20 Eylül 2017 Çarşamba

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Dudağının Kenarından, Kirpiğinin Dibine Kadar...

06 Mart 2015 Cuma 13:37

Korkuyorum...

Canım acıyacak, halden düşeceğim, yalnızım.

Korkuyorum...

Çocuklarımı emanet bırakacağım, bedenim zayıf, ruhum yorgun.

Korkuyorum...

Ailem çok uzakta, haberleri yok, yaşayacaklarımdan. Oysa gün almaya giderken, hiç korkum yoktu...

Uykuya böyle geçtim, tedirgin duygularla. Narkozun tesiriyle, ılık bir titreyişle, zamandan ayrıldım. Telaşsız, tepkisiz, ölü gibi sessiz, doktorlara teslim uyudum. Hatırlamıyorum. Hissettirmiyor ilaçlar, hissettirmiyor Allah. Ne kadar sürdü, neler oldu, bende kayıtlı değil.

Nihayet uyandım. Merhaba ağrılar. Bir kere olsun, ameliyat olmuşlar bilir, ilk gece en zorudur. Onu atlattıktan sonra her saat, kolaylaşır. Öyle zor, bir ilk geceydi ki, öncekileri unutturdu. Dayanılmaz baş ağrısı ile kıvranırken, kattaki diğer odaların hepsini üzmüşüm. Tek tek gelip baktılar, dua ettiler. Derken zaman aktı, her hücre işini yaptı, ilaçlar, sabır, dualar, sükûna erdi hırpalanmış beynim.

Kalburun üzerinde kalan ve kumların arasında ışıldayan, altın parçacıkları gibi gözümü kamaştıran, bir iki can parçası, dostlarım. Biri ellerimi tutmuş, biri alnımı siliyordu. Sakinleşti yüreğim, hafifledi eziyetim ve son buldu endişelerim. Dudaklarım uyuşuktu ama gülümsedi gözlerim. Şükür etti, ediyor kalbim. Memlekete bu mesafede, o gece ziyaret için hastaneye gelen, elimi tutan, gözlerime bakan, dua dua Mevla'dan şifa dileyen tüm dostlarım, ömür göğümün pırıltılı yıldızları, iyi ki varsınız.

Gelemeyen, arayan, dileklerini ileten, varlıklarını hissettiren, çiçek yürekli, gül sineli, baldudaklı, vefalı nice dostlarım, akrabalarım, canlarıma da teşekkürler. İnce geçitler döşer, Mevla önümüze. İmanımızın gücünü sınar. Sükûnet ve rıza ile geçersek, yıldız toplarız. Bu yalnızca bizim sınavımız sanırız, yalnızca bizim. Oysa Mevla o ince sınavı hazırlarken, bizimle birlikte, eşimizi, dostumuzu, tanıdık ve komşularımızı da sınava çeker. Bilemeyiz, anlamayız. Öyle olmasa Mevla, komşusu aç yatanı, hesaba çeker miydi? Aç kalmak sadece, aç kalanın sınavı değil, aç komşudan sende sınavdasın.

Evladı öldü, anası öldü, vah vah başına gelmedik kalmadı, dediğinden sende sorulacaksın. Yarasına ne kadar merhem oldun. Ne yaptın, nasıl rahatlattın. Efendimiz, (Aleyhisselam) "diken batması bile olsa, kişinin derecesini artırır" buyuruyor. Diken batana, geçmiş olsun demek de sevap kazandırıyor.

Mevla beşeri (insanı) sosyal yaratmış. Külüne, gülüne, eline, diline muhtaç yaratmış, birbirine. Öyle yaratmış ki kendi kendine kalmasın. Nafile ibadetin, sevabının çok çok üstüne çıkarmış canlıya hizmet etmenin sevabını. Yardım etmeyi, gülümsemeyi, ikram etmeyi, arkasından birbirine dua etmeyi, sadaka saymış, sevap vermiş. Durum böyle iken, kişisel gelişimciler, KENDİNİ SEV- KENDİNİ MUTLU ET- ÖNCE SEN- YALNIZ SEN- BİR TEK SEN- sloganlarıyla, insanları nerelere getirdiler görüyoruz. Yalnızlık en büyük acı insana, bunun nasıl bir faydası olur.

Uzak ve seviyeli görüşmeler, yorucu çalışma şartları, bitmeyen hedef listesi, daralmış zaman, yüklenmiş ruhlar, çıldırma noktasında insanlar. Dokunmuyoruz birbirimize. Temas etmiyoruz. Tokalaşırken salavat getirip, ellerimizi şah damarlarımızı bağlasak birbirine, kilitlesek gözleri, dökülen yalnızca günahlar olmuyor.

Yalnızlık korkusu, anlaşılamamak endişesi, çaresizlik, bezginlik, insana ait ne kadar negatif his varsa, hepsi dökülüyor. İnsan yalnızca insanla şarj oluyor. Hele bir de sıcacık sarılınca, Mevla göğe ulaşan bir enerjiyle kaplıyor ikisini de. Neden bu nimetlerden mahrum bırakalım kendimizi. İlaç ve şifalarımız, dostlarımızla yakınlaşmakta.

Eğer tenimiz, sadece sıcağı, soğuğu hissetmek için olsaydı, bir kaç alıcı nokta ile tamamlardı Mevla. Oysa her zerresi hissediyor. Dudağının kenarından, kirpiğinin dibine kadar. Her zerresi, enerji veriyor ve alıyor. Hikmetinden gafil olmamalı. Varlığımızın sağlıkla devamı için bu ipuçlarından istifade etmeli. Sevmeyi, mezarlık başlarına bırakmadan, Sarılmaları, bayramlarla sınırlamadan, Gözlerin içinden, ruhları okumaktan korkmadan, Mevla'nın sonsuz armağanı yüreklerimizle, doya doya sevelim.

Kana kana sevdiğimizi, söyleyelim. Hayat daha kolay, daha lezzetli olacaktır. Zamanı uzatamayız ama kıymetlendirebiliriz. Ömür değişmez ancak, on ömürde yapılacak kadar güzelliklerle kalırız akan zamanın içinde.

Yeter ki isteyelim...

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR