19 Eylül 2017 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
11 Ocak 2011 Salı 17:00

Bu Kanunla Yargı Sistemi Tıkandı

1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) paralelinde tutukluluk süresine sınırlama getirmişti.
Bu Kanunla Yargı Sistemi Tıkandı

1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) paralelinde tutukluluk süresine sınırlama getirmişti.

Kanunun süre sınırlamalarına ilişkin hükmü önce 1 Nisan 2008’e, sonra 31 Aralık 2010’a uzatıldı. Yargıtay kısa süre önce sürelerle ilgili bir yorumlama yaparak CMK 250. Maddesinde sıralanan ”katalog suçlarda (uyuşturucu, çıkar amaçlı suç örgütü, ülke bütünlüğüne karşı fiiller, Anayasa’yı ihlâl, casusluk, silahlı örgüt vb.)” sürenin iki misli artırılacağına karar verdi.

Bunun sonucu olarak bu gibi suçlardan 10 yıl tutuklu kalanlar ve hükümleri kesinleşmeyenler suçları ne olursa olsun tahliye ediliyorlar.

Özellikle Hizbullahçıların, mafyacıların ve katillerin salıverilmeleri kamu vicdanında doğal olarak şok etkisi yaptı; büyük tepki topladı. Ardından Hükümet ve Adalet Bakanlığıyla Yargıtay arasında tartışmalar başladı.
Aslında ortaya çıkan bu olumsuz tablo, kesinlikle sürpriz değildir. Yargı sistemimizin giderek müzminleşen problemleri yıllardır sürüp gelen ihmallerin, yanlışların ve özellikle gerekli önlemlerin zamanında alınmamasının doğurduğu doğal bir sonuçtur.

“Geç kalan adalet adalet değildir” anlayışında herkes hemfikir görünmesine rağmen bu tıkanıklığa göz yumulmuş olmasının, seyirci kalınmasının mantıki bir izahı olamaz. Adalet anlayışı inancımızın, dolayısıyla kültür ve medeniyetimizin, tarihimizin en önemli temel taşıdır. Toplum düzeninin bu anlayış üzerinde bina edilmesi, hukuk nizamının aksamadan sürmesi, herkesin bundan eşit şekilde yararlanması, bireyin hak ve hukukunun korunması, sosyal düzenin huzur içinde devamı için şarttır.

Son tahliyeler vesilesiyle yargıdan müzminleşen problemlerin patlarcasına ortaya saçılması esasında yargıdaki sorunların teşhis ve tedavisi için isabetli olmuştur. Olay çok yönlü ve çok kapsamlıdır. Hükümet ile Yargıtay sorumluluğu birbirlerinin üzerine atmak ve suçlamak yerine aklıselim mihverinde çözüm aramak zorundadırlar. Hizbullahçıların tahliyesi olamasaydı bile, problem mevcuttu, giderek büyüyordu ve halledilmeyi bekliyordu.
Bugün Türkiye’de ilk derece mahkemelerinden Yargıtay’a kadar sistem büyük ölçüde tıkanmıştır, işlemiyor. Yargıtay koridorlarına kadar dolup taşan binlerce dosyanın varlığı bu tıkanmanın son merhalesidir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında 635000, Ceza Dairelerinde 372000, Hukuk Dairelerinde 203000 dosya görüşülmeyerek sonraki yıla devrettiğini biliyoruz. İncelenmeden devreden 100000 dosyanın Yargıtay’da yer olmaması gerekçesiyle Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünde tutulduğu ifade ediliyor. Sadece bu rakamlar bile problemin çapının somut görüntüsüdür.
Usul ve tebligat kanunundaki eksiklikler, boşluklar, yazışma işlemlerinin önündeki tipik bürokratik engeller mahkemelerin işlemesini inanılmaz şekilde uzatıyor. Bilirkişi yahut Adli Tıp raporları aylar boyunca mahkemeye intikal etmiyor. Diyarbakır’daki Hizbullah davası, 10 yıl sürdü. Bu sürenin nerdeyse yarıya yakınının Adli Tıp raporu bekleyişlerinden kaynaklandığı biliniyor. Buna sebep olanlar hakkında hiçbir işlem ve müeyyide yapılamıyor.

Hakimler bazı davalarda tarafların bilinçli şekilde davayı uzatma çabalarını önleme imkânı bulamayabiliyorlar. Hem Yargıtay’ın hem de alt mahkemelerin iş yükü anormal şekilde ağırdır. Birçok mahkemede günde 30-40 dosyaya bakmak zorunda olan hâkimden bunlara gerekli inceleme zamanını bulmasını kimse bekleyemez. Hâkim açığının varlığını herkes söylüyor; ancak Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın Hâkim Adayı alınması konusunda 2006’da aldığı karardan sonra yeni adayları belirleyecek sınavların yapılması büyük ölçüde aksamış durumda.

Op. Dr. Levent Başyiğit (Türk Ocakları Isparta Şubesi Başkanı)

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR