20 Eylül 2017 Çarşamba

Onur ERCAN (Sesli & Yazılı Makale) / Ajans32

Cehaletin Rengi: Kan Kırmızı

01 Kasım 2014 Cumartesi 23:09

   Sıcak savaş denildiğinde akla: ölümler, yaralanmalar, sakatlıklar, açlık, kıtlık, yetim-öksüz kalma, top, tüfek, biyolojik-kimyasal silahlarla sıcak savaş gelir ve her yıl yüzbinlerce insan ölür... Oysa ki soğuk savaş ve psikolojik savaş biraz daha somut ve faili zaman zaman meçhul olarak bilinir. Bu savaşlardaki ölümlere bakıldığında sıcak savaştan daha fazla ölü, kayıplar ve dejenerasyonlar olmaktadır.

Aslına baktığımız da en büyük soğuk ve psikolojik savaş stratejisi, eğitimdir…

     İnsanlık tarihi boyunca sınırlar değişmiş, İmparatorluklar-devirler-iktidarlar değişmiş, ideolojiler değişmiş, teknolojiler gelişmiş savaşlar hiç bitmemiş. Gelişen teknolojiye paralel olarak enerji ihtiyacı artmış, deniz aşırı ülkelerdeki gözü doymayan insanların, doğal kaynak ihtirasları ve para kazanma hırsları yeni terör örgütlerinin doğmasına, dolaylı olarak sıcak, soğuk ve psikolojik savaşların hızlanarak artmasına sebep olmuştur.

     Savaşların bitmemesi petrol, silah ve ilaç sanayisinin önemini çok çok artmış, savaşan ülkeler gelirlerinin büyük bir kısmını bunlara ayırmak zorunda kalmaktadır. Artık 21. Yüzyılın dünyasında ki algı; “savaşlardan maksat silah, ilaç ve petrol sanayisinin kazanması” olmuştur.

      Son yıllara baktığımızda; kendini yeterince eğitememiş, olayları yeterince analiz edemeyen çok kolay provoke olabilen ülkeler hep kan gölü içine dönüşmüş vaziyette. Bir millet eğitim noktasında zaafiyet yaşıyorsa bunun sonucu her zaman kanla bitmektedir. Bu güç tamamen kontrolsüz ve yönlendirmeye-yönetilmeye müsait olmaktadır.  Eğitimin insanlara kazandırdığı en önemli kavram: Allah korkusu, kanun korksu ve toplumdan utanmadır. Bir toplum bu üç önemli kavramı yetirmiş ve ulaşamamışsa o toplumdan korkmak lazımdır.

     Bunu çok iyi bilen emperyalist güçler, belli coğrafyalarda yıllardır eğitime müdahale ederek o halkın belli kavramlardan yoksun kalmasını sağlamış ve düğmeye bastığında o gücü kendi kontrolü altına alabilmiştir. Bunun açık örneklerini her gün canlı canlı görmekteyiz.

     Haliyle yetersiz eğitim, insanlara bir sonraki hamlede olacakları düşünmesine engel olmaktadır. Bu da insan hayatının ve sağlığının ön plana çıkmasını engellemektedir.

     Bizim gibi gelişimini tam tamamlayamayan ülkelerde buna örnek verirsek; ideolojik akımın güdümünde olan vandamlar bir işaretle sokağı çıkartılıyor sonuç: ölümler, yakmalar, talan etmeler. Bir yolcu otobüsünün şoförü aşırı yorgun, sonucu ne olabilir: elbette çok ölümlü kaza. Bir midibüs aşırı yolcu alırsa ne olur: elbette çok ölümlü kaza. Bir maden ocağında ihmaller varsa su sızıyor sonuç ne olur: elbette facia. Bir asansör aşırı yük taşırsa ne olur: elbette yere çakılacaktır, sonuç ölümlü kaza. Kadın haklarını bilmeyen erkek, kavga sonucu: ölüm ve yaralanmalar. Evet, görüldüğü gibi bir sonraki hamle hep kan kırmızı.

      O bakımdan bütün bunları önüne geçebilmek için birilerine inat toplum düzenini ön plana çıkaracak eğitimler önem vermektir. Söylemesi çok basit olan bu kısa cümleye önem veren ülkelere baktığımızda, önem vermeyen ülkelerden daha fazla refah düzeyine sahipler. Öyleyse bu tip olayları yaşayan ülkenin en önemli problemi eğitimdir.

Bu konuya el atacak en büyük güç devlet görülmekte. Eğitimin önemine binaen nasıl spor bakanlığı, sağlık bakanlığı varsa “Sosyal Eğitim Bakanlığı”da  olmalı. Diyeceksiniz ki zaten MEB var. O bakanlık insanları genellikle derslere hazırlıyor. İnsanlar için bir okul hayatı vardır, bir de hayat okulu. İşte bu Sosyal eğitim bakanlığı insanı hayata hazırlamalı.  Bu konsepti enine boyuna düşünerek MEB'lığı ile senkronize olup, rasyonal bir çalışma ile en ücra köşelere kadar işlemek gerekmektedir.

   İşte o zaman sıcak savaşmış, soğuk savaşmış, psikolojik savaşmış hiç kimse ilgilenmez. Olayları bir film seyreder gibi seyreder ne dezenformasyona, ne provokasyona, ne manipülasyona gelmez. İnsan hayatını sağlığını daha iyi önemser. Bir eylem yaptığında bir sonraki hamlenin ölüm mü? Huzur mu? Felaket mi? Mutluluk mu? Olduğunun hesabını yapabilir.

    Eğitim, eğitim ille de eğitim…

     Çünkü eksikliğini kanla ödüyoruz. Bu kan sadece sıcak savaşta dökülmüyor. Trafikte, madende, şantiyede, statta, sokakta, ailede… Bunu çözen güçlerin en büyük gelir kaynağı eğitim zafiyetidir. Bu zafiyet, önlem alınmazsa onlara daha çok kazandıracağa benziyor.

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR