24 Haziran 2018 Pazar

Kadir YAVUZ / Ajans32

Dini Bir Kitap mı?

13 Haziran 2018 Çarşamba 18:35

 

Araştırmacı yazar Murat Yüksel hocam, hiç kimseye sağken nasip olmayan bir eser yazdı. Bize bu eseri lütfettiler. Hayatımın ve eserlerimin işlendiği bu eserde benim hayatımı ele alırken bir otobiyografi şaheseri ortaya çıkarmıştı.

Bir şair nasıl şiir yazmalı? Yazar nedir? Yazar kimdir? Müslüman bir yazar nasıl yazmalıdır? Müslüman olmayana sözüm yok dediği kitapta devamla ele aldığı Müslüman bir yazar yazarken nelere dikkat etmelidir, sorularını delillerle izaha çalışmıştır. Tabii ki, bütün bu soruları cevaplarken, kitabımız Kur’an’a ve sünnete uyulması gerektiği konuları ayet ve hadislerle açıklamaktadır.

Eline eseri alan önce bir şaşkınlık yaşıyor. Ayet ve hadislerle karşılaşınca dini bir kitap yani din dersi kitabı gibi bir kitap mı diye soruyor. Tıpkı dün ziyaret ettiğim bir bürokratın bana sorduğu soru gibi. Birkaç sayfaya baktıktan sonra ‘Bu kitap, dini bir kitap mı?’ diye sordu. Ben ‘Yok! Hayır! Efendim. Dini kitap değil ama dinsiz de değil!’ dedim.

Denemeci Montaigne bile denemelerinde dolaylı yollardan Hristiyanlık dinini savunmaktadır. İnsanın, kendi dinini anlatması, yazması kadar tabii ne olabilir?

Bir diğer tarafta ziyaretini gerçekleştirdiğim Isparta İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ahmet Yıldırım beyefendide kitabı inceledikten sonra böyle bir soruya gerek duymadan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun

“Şairim,

Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası

Ayak sesinden tanırım.

Ne zaman bir köy türküsü duysam

Şairliğimden utanırım.”

şiiriyle giriş yaparak, hoş bir sohbete başladı.

Isparta İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Ahmet Yıldırım

Çok yoğun olmasına rağmen ve üniversiteye gideceği halde beni o güzel muhabbetiyle ağırladı. İş yoğunluğu nedeniyle özel davet halinde görüşebileceğini, ‘Davet edersem siz ve Murat Yüksel hocam gelirler mi?’ dedi. Murat hocamı, evindeki kitaplarının arasındaki ofisinde de ziyaret edebileceğimizi söyledim. Dışarı çıkamıyor mu, rahatsız mı dediğinde hayır davet edilirse tabii ki gelebilir, sanıyorum. O gün kendisine sorarız, dedim.

Tam yanına gireceğim zamandı. Sekreter hanımdan Senirkent’ten bir heyet geleceğini duymuştum. Müdürüme, şair ve yazarların yalnızlığından bahsettim. Milli Eğitim camiasında bile kitaptan bahsettiğinde ‘Biz o defteri çoktan kapattık!’ denildiğini, itibarın başka şeylere olduğunu söyledim. Her şeye rağmen ‘Siz yazacaksınız, bizlerde okuyacağız. Pes etmek yok! Yılmak yok!’ dedi. O arada dilim döndüğünce Murat Yüksel hocamdan bahsettim. Senirkentli olmasına rağmen şimdi gelecek olan gruba soralım isterseniz, tanımayacaklarından eminim, dedim. Görüşmeleri özel olabilir düşüncesiyle müsaade istediğim müdürüm, beni özellikle bırakmadı. Heyet içeri girdiğinde, beni gösterdi, eserimi başlarındaki yetkiliye uzattı, ‘Burada çok değerli bir deneme yazarı, şair misafirim var. Bu da deneme kitabı filan dedi. Kitabı alan yetkili şahıs hiç bakmadan otururken önündeki sehpaya bıraktı.

O kendi kafasındaki şeyleri müdür beye anlatacaktı. Ona odaklanmıştı. Yoğundu. Elindeki dosyalardan bahsetmeye başladı. 2-3 öğrenci ve onların öğretmenlerini tanıştırdı. Baktım ki, şiir dalında, yazı dalında ödül almış çocukları tanıtmakla meşgul! İnsan bir yazarla tanışırken ve konuda yazmaksa maksat biraz olsun yazara ilgi duymaz mı? Doğrusu ilgi beklemiyorum ama ilgilenilmesini de bekliyorum. İnsan erbabı müdürüm de bu kayıtsızlığa karşı üzülmüştü. Bana okuduğu şiiri onlara da okudu ancak o şiirden çok müdürüme dosya uzatma peşindeydi.

Ben yetkilinin yanındaki öğretmene Murat Yüksel’i sordum ki, Ragıp ismindeki öğretmen kendisinin akrabası olduğunu, Murat Yüksel’in kitaplarını ilçede herkese dağıttığını söyledi. Ben kendilerinden önce söylediğim olayı anlattım. Ayrıca Senirkentli bir yazarın ilçenin ünlülerini yazdığı bir kitabını bastırdığı matbaada eksikliği fark etmiş olacaklar ki, Murat Yüksel’i tanıyor musun diye sormuşlar, o da ‘Yok! Tanımıyorum!’ demiş. Murat Yüksel, Senirkentli ve 150-200’e yakın eseri olan bir yazar. Arapça, Farsça, Osmanlıca, Fransızca sonra Türk Dili ve Edebiyatında sahasında mütehassıs bir zat ama hemşehrisi tarafından bile tanınmıyor, acı değil mi? Bunları Ragıp hocaya kısa metrajlı bir film hızında anlattım ve müdürümden müsaade isteyerek kalktım.

 Müdürüm kapıda karşılamıştı, kapıya kadar uğurladı. Eğitim camiasında böylesi müdürlere ihtiyacımız var. 5-6 ay önce, Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Celalettin Ekinci Beyefendiyi ziyaret etmiştim. O muhterem insanda da, aynı vasıfları gördüm. Kitap okumayı çok sevdiğini, hatta müdürlük bünyesinde bir kütüphane oluşturduğunu söylemişti. Böylesine değerli müdürlerimin sayısının artması dileğiyle yazıma son veriyorum.

Yine son noktayı, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şiiriyle koyalım… Onunla başladık o ki, onunla bağlayalım.

“Şairim

Şiirin gerçeğini köy türkülerinde bulmuşum

Türkülerle yunmuş, yıkanmış dilim

Onlarla ağlamış onlarla gülmüşüm

Hey hey yine de hey hey

Salınsın türküler bir uçtan bir uca

Evelallah hepsinde varım

Onlar kadar sahici

Onlar kadar gerçek.”

 

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR