25 Eylül 2017 Pazartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Darbe Girişimi mi, Değil mi?

21 Temmuz 2016 Perşembe 11:03

Dünya üzerinde, eşi benzerine az rastlanır bir darbe girişimini yaşadık. Henüz atlattık mı? Tam değil! Atlatabilmemiz için aylarca sürecek bir operasyon gerekli. Peki, soruya gelelim. Bu hainlerin yaptığı ihanetin adı ‘Darbe girişimi mi, değil mi?’

Ülkemizi kan gölüne çevirdiler. Birkaç gündür, haberlerde hayretle izliyorum. Ordunun içine yerleşmiş hainler, askeri kandırıp; tatbikat var, diyerek, dışarı çıkarıyor. Ellerinde en son modern silahlar, öyle plastik mermili tatbikat değil, biri sormuyor ‘Nereye gidiyoruz, şehir merkezinde, insanların arasında, bu tatbikatın işi ne?’ Sonrasında, Tanklar, helikopterler ve uçaklarla İstanbul’da, tutulan köprü(Boğaz Köprüsü), Atatürk Havalimanı, Harp Okulu; Ankara’da, bombalanan meclis, MİT, Genelkurmay Başkanlığı, Özel Harekât Merkezi(40 şehit verdiğimiz yer), Cumhurbaşkanlığı Köşkü ve yapılan baskınlar, TRT Binası, Cumhurbaşkanının bulunduğu Marmaris’teki otel… Şükür, Cumhurbaşkanımız 15 dakika öncesinden oteli terk ediyor. Ölmekten kurtuluyor.

Düğüm burada kopuyor. Bombalanan yerleri, taranan insanları, tankla ezilen otomobilleri, demokrasi adına kendini tankların paletlerinin altına atan ve şehit düşen insanları; tüm ayrıntılarıyla yaşananları haberlerde sizlerde izlemişsinizdir. Hainler yaptıklarında başarılı olamadılar. Darbe püskürtüldü. Birer birer tutuklanıyorlar. An itibariyle tutuklananlar 8, 9 binlere ulaştı. Ben orasında değilim. Ortaya atılan dedikodulardayım. Meğer bunların hepsini Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan yaptırmış ki, ardından tutuklamaları kolayca gerçekleştirsin. Böyle bir iftira dolaşıyor, halkın içinde ve söyleyip kafaları karıştırıyorlar. Cumhurbaşkanımız Allah’a hamdolsun, yara almadan kurtuldu. Başbakanımız öyle, Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar ufak sıyrıklarla olayı atlattı. Mecliste ölü yok, TRT Genel Müdürlüğü, Atatürk Havalimanı, Genel Kurmay Başkanlığı; tarandı, bombalandı, baskınlara maruz kaldı. Şu an 208 şehidimiz var. 1500 yaralı!

Diyeceğim o ki, halkın hür iradesi ve desteğiyle seçilen Cumhurbaşkanı, niye halkına silah sıktırsın, niye halkını bombalatsın? Onca sevenine bakın ki, her şeyi göze alarak, Cumhurbaşkanı için bu insanlar, tankların paletlerinin önüne yattılar. Ölümü göze aldılar. Silahsız, tankların üzerine yürüyen cesur insanlar vardı. Gözlerim yaşardı. Bir kadının feryadını dinledim. ‘Ne istiyor bu hainler? Biz, son 10, 15 yıldır, insan olduğumuzu bu iktidar döneminde anladık.’ Diye isyan ediyor, yapılanlara karşı, avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Halk uyanmıştı. Rahmetli Adnan Menderes’e yapılanlara karşı susmuş insanlar yoktu. Bu darbe girişimi, dünyada halkına karşı yapılan bir ilk darbe girişimi gibi! Kendi askerini, kendi halkına karşı silahlandırarak, vurmaya yani öldürmeye azmetmiş çetenin reisi ve örgüt mensupları din adamı olamazlar? Bunların, Doğu ve Güneydoğu’daki halkına, askerine, polisine, öğretmenine, köy korucusuna kurşun sıkan, onları katleden, kundaktaki bebeleri, yaşlıları, kadınları bile gözünü kırpmadan öldüren teröristten ne farkı olur?

Doğu deyince aklıma geldi. 2015 seçimlerinde sandıktan tek bir parti çıkmayınca, koalisyonda yapılamayınca; tekrar seçime gidilme kararı alınmıştı. O günlerde, tam da iktidar partimizin çok büyük bir özveriyle üzerinde durduğu ve neredeyse gerçekleştirmek üzere olduğu ‘çözüm süreci’ vardı. O dönemdeki ülkemizi hükümetsiz bırakmaya kalkıştılar. Doğuyu karıştırdılar. Emniyet mensuplarıyla, hâkim ve savcılarıyla, o bölgeyi cephaneye çeviren teröristlere göz yumdular. Onlar halkın koalisyondan yana olmadığını, yine tek başına Ak Partiyi iktidara getireceğini kestiremediler. İstekleri geri tepti.

Halkı evinden barkından edenler, camileri depo edenler, camileri yakıp yıktı. Kur’an’a saldırdılar. Emniyet ve asker işbirliğiyle şükür bir Kürt devletinin kurulmasına fırsat verilmedi. O bölgede cereyan eden hadiselere hem göz yuman kendi adamlarıydı, hem de taşı Recep Tayyip Erdoğan’a atıyorlardı. Terör yandaşlarının o bölgede büyümelerine, bölgeye hâkim olmalarına, cephanelik haline getirmelerine, hükümet veya devletin başı cumhur ses çıkarmadı ki; halk korksun, tedirgin olsun, yine seçerken kendisine yakın olanı seçsin. Yani anlayacağınız halk bu korku ve panikle Ak Partiyi seçsin.

Her olayın ardında işi getirip, Ak Partiye dayayan, suçu Tayyib’e yükleyen bir şer cephesinin sıkıştığında yaptığı dedikodu metodu hep aynı! Hiç değişmiyor. Maalesef bu dedikoduyu dinleyenlerden kafası karışanlar oluyor. Ne bilelim, şimdi biz hangisine inanalım, hangisine haklısın diyelim; ne diyeceğimizi, doğrusu şaşırıyoruz, diyorlar. Elinizi vicdanınıza koyun, kimin haklı olduğunu bilirsiniz. Siz de, iyi biliyorsunuz da, o dinledikleriniz arabalık bağlarıyla bağlı, kaldırıp atamıyorsunuz, onu kırmamak adına, dediklerine ortak oluyorsunuz.

Bugün yaptıkları, yenilir yutulur cinsten değil! Mehmetçiğin, halkına kurşun sıkmasına, halkını bombalamasına, halkın seçtiği cumhurbaşkanını öldürmeye teşebbüs etmesine ve bütün bunları o din adamı olarak yaptıranı hâlâ haklı gösterenlere soruyorum: Bu yaptığınız darbe girişimi mi, değil mi?

Bu darbenin üst düzey komutanı olan Akın Öztürk, yakalandıktan sonraki ifadesinde “Darbe yapmak isteğiyle hareket ettim.” İtirafında bulunuyor. Yapılan şey, darbe girişimi mi, değil mi? Varın siz karar verin.

Yaş haddinden dolayı, Ağustos 2016’da emekliliği gerçekleşecek olan darbeci komutanlar acaba emekli olmadan önce bu darbeyi yapmaları için emir mi aldılar?

Tüm yaşananlara bakıldığında, darbe mi, değil mi, sorusu cevaplanıyor gibi! Doğru mu?

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR