25 Eylül 2017 Pazartesi

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Cinsel Açlığın Afrikası Türkiye

10 Mart 2015 Salı 14:55

Günlerdir uykularımızı da yanına alıp giden, kabus dolu günler yaşatan olayı basından takip ettik. Hepimizin yürekleri kana bulandı. Kor düştü ciğerlerimize. Öğle bir kor ki uzun bir süre sönmeyecek, hafızalardan silinmeyecek. Orman yangını gibi yandı yüreklerimiz. Aslında, Türkiye kanadı. Birini unutmadan, gün geçmiyor ki yenisi yaşanıyor. Hepimiz biliyoruz ki Özgecan ne ilk nede son. Kadınlarımızın sinsi sinsi peşinde dolaşan, sokakta pusuda bekleyen sayısız psikopatın olduğu Ülkemizde…

Toplumsal olarak önlem almadığımız sürece çok Özgecan’larımız aynı olaylara maruz kalacak. Çok aileler aynı acıları veya daha fazlasını yaşayacaklar. Özgecanın kaderi başka kızlarımızın bedenlerinde tekrarlamasın istiyorum. Bitsin artık bu mazoşistlik, sadomazoşizm. Hiç şüphesiz çocuklarımızın başına asla gelmemesini umduğumuz bu olaylar hakkında daha öncede yazmıştım. İsyanlarımı, öfkemi tekrar kalemime sığınarak gidermek istedim. Ben bir kadınım ve ben bir anneyim. Yazmalıyım insanlar ders alana kadar yazmalıyım. Aslına bakarsanız kalemim bile yazmak istemiyor, insanlığın en çirkin yüzünü. Satırlara değil, kâğıtlara değil, dünyaya yazsam çekilen acıları, yaşanan ızdırapları asla sığdıramam.

Nasıl tarifi olur ki. Bir ruhsuz çıkıyor, hayvani duygularını gidermek için seçtiği, günahsız, masum daha baharında gencecik kızımızı işkence yaparak yaşamına son veriyor. Bir annenin bir babanın dualarına sarıp kolladığı, dualarına emanet ettiği evladının cansız bedenine sarılmalarını sağlıyor. Hayatımızın akışına tesir eden olay toplumun ruh sağlığını da derinden etkilemiş bulunuyor. Herkes panik içinde. Aileler “ benim yavruma da olur” diye tedirgin. Şüpheci olmakta fayda var bence. Hatta birçok insan kendi tacizlerini, tecavüzlerini anımsayarak yaraları tekrar kanadı. .sizlerde farkındasınız son zamanlarda bu tür olayların sayısı fazlaca arttı. Neler oluyor benim güzel yurdumun insanlarına. Başlıktaki gibi; tecavüz olayları gerçekten cinsel açlıktan mı, yoksa kökeninde farklı bir şeyler mi yatıyor.

Nedir şehvet duygularını uyandıran. Kadına karşı kin mi, intikam mı? Diye düşüneceğim ama sadece kadınlara özel yapılmış bir davranış değil. Erkeklerde uğrayabiliyor taciz ve tecavüzlere. Peki, neden saldırıyorlar? Tahrik oldukları için mi? Peki,  neden nefret ediyorlar. Emellerine ulaşıp ulaşmamaları öldürme eylemini değiştirmiyor. Cinsel açlık suçsuz insanların tecavüze uğramalarına, darp edilmesine ve hatta öldürülmesine kadar gidebiliyor ne yazık ki. Geçekten cinsel açlık mı bunun adı sizce. Cinsel açlık değil bu, öğle olsaydı tecavüzcülere baktığımızda birçoğu evli, çocuklu kişiler çıkıyor karşımıza.

Bazen şaşırıyor insan bakıyorsunuz iyi bir baba iyi bir eş. Ama işte o an “iyilerden” eser kalmıyor. Bastırdığı duygularını salıveren gizemli bir kuyu oluyorlar sanki. Cinsellik her kişiye özgü kapalı bir kutudur zaten. Ya bir yanardağ ya da buzdağı. Ne olduğu ve ne olacağı dışarıdan kestirilemiyor. Uzmanlarda tecavüzleri sandığımız gibi cinsel uyarılmayla doğan cinsel boşalma amaçlı bir eylem olmadığını belirtiyorlar. Çoğunun kökeninde çocukluk yıllarında ailede yaşadığı ağır fiziksel istismarın bulunduğunu söylüyorlar. Yine saldırganlık ve şiddetin kökeninde ailenin olduğu kanısındalar. Erkekliğini ölümcül bir silaha dönüştürürken, bunun sorumluluğunu da yine kadına yıkmaya çalışıyor.

Neymiş mini etek giymeseymiş, o saatte arabasına binmeseymiş diyebiliyorlar. Genel olarak baktığımız zaman açık kapalı genç yaşlı fark etmiyor. Erkekliğini ve gücünü ispatlamaya çalışıyor. Sonuç itibarıyla çoğu zaman ölümle sonuçlandırabiliyorlar. Aslında tecavüzcü öfkeden saldırırmış. Nefretin erotize olmuş hali yani. Konuyu kadın erkek ve yaş sınırı gözetmeden ele almak istiyorum. Otobüste, sokakta her yerde dikiyorlar gözlerini, çekmiyor kadının üzerinden. İnsan utanmasa “ giydir artık” diyecek. Sanki hiç kadın görmemişler. Galiba biz toplum olarak kadını nasıl algılayacağımızı, ona nasıl bakacağımızı bilmiyoruz. Kadın deyince ilk akla cinsellik, dişilik geliyor. Bir bayanla yalnız kalma neticesinde sadece arzu, şehvet ve hayvansal duygular ön plana çıkıyor. Sanki kadınlarda tabak içinde sunuyor ya…

Amaaa kendi eşleri, bacıları bakire kalsın, bütün kadınlar onun olsun istiyor. Kadınlarla yatmayı kalkmayı aydınlık zanneden zavallılar olduğu sürece suçsuz günahsız erkeklerde nasibini alıyor. Oysa her erkek aynı değil tabii ki. Babalarımız, abilerimiz, eşlerimizde erkek. Araştırmalarım neticesinde gerçekten günlerce etkisinden, şokundan kurtulamadığım hafızam ve naif duygularımdan asla silinmeyecek hunhar düşünceleri, enses tecavüzleri, sapıklık derecesinde ilişkilerin olduğu mağdurların tecavüz itiraflarını “ yok artık daha neler” diye akıl sınırlarımı zorlayan konuları okudum. İnanın günlerce kendime gelemedim. İğrendim Nefessiz kaldım.

Peki, o mağdurlar ne yaptı? Birçoğu yaşıyor. Yaşamak denirse. Nasıl bir psikolojiyle yaşıyor. Öz abisi, babası defalarca tecavüz ediyor, hamile kalıyor çocuğu aldırıyorlar. Sıra diğer abiye geliyor. Bu ne, nasıl bir insanlık örneği… Çıldırıyorum zannettim okuduğum zaman. İnsanın feminist duygularının ön plana çıkmaması elde değil. Gözyaşlarımı tutamıyorum, öfke kontrolü yapamıyorum. Kadınlar sizin emanetlerinizken nasıl yaparsınız? Nasıl bir vicdandır, nasıl bir midedir anlamıyorum. Çocuklarının bu tür suçlarını ört bas eden anneler, suçlarını kapatan eşler olduğu sürece bu tip olaylar gün geçtikçe artacak. Aslında hepimiz “ elimizden gelse” diyoruz. Diyoruz da elimizden gelsin diye ne yapıyoruz orası muamma…

 Olaylara baktığımızda; tedavi bence aileden başlaması gerektiğini ortaya koyuyor. Tecavüzcüler ithal ürün değil, onları biz evlerimizde yetiştiriyoruz. Evlerimizde ürettiğimiz şiddet zahiri, gün geliyor bütün toplumu zehirliyor. Aslında çocukluktan bellidir her şey. Çocuklar kendini keşfetmeye başladığı zaman uzmana götürmeli. Hem hayat anlamında, hem okul, hem de cinsellik anlamında eğitilmeli. Çocuklarımızın ebeveynleriyle her şeylerini paylaşmalarını sağlamalıyız. Cinsellik dahil. Bu sayede onları ilk heyecanlarının dürtüsüyle yanlış adım atmaktan koruyabiliriz. cinsellik için henüz çok erken olduğunu, daha sonra üzüleceği bir şey yapmaktan kaçınması gerektiğini uygun dille anlatmalıyız.

Doğru zamanda doğru insanla yapılması gerektiğini belirtmeliyiz. Cinselliği ayıp veya günah olarak korkutmamalıyız. Sonuçta canlıların yaşama “merhaba” demesinin bir başlangıcı adıdır cinsellik. bunun ne ayıbı ne günahı olur. İnsanoğlunun fıtratında var yasağa meyletmek. Sadece bilinçlendirmeliyiz doğru zaman konusunda. Erkek ve kız çocuklarımızın odası ayrı olmalı, kız çocuklarının bezlerini değiştirirken babalarının erkek kardeşlerini yanlarında değiştirmemeliyiz. Kız çocuklarımıza kendini korumaları gerektiğini nasıl öğretiyorsak, erkek çocuklarımıza da öğretmeliyiz. Erkek çocuklarına “çıkarda amcalar görsün” veya sokak ortasında tuvalet ihtiyacını yaptırmak çok yanlış. “ aslan oğlum,kaç kızın canını yakacaksın” diye çocuğun bilinçaltına yerleştirdiğimiz yanlışlarımızda çok fazla. Çocukların anne babayla yatmamaları gerektiğini uygun şekilde aktarmalıyız.

Televizyon internet ortamında hassas davranmalı dikkat etmeliyiz. Çünkü Zamanın indigo çocukları ebeveynler düşünürken, çocuklar uygulamaya geçiyor bile.Okullarda sanırım sağlık derslerinde cinsel konular işleniyor.Hatta daha da çok ağırlık verilmeli.Televizyonlardaki bazı dizilerdeki sahneler sansürlenmeli ve sanal alemde sitelerin yasaklanması tarafındayım.Toplum kuralları ve ahlaki değerler de bireyler üzerinde hatta evli çiftler üzerinde büyük bir etkisi var. Gençlerimizin enerjilerini atmalarını sağlamak için sosyal aktivitelere yönlendirmeliyiz. Sapıklığında bir hastalık olduğunu, bunun için uzmana gidilmesi gerektiğini bilinçlendirmeliyiz. Anne babaya hissettiklerini isteklerini anlatmasını sağlamalıyız. Anlatmaktan vazgeçerse onları koruyamayız.

Aramızdaki bu denge güven devam etmeli. Onlar bizi anlayamaz ama biz onları anlayabiliriz. Onların seviyesine inebiliriz. Allah’ın yarattığı en güzel varlık insanlarımız üzülmesin. Her iki tarafın aileleri utanmasın, acılar çekmesin.Tek değişmeyen gerçek iki tarafı da annenin dünyaya getirmesi. Bastırılan ve ifade edilemeyen cinsel istek ve arzuların nelere yol açtığını ve bu durumun nasıl üstesinden geleceğimizi anlatmaya çalıştım. Unutmayalım Her şey ailede başlıyor. Evlatlarımıza her ne olursa olsun sahip çıkalım. Önce anne babamızın çocukları sonra çocuklarımızın anne babası oluruz. Daha sonra anne babamızın anne babası sonrada çocuklarımızın çocukları oluruz.

Çözebildiniz mi?  Nasıl iç içeyiz. Ayna misali

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR