24 Eylül 2017 Pazar

Kadir YAVUZ / Ajans32

Dünyanın Yükü Omuzlarımda…

09 Haziran 2014 Pazartesi 23:31

Öğleden sonra öyle bir ağırlık çöktü üzerime… Dünyanın yükü omuzlarıma yüklenmiş gibi sandım.

Yağan yağmurun ardından hava iyice kapandı… Grili siyahlı toz bulutları tepemize değecek kadar inmiş gibi… Haliyle bulutların tesirinden olsa gerek bilmediğiniz bir sıkıntı, bir karamsarlık sizi sarıyor; o omuza binen yük ondan sanıyorum.

Hani bir şeyi rahat anlatırsınız, bir tarif gerekir su gibi yaparsınız, bir de zorlandığınız, yutkunduğunuz, hafızanızı kaybeder gibi olduğunuz durumlar vardır. Bazen öyle anlatırım ki, anlatacağımı, hani ‘dere yatağından belli olur’ derler ya; öyle bir içten, etkileyici ve de öyle bir tesirli döktürürüm ki, dinleyen dere yatağının taşlı oluşunu unutur, nerede aktığını kestiremediği ama sesini duyduğu bir suyla birlikte sanır kendisini… Öyle olurum bazen o zaman yük nedir bilmem!

Dinlenmeseydim geçmeyecekti bu yorgunluğum. Kendimi zor attım yatağa! Başımı koyduğum gibi dalmışım. Ancak dünyanın yüküyle ilgili bazı düşüncelerde kafamda yok değildi hani! Onlarla birlikte uyudum, onlarla birlikte uyandım. Bir buçuk saat kadar bir şeydi uyuduğum. Kendime gelmiştim. Hemen kalkar kalkmaz oturdum bilgisayarımın başına… Klavyeler beni bekliyordu sanki! ‘Neredesin? Neden geciktin?’ ve hafif sitemli ‘hoş geldin’ der gibi oldu.

Kafamda bazı şeyler belirmişti. Dünden yani cumartesinden kalan bir şeyler vardı ve o benim yükümü artırıyordu. Elimde değildir, bazen bir şeye takılırım ve onu birileriyle paylaşmadan rahatlayamam. O işte rahatlayamadığım şey, beni rahatsız eden şey! Bir şair dostumun nikâhına katıldım. Ben nikâh saatinden 5 dakika kadar önce salona girdim. Her yer tıklım tıklım doluydu. ‘İğne atsan yere düşmez’ denildiğindendi.Nikâh saati gelmiş geçiyordu bile! Mikrofon olmasına rağmen bekleyen onca insana bir şeyde denilmiyordu. ‘Sizleri beklettiğimiz için özür dileriz’ gibi. Nikâh memuru yerinde, gelinle damatta geldiler. Ama 40-45 dakika geçti çıt yok! Ben anlamıştım, ortam kalabalık, nikâhı kıyılan bir resmi kurumun şube müdürü, eh yani bu nikâhı normal bir nikâh memurunun kıyması yakışık alır mı? Haliyle belediye başkanı kıyacak… Kıyacak da, eh can cağızlarım, o kuzu gibi bekleyen zavallı insanlara bir ufak bilgi neden vermezsiniz? O küçücük bilgiyi çok mu görüyorsunuz? Belediye başkanı kıymasın demiyoruz, bizim neyimize! Kim kıyarsa kıysın. Onlarda kalabalıklara bayılırlar doğrusu? O nedenle, normal nikâh memuru gelmesine rağmen kalabalığı o da görünce dayanamadı, her halde bir üstüne bildirdi. Çünkü ilk geldiğinde hemen sahneye yönelmiş, mikrofona bir iki üflemiş, gelinle damadı karşısına oturtmuş sanki nikâhı kıyacakmış gibi olmuştu. Birden bir yerleri aradı telefonla ve beklemeye geçti. Her şey normal ama bekleyenlere haber verin, ne olur? Bu dünyanın kuralı öyle! Ne diyelim.

Kalabalıklara izzet ikram var… İtibar oralarda! Zenginin ölüsüyle, fakirin ölüsü bir kalkıyor mu? Fakirin ölüsünden çoğunun haberi olmaz. Ara bir cami de işini bitirirler. Zenginin ölüsü Mimar Sinan Camiinden kalkar. Orada bir zengin cenazesi vardır mutlaka! Nereden anlıyorsunuz diye soracak olursanız, kalabalıktan dolayı diyorum. O saatte, o cenaze saati, Mimar Sinan Caddesinden geçemezsiniz, trafik o an tıkanır.

Ben bunlara takılırım. Benim gönlüm dünya malında mülkünde değil! İnsana değer veririm, önce belli etmez benle birlik sanırım; bir bakarım, okkalı biri gelmiş, birden beni bırakmış orayla ilgilenmekte… O gün belli etmem kalabalığı sıyırır geçer giderim ama gün gelir sözümü de yakaladığım da söylerim. Varlık dediğiniz, koltuk dediğiniz, giyimli görünüşü müthişmiş ne kıymeti var ki? İmam-ı Gazali der ki: “Zarif görünümlü insanlar fazla dikkatini çekmesin, dış görünüşe pek aldanma. Çünkü insan, kalbiyle, düşüncesiyle ve diliyle adamdır, kıyafetiyle değil!”

Şükür ya! Diyeceklerimi dedim, kendi kursağımda kalıp, şişkinlik yapacağına; başkalarının kursağına gönderdim, biraz da onlar rahatsızlık çeksin. Dünyanın yükünü hep ben mi taşıyacağım.Doğru mu? Omuzlarımdaki yükü atlattım, şükür.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR