25 Eylül 2017 Pazartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Darbenin Ardından Suriye’ye Girdik…

29 Ağustos 2016 Pazartesi 13:40

Daha dün gibiydi. Aradan 40 gün geçmiş, henüz yaralarımızı sarmamışken; dün, yaralılardan birini daha kaybettik. 241’inci şehidimiz oldu, dünkü şehidimiz.

Ve dünyanın yeni yeni darbeyi kabul ettikleri; yaşananlara inanamadıklarını, gözlerinin korktuğu, böyle bir darbeyi akıllarının almadığını, büyük bir badire atlattığımızı anlamaya başladılar. Bir faydası olur mu? Olmaz. ‘Sür eşeğini Niğde’ye!’ deriz.

Darbenin ardından, başarısız oldukları andan itibaren, yenilgiyi hazmedemediler. Terörün bir başka kollarını devreye soktular. Van’ı, Bitlis’i, Elazığ’ı ve ardından Gaziantep’teki düğünü kana buladılar. Hükümetimiz, muhalefetimiz ve milletimiz hiçbirisine karşı korkuya kapılmadı, yeniden meydanlara çıktılar. Protestolar oldu. Hele Van’daki ve Diyarbakır’daki protestolarda, terör örgütlerine ‘Biz sizi istemiyoruz!’ mesajları, çok dikkat çekti.

Öte yandan, bunca sıkıntıların içinde uzun zamandır başımıza bela olan Suriye’ye dün sabah saatleri girdik. Tam da, Amerika’nın Başkan Yardımcısı Bıden ülkemizi ziyaret ettiği saatlerde, olay cereyan etti. Gıkları çıkmadı. Gördüler ki, her şeyde Türkiye haklı. Bir şey söyleseler, batacaklar! En iyisi susmak! Doğru mu?

Dünya şunu gördü ki: “Türkiye tek başına dünyada diğer ülkeler gibi bir büyük güç! O nedenle, bundan böyle yapacaklarımıza çok fazla engel olamayacaklar. İtiraz edeceklerdir elbette! Silah tüccarları, yine bize karşı güçleri desteklemeye onlara silah satmaya devam edeceklerdir.

Yazımı yazarken, sözlerimi ispatlayan bir haberle doğruldum.

“Lice’de saldırı: 5 Asker şehit. Bingöl Karlıova’da Cehennem Ormanlarında teröristlerle girilen çatışmada bir askerimizi daha şehit vermiştik.”

“Van’da terörü lanetleyen büyük bir protesto mitingi gerçekleşiyor. Herkes usanmış durumda ‘Yeter artık. Bizi bırakın.’ Diyorlar.”

Suriye’ye girme konusuna girelim mi? Suriye, kangrenleşmiş bir yara Ortadoğu için, dünya için ve Türkiye için… Hele bizim için oradaki iç savaş yüzünden ülkemize gelen Suriyeliler; gerek bizde olan nüfus itibariyle onlara yaptığımız maddi yardım, gerekse denizimizi kullanarak başka ülkelere geçmeye çalışırken ki, yaşadıkları ve de yaşattıkları anlatılacak gibi değil!

Komşunun da hayırlısı denilir ya, hayırsız komşumuz bizim sınırlarımızda doğmuş, Suriye’den geçen Fırat Nehriyle ilgili de çok zaman bize başkaldırdı. Ayrıca terör örgütü PKK ve daha nice diğer terör örgütlerini besleyen, büyüten, yataklık eden ve üzerimize salan tek ülkeydi, Suriye! Ve Türkiye’yi dinlemeyen bir Başer Esed var. 5 yıldır, ülkesi iç savaşla çalkalanan Suriye’nin aklı beş karış havadaki lideri iflas etmiş durumda!

Bizimse ‘Bize bu vatanı dar edenlere, biz bu vatan dar ederiz’ diyen güçlü bir devlet başkanımız var. İç politikada, dış politikada siyasi şartlara göre anında karar alabilecek, kararı uygulayabilecek, istikrarlı bir devlet politikasıyla gücümüze güç katmaya devam ediyorduk.

Bütün bunları gören dünya ilerlememize, gelişmemize ve büyümemize elbette memnun kalmayacak, karşı tedbirlerde bulunacaktı. Onlar da, gereğini yapıyorlardı. Maalesef komşularımızda, hep onların yanında oldu, canımızı acıttılar. Yine de, sabırla hareket ettik. Dayandık. Dişimizi sıktık.

Ve ta ki, düne kadar! Dün, düğmeye basılmış, karar verilmiş, Suriye’ye girilmişti. Cerablus’u aylardır, hatta yıllardır ülkemizin başına bela olan terör örgütlerinden temizleyemeyen; Rusya, İngiltere, Fransa, Almanya, Amerika hatta son zamanlarda Çin askeriyle, uçağıyla girmelerine rağmen ne yapıyorlardı, nereyi vuruyorlardı, biz biliyoruz da, onlar bizi uyutmaya çalışıyorlardı.

Dünya gördü ki: Temizlenemez sanılan Cerablus ve çevresini oraya giren Türk Ordusu 24 saat içinde ele geçirdi. Teslim aldı. Özgür Suriye Ordusuna teslim etti.

Hükümetimizi yürekten kutluyorum.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR