24 Eylül 2017 Pazar

Kadir YAVUZ / Ajans32

Burdur'da Malatyalılarla Elazığlılar...

29 Kasım 2013 Cuma 23:33

BURDUR’DA MALATYALILARLA ELAZIĞLILAR KAYNAŞMASI… 3. GELENEKSEL ÇİĞKÖFTE GECESİ VE O GECE BURDUR EMNİYET MÜDÜRÜ ABDULKERİM POLAT’LA TANIŞMAM.

                                                                              23Kasım 2013

Hepsi dostum, hemşehrim Katre Unlu mamullerinin Sahibi Mehmet Kayaduran’ın şahsımı davet etmesiyle gerçekleşti.

Burdur’a dağ yolundan yani kestirmeden 15-20 dakikada vardık. Her şey hazırlanmış, Burdur’daki Malatyalı ve Elazığlıhemşehrilerimiz oturmuş bizleri bekliyorlardı. Güzel ve kısa bir iki tanışma konuşmalarının ardından herkes birer birer kendini tanıtmaya başladı.

3.nü yaptıkları çiğköfte ziyafetinde Eğirdir’de savcı olarak görev yapan ve Burdur’a tayin edilen değerliHemşehrim Murat Bey, yine Isparta İş Bankası’ndan Burdur İş Bankası’na tayin edilen Hikmet Bey’le yan yana oturduk.

Çiğköfte ziyafetine Isparta’dan 20’ye yakın Elazığlıhemşehrimizle birlikte katıldık. Orada bulunanhemşehrilerimiz 80 kişi kadarmış… O da katılamayanlar da, varmış. Isparta’da da, hemşehrilerimiz var ve fazla sayıda, tabii ki hepsinin katılması mümkün olmadı. Nasıl ki, bundan önceki iki çiğköfte gecesine ben katılamamıştımsa, bu geceye de katılamayanlar oldu.

Şu anlamlı geceyi Elazığ’da ve Malatya’da yapmalılar aslında! Yıllardan beri Elazığlılarla Malatyalılar arasında bir husumet varmış gibi gösterilmiş, hatta bazı futbol müsabakalarında kendini bilmez üç beş kişinin yüzünden statlar karışmış, karıştırılmıştır; karıştırılmıştır diyorum, çünkübirileri tarafından karıştırıldığı muhakkak! Şu bir gerçektir ki, Malatyalılar da, Elazığlılar da doğunun en misafirperver, anlayışlı, güler yüzlü, cömert insanlarındandır. Bu iki şehir batıya bile örnek gösterilecek şehirlerdir. Örfüyle âdetiyle, geleneğiyle göreneğiyle, inancıyla ahlakıyla örnek bir insanlık sembolüdürler.

Tam bu gece, yan yana geldiğimiz Burdur Emniyet Müdürü hemşehrimiz Abdulkerim Polat’la bunları konuştuk.Masa masa dolaşıp, tek tek herkesi ziyaret ediyor, tanışıyor, konuşuyordu. Bizim yanımıza da, geldi.

Almanya’da görev yaptığı ve orada yaşadıklarını anlattı. Bizim milletle karşılaştırmam mümkün değil bile, ama o milletin ülkesini kalkındırmaktaki başarılarını görmezden de gelemeyiz. Herkes ne verdiğine bakmalı! Devlet olarak halkına, baba olarak eşine ve çocuğuna; saygı göstermeden, sevgi beklememizin yanlışlığı gibi!

Ben, bu kültürel bozulmuşluğumuzun 150 yıl geriye dayandığını dile getirdim. ‘Haklısınız’ dedi. Millet olarak, güçlü bir geçmişe dayalı olmamıza rağmen onunla öğünmekten korktuğumuzu, hatta ona karşı saygısızlık yaptığımızı dile getirdi.

Ve bir de, olmaz intibaını yıkmamız gerek, dedi. Devletine, hukukuna, rejimine inanmayan insan ‘mümkün değil’ demeye kendisini iyice alıştırmış, kendisinden beklentilere de ‘olmaz, ben yapamam… ben beceremem’ demiş. Ne verebiliriz bu insana veya insanlara? O çocuklarımıza vermediğimiz sevgiyle ilgili sözüne yakın Zeki Ömer Defne’nin, kendisini sorguya çektiği ‘itiraf’ şiiriyle örnek vereceğim. şiiri ve o şiirden bir kıtayla, çocuklarımıza vermemiz gerekenleri bir yoklayalım, kendimizi sorgulayalım… Ne dersiniz?

Ben senin meselen olabildim mi?

Sualimden ben mesulüm çocuğum!

Ben senin mektebin olabildim mi?

Kitabından ben mesulüm çocuğum!

Ben senin sevabın olabildim mi?

Günahından ben mesulüm çocuğum!

Mehmet Kayaduran kardeşim nasıl ki, Burdur’a kadar götürüyse, Burdur’dan Isparta’ya da getirdi… Evimin önüne kadar bıraktı, sağ olsun.

Sayesinde bir güzel gece geçirmiştim. Ve üstelik bir öğretmenler gününün gecesi sanki de, gecemizi bu vesileye kutlamışlardı.

Bu vesileyle, tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü kutluyorum.  

 

    

 
* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR