22 Eylül 2017 Cuma

Ziya ÖZTÜRK / Ajans32

Cogito ergo sum

10 Şubat 2012 Cuma 14:45

Cogito ergo sum.
İnsan, eşref-i mahlukat. Yaratılmışların en üstünü, en şereflisi. Melekler bile insandan üstün değil yaratılışda. Aynı insan, hakikate ve hikmete inandığı, düşündüğü, akıl ettiği ölçüde değerinden bir şey kaybetmiyor. Aksi halde el alt seviyenin de altına düşüyor. O seviyeyi kutsal kitabımız özetliyor: Belhum edall. En aşağının da aşağısı.

İnsanın dünyaya gelişindeki hikmet: Yaratılışına teşekkür ve akıl yürütme. Teşekkür yaradana teşekkür demek, ibadet. Dünya üzerinde halihazırda 6 milyar insan var. Birçok din mensubu kendince ibadet ediyor. Hristiyanı, müslümanı, yahudisi, budisti, şamanı, hindusu vs. Teşekkür temelli olmayan din yok dünyada. İnanmayanlar o kadar azınlıkta ki, biz bilke burada onları kale almayacağız.

Akıl yürütme ise yaratılışın ikinci hikmeti. Yani insan kendini bilecek, yaratılma amacını bilecek, en son Yaratanı bilecek. Bilen seviliyor. Saygı görüyor. Diğerlerine bildiği şeyler ile yararlı ve faydalı oluyor. İnsanın kıymeti, bu yaşlı dünyaya ekonomistlerin ve maliyecilerin lafı ile “belli bir katmadeğeri varsa” ortaya çıkıyor. Yok ise katmadeğeri, haşa huzurdan merkep gelip, merkep gidiyor. Son dinin Peygamberi: “İnsanın değerlisi, diğer insanlara yararlı olandır” buyuruyor. Büyük bir din bilginine soruyorlar, bu konuma nasıl ve kaç yılda geldiniz, hangi ibadetleri, yaparak geldiniz, diye? Cevap: Biz, insanlara faydalı olmak, insanlara yardım etmekten başka bir şey yapmadık, diyorlar.

O zaman şöyle bir akıl yürütme yapsak. İnsan inanacak, bencil olmayacak, iyi ve etik anlamda elinde neyi varsa diğerleriyle paylaşacak, bunu kendine düstur edinecek. “Tedbir”  ve “dikkat” gibi beşeri/insansal önlemlere gerek yok. Yol belli, kural belli. Yeni yol ve kuralları keşfe inan gerek yok. Biz yoldaki seyrimize bakalım. Bizimle beraber diğerlerinin de bu aynı yolda olduklarını unutmayalım. Bırakın bencilliği, her an diğerlerinin varlığını hatırlamalı. Yaratıcı zaten unutulmayacak. Çünkü yaratan O idi, kuralları O koymuştu. Bizi oyun içinde tutacak veya kırmızı kart göstererek oyun dışına alabilecek de O. Dükkan O’nun. Mülk O’nun. Kime isterse verir, kiralar dükkanı. Tasarruf O’nda. Ağlamaya, sızlamaya gerek yok. Neden böyle oldu, niçin şöyle oldu? Hiç gerek yok bunlara. Bunlar teferruattan sorular ve kaygılar. Herkes aynı yolda ve kim kime faydalı olacak, yardım edecek ve kim Yaradan’a teşekkür edecek? Bunlara çare aramalı, bu sorular akledilmeye çalışılmalı.

Çoğumuz Arif Nihat ASYA’nın deyişiyle; oyunda, oynaştayız. Oyun ve oynaş bitmek tükenmek bilmiyor. Biri bitiyor, diğeri başlıyor. Oyun ve oynaşın zevkleri o kadar sahte ve kısa ki. Sanırım bu sahtelik ve kısalık, sınavın sonunda kazanılacak olanın ebediliğine ve gerçekliğine delalet ediyor. Geceyi ve loş karanlığı gündüzün ışıklarına tercih eder, rahatladığımızı hissederiz bazen. Bu aslında gecenin eşyadaki sahteliği, yapmacıklığı örttüğünden gelen bir rahatlama olmasın? Göz o sahteliği gün boyu görür ve yorulur, güneş batıp akşam olduğunda gecenin zulmetine/karanlığına teslim olur, mesud olur gözümüz. O saadet diğer ertesi güne kadar rahatlatır yorgun bedenimizi. Yeni güne gecenin verdiği rahatlık ile başlarız. Yoksa o sahteliğe Herkül olsa dayanır mı bedenimiz?

Her insan düşünmeli, akletmeli. Kendine bir şeyler düşünebilmesi için zaman tanımalı, fırsat kollamalıdır. Ben bu satırların beynimdeki hazırlık safhasından, diğer yazacağım bir başka yazıma kadar düşünüyorum, akletmeye çalışıyorum. Eeeeee bu yolda beraber isek, bir diğerine faydalı olan “hayırlı” yaftası yiyecekse, siz de ayağa kalkın bakalım. Düşünün ve düşünün. Bakın Deskartes bile “Cogito ergo sum” diyor. Düşünüyorum o halde varım. Deskartes gavuru bile hakikati anlamış. İnşallah bulmuştur da. Ayaktasınız değil mi? Vira “bismillah”! J Kalın sağlıcakla…

Ziya ÖZTÜRK
(Isparta - 10 Şubat 2012)

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR