20 Haziran 2018 Çarşamba

Prof. Dr. Faruk ANDAÇ / Demokrat Gazetesi / Ajans32

Ege Denizi Üzerine

26 Aralık 2017 Salı 13:30

Merhaba değerli hemşehrilerim. Hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlarım. Bugün size Yunanistan ile Ege Denizi’nde yaşanan güç mücadelesinden söz edeceğim.

Birinci Dünya Savaşında (1914-1918) yenilen Osmanlı Devleti 1918 yılında yaptığı Mondros ateşkes (mütareke) sözleşmesi ile ordusunu, silahlarını, devleti yönetme yetkisini yitirmiş ve itilaf devletlerine (Fransa, İngiltere, Rusya) teslim olmuş idi. Ancak Ankara’da 23 Nisan 1920 Cuma günü Atatürk’ün Başkanlığında Türkiye Devleti adı altında yeni bir bağımsız devlet kuruldu. İstanbul’da sarayında göz hapsinde oturan Padişah ve oluşturduğu hükümet hiçbir yetkiye sahip değildi. Halbuki yeni Türkiye Devleti bağımsızlığını korumak için savaşı göze aldı ve İstiklal Savaşı’nı başlattı. Ancak istiklal savaşı başlayıncaya kadar fırsattan istifade Osmanlının Ege Denizi’ndeki bütün adaları işgal edilmiş ve İngiltere, İtalya, Yunanistan gibi devletlerce aralarında paylaşılmıştı. İstiklal Savaşı bir kara savaşı niteliğinde idi. Yeni Türkiye Devleti’nin Deniz savaşını yapacak bir tek askeri gemisi olmadığı gibi elinde sivil gemisi bile bulunmuyordu. Hatta bu nedenle yeni Türk Ordusu, 9 Eylül 1922 günü İzmir’de Yunan askerlerini İngiliz gemileri ile kaçarken denizde kovalayamadı bile.

Ege Denizi’ndeki adaların bölüşülmesi konusu 1923 yılında yapılan Lozan Barış Antlaşması’nda uzun tartışmalardan sonra bir karar bağlandı.

Antlaşma’nın 12. Maddesine göre; “İmroz ve Bozca adalariyle Tavşan adalarından gayri Şarki bahrisefit (Akdenizdeki) adaları ve bilhassa Limini, Semendirek, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya adaları üzerinde Yunan hâkimiyetine dair 17 – 30 Mayıs 1913 tarihli Londra Muahedenamesinin beşinci ve 1 - 14 Kasım 1913 tarihli Atina Muahedenamesinin on beşinci maddeleri gereğince 13 Şubat 1914 tarihli Londra konferansında kabul edilip 13 Şubat 1914 tarihinde Yunan hüküm îtine tebliğ edilen karar, işbu Muahedenamenin İtalya’nın hâkimiyeti altına vazedilen ve 15 nci maddede mezkûr olan adalara müteallik ahkâmı mahfuz kalmak şartiyle, teyit edilmiştir. Asya sahilinden üç milden dun mesafede kâin adalar, işbu Muahede de hilâfına sarahat bulunmadıkça, Türkiye hâkimiyeti altında kalacaklardır”.

15. Maddeye göre ise; “Türkiye aşağıda sayılan adalar üzerindeki bilcümle hukuk ve müstenidatından İtalya lehine feragat eder. Şöyleki İtalya’nın tahtı işgalinde bulunan Asfampalya (Astropalia), Rodos (Rhodes), Kalki (Carki), Skarpanto, Kazos (Casso), Piskopis (Tiles), Misiros (Misyros), Kalimnos (Kalymnos), Leros, Patmos, Lipsos (Lipso), Sombeki (Symi) ve İstanköy (Kos) adalariyle bunlara bağlı olan adacıklar ve Meis (Castellorizo) adası”.

Açıkcası 12. Maddeye göre 23 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşmasında Ege Denizi’inde İmroz ve Bozca adaları ile Tavşan adaları Yeni Türkiye Devletine bırakılıyor ve Limini, Semendirek, Midilli, Sakız, Sisam ve Nikarya adaları 1913 ve 1914 tarihlerinde Atina’da ve Londra’da yapılan anlaşmalar gereğince Yunanistan’a bırakılıyor. Anadolu sahillerinden üç mil mesafede (sonra altı mile çıkarılmıştır) bulunan adalar yine Türkiye’ye bırakılıyordu. 15. Maddeye göre ise zaten İtalya’nın işgalinde olan Asfampalya (Astropalia), Rodos (Rhodes), Kalki (Carki), Skarpanto, Kazos (Casso), Piskopis (Tiles), Misiros (Misyros), Kalimnos (Kalymnos), Leros, Patmos, Lipsos (Lipso), Sombeki (Symi) ve İstanköy (Kos) adalariyle bunlara bağlı olan adacıklar ve Meis (Castellorizo) İtalya’ya bırakılıyordu. İtalya bu adaları 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Yunanistan’a bırakmak zorunda bırakıldı.

Ancak bugünkü sorun bu adaların dışında Ege Denizinde hiç kimseye dağıtılmamış 152 adet kayalık ve adacıklar bulunmaktadır. Bunlar Osmanlı Devletinden bize kalan miras adalardır. Bunlardan bir tanesi de Bodrum /Turgutreis karşısında duran Kardak kayalıklarıdır. Bu kayalıklara Yunanistan sık sık tecavüz edip yerleşmeyi denemektedir. Bu güne kadar 18 adacığın işgal edilmiş olduğu belirlenmiştir. Bunun önemi işgal ettiği adaların kıyısından itibaren altı mil içindeki alan da Yunan denizi sayılacaktır. Gemilerimiz o alandan geçerken izin alarak geçecektir. “Bunları geri alacağız” deyince Yunanistan Dış İşleri Bakanı Selanik’te yaptığı bir konuşmasında “Gelde Al” diye cevap verdi. Üstelik bu adalara askeri tahkimat yapılamayacağı kabul edildiği halde bugün bu adalarda Yunanistan’ın her türlü askeri üssü bulunmaktadır. Saygılarımla.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR