versin...
  

 Çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Onları korumak ve sağlıklı yetiştirmek bizlerin başta görevidir. Akıl ve ruh sağlığı yerinde olmayan insanlardan Yaradan hepimizi korusun...

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR