24 Eylül 2017 Pazar

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Cemre Suya Düşünce, Toprak Neşelenir.

26 Şubat 2015 Perşembe 10:46

    Sıcacık bir bahar, yavaş yavaş hissediliyor. Tomurcuklanan, dallar değil yalnızca. Her gün yeni bir his çiçekleniyor, yüreklerimizde. Ilık güneş ışıkları, başka hevesler, heyecanlar yaşatıyor ruhumuzda. Unuttuğumuz, nice eski hayali tazeliyor bahar. Tıpkı kurumuş dalları yeşerttiği gibi, çocukluk günlerini, getiriyor bazen geri, bazen eski sevgileri, eski istekleri. Bir çok karar alıyoruz baharda,  birçok yeni hedef belirliyor, amaç ediniyoruz. Oysa bir o kadar yorgun oluyor vücudumuz, dalgın
ve durgun oluyor gönlümüz.

    Bir anda her bir zerresinden yeşeren toprak, nasıl yorgun düşerse, beden de öyle yoruluyor. Kanın her hali değiştiğinde, bedenin
mecali azalıyor. Tazeleniyor kan, yenileniyor, sulanıyor, inceliyor. Bahar yorgunluğu, kaçınılmaz oluyor, her bahar yenilenirken. Koca bir kışın, yükü var omuzlarımızda. Birikmiş yağlar, hareketsiz kaslar, paslanmış eklemler. Yatağın içinde, erimiş margarin gibi hissediyorsanız kendinizi, silkinip kalkamıyor, ağır ağır hareket ediyor, miskinlikten keyif alıyorsanız, bahar temizliği vakti gelmiş demektir. Hanımlar çoktan başladılar, eşyaları kaldırıp kondurmaya.

Ağaçlar çiçeklenirken, pencereler de hanımlanır.

   Hemen her pencere de bir hanım, temizlik yapıyordur. Balkonlar, rengarenk nevresim, battaniye açar baharda. Her eşya yeniden elden geçirilir, atılacak fazlalıklar, yine baharda belirlenir. Taze hevesler, çabuk karar verdirir, baharda. Duygular çoğalır, heyecanlar güçlenir. Yeni yeni sokaklarda canlanıyor sabahları. Pırıl pırıl eşofmanlı hanımlar, beyler yürüyüş yapıyorlar. Hareketle, canlanıyor beden, hızlanıyor kalp, temizleniyor kan. Biraz dikkat, azıcık sabırla, yenibahar, yeni yaz, sağlıklı ve keyifli geçirilebilir.

     Beden yaza yorgun girmesin diye baharda kışın izlerinden arınmalı. Temizlenmeli. Evlerde, bahçelerde, yollarda olduğu gibi. Ağaçlar budanıyor, aşılanıyor. Yeni fideler, fidanlar toprakla buluşuyor. Güller, asmalar, begonviller, sardunyalar yaza hazırlanıyor. Havaya cemre düşünce, tohumlara can düşüyor. Suya cemre düşünce, toprağa neşe geliyor. İşaretleri okuyup,gereğini yapmakta insana düşüyor. Datça sadece badem ağaçlarının seyrinden ibaret değil. Denizi ılık ve sakin. Dağları ürkütücü ve dingin. Huzuru yavaş ve derin. Sükutu sağlam ve engin. Akıllarda kalmıyor Datça, gönüllerde hasrete dönüşüyor, ayrılınca. Geçen sene gelip tadını alanların, hayali, hedefi şimdi Datça.

    Ev sahibiyiz, tüm Datça’lılar. Misafirlere hazırlanan. Sevdiklerimiz bir bir aramaya başladılar. Zaman uzuyor artık onlara. Planlar yapılıyor, takvimler belirleniyor. Tam da şimdi, misafirlere hazırlanırken, eksikleri  belirleyip, tamamlama zamanı. Geçen sene konuklar, en çok neleri istedi de bulamadı. Neler olsa daha tatlı geçer tatilleri. Neler olmazsa olmaz, Datça da. İnceden inceye araştırmalı. Tespit edip gereğini yapmalı. Meydanda müzik, çok güzeldi, azıcık teknik imkanla daha güzel olacaktır. Amatörlerin, belli saatlerde açılan ses düzeneği ile halka ve misafirlere müzik ziyafeti çekmeleri, ne hoş olur.

    Sıcakta eve dönmek istemeyen aileler, meydanda vakit geçirirken tat almış olurlar. İkramlar, yiyecek ve içecekler. Akıllarda kalan Datça’yla hatırlanan lezzetler. Sahilde Lokmacı Meral'in lokmaları. Lokmalarının tadı kadar, Datça'nın huzurlu ortamıyla bütünleşmiş, huzurlu nazik tavırları ile olmazsa olmazı, lokmacı Meral. Elindeki uğraşın, tadına siner, şekere- şerbete dokunan Meral de öyle tatlanmış zamanla. Lokmaları kadar tatlı ve ölçülü sohbetiyle yazı özletiyor, sevgili Meral. Güler yüz, tatlı dil, arıyı çeken çiçek gibi çekiyor insanı kendine. İddia ediyorum,  Meral hanım, bol acılı çiğ köfte satsa da önünde kuyruk oluşur.

    Misafirler kadar biz de sabrettik, inşallah yakında şurubuna tarçın serpip, tatlandırırız dillerimizi. Stantlar çok güzel. El emeği hediyelikler, çok zorlamayan fiyatlarla, gayet iyi. Aydınlatma yerinde, yeterli. Sessizlik, aranılan tadı Datça'mızın. Çeşmeleri olmalı. İçilebilir suyumuz, estetik çeşmelerden sık sık karşılamalı misafirleri. Bu kadar sıcak bir şehirde suya ulaşmak zor olmamalı. Şehirleri özel kılan, meydanları, kuleleri, çeşmeleridir. Şık tasarımlı, modern sanatla bezeli, şah eser çeşmeler. 
Etkinlikler biraz daha artırılabilir.

     Haftada bir gün açık hava sineması olsa, ödüllü ve nostaljik filmler sunulsa. Bir kaç sponsorla halledilecek masrafta bir hizmet. Kent park, meydan veya anfi de, kolaylıkla organize edilebilir. İzlediği filme ait en küçük detay, Datça' yı çağrıştıracak, özletecektir. Yalancı Cennet denilmesi, yalancı sırattan geçip gelindiği için değil elbet. Cennette ki huzur tadında huzuru bulunması. O kıvrımlı yolları aşarken, yüreğin her virajda vuslat tadı yaşaması.

    Gerçek nimet: Datça’da ömür sürmek. Her nimette olduğu gibi, kıymetini bilmek gerek.

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR