24 Eylül 2017 Pazar

Ziya ÖZTÜRK / Ajans32

ERBAKAN Fenomeni ve Milli Görüş Hareketi

01 Mart 2011 Salı 10:39

ERBAKAN Fenomeni ve Milli Görüş Hareketi

1973 yılında Ankara’ya babamın görevi dolayısıyla tayin olduk geldik Gaziantep’ten. Babam imamdı ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini ikinci sıradan ve iyi bir puanla kazanmıştı. Ben dokuz yaşındayım. Eve siyah-beyaz televizyon alındı. Sanırım haftada iki gün yayın var. TRT’nin haberlerinde görmüştüm rahmetli ERBAKAN’ı o zaman.

 

Babam Halep’te Arapça tedrisat gördüğünden sonradan öğrenmişti Türkçe alfabeyi on sekiz yaşında bir camide imamken. Sonra orta okul ve lise. Derken İmam-Hatip okulu fark dersleri. Hiç hesapta yokken kendimizi Ankara’da buluverdik. MSP Gaziantep milletvekili Mehmet BOZGEYİK vasıtasıyla evimize çok sayıda siyasi gelir-giderdi. O günkü konjonktür gereği arap ülkeleri ile yazışmalar konusunda babamın Arapça bilgisinden faydalanır, arada siyasi ve dini sohbetler edilirdi evimizde. Fehim ADAK, Oğuzhan ASİLTÜRK gibi ağır topları o zaman görmüştüm evimizde bir çocuk gözüyle. Ben gençliğimin heyecanı ile evimize gelenlere gıpta ile bakar ve elimde beyaz boyalarla “tek yol İslam” diye yazardım sokaklara gizlice. Bana hiç kimse yaz demeden. Teşkilattan emir almadan. Hayret ki hayret. J

 

Babam o dönemde siyasete girebilecek olmasına rağmen hiç heves etmedi, kendi halinde bir aile olarak kalmamızı isteyip, Diyanet’te çalışmaya devam etti. Erbakan ve ekibi devamlı çağırdılar babamı çeşitli ortamlara. Götürdüler de. Babam resmi ortamlarda olmayı tercih etti. Ankara Müftü Yardımcılığı, Din İşleri Yüksek Kurulu raportörlüğü, Kopenhag din ataşeliği gibi görevlerde bulundu.

 

Bu arada rahmetli ERBAKAN, önce ECEVİT ile sonra da Demirel ile koalisyon hükumetlerinde görev aldılar. 1980 askeri darbesi ile de tutuklanıp siyasi yasaklı oldular. Ta ki rahmetli ÖZAL’ın referandum ile affına kadar.

 

Babamın fanatik bir siyasi duruşu olmadığından tüm bunları tarafsız bir gözle izleme imkanım oldu. Rahmetli ERBAKAN Avrupa tarafından dikte edilen laik bir çizgiye bağlı kalmaksızın, etnisiteden (ırkçılık) de beslenmeyerek dini hassasiyetleri olan, ağır sanayi eksenli bir siyasi yelpaze oluşturdu kurduğu partilerde. Yani 1935’li yıllarla dikte edilen sekuler siyasetin mahallesinde salyangoz satmaya çalıştı hep HOCA. Rahmetli TÜRKEŞ ile HOCA’yı Türk siyasetinde ayrı bir yere oturtmak lazımdır. Çünkü diğer partiler merkez partisi idiler ve Avrupa eksenli bir düşünceden besleniyorlardı ve “demokrasi ve emek” tezini işliyorlardı. MHP ve MSP ise bu millete daha farklı eksenlerde söylemler ile oylarına talip olduklarını söylediler hep. Bu göründüğü kadar kolay değildi. Çünkü mezcut sistem ve askerler böyle bir yapıya müsaade etmiyorlar ve bunu açıkça da dillendiriyorlardı. Diğer marjinal SOL gruplar da aynı kara liste içinde idiler. Yani TC bu üş gruba da asla nötr bir yaklaşım sergilemedi günümüze kadar. Durum hala da böyle.

 

ERBAKAN bir yanda ülke içinde din hassasiyetli siyaset yaparken, bir yandan da başta Amerikalı Müslümanlar Farrakyan olmak üzere, Mısırlı Müslüman Kardeşler ve Pakistan ve Hindistan Müslümanları ile de ilişki içerisinde idi. 1990 yıllarda maddi yönden güçlü olmak ve islami hareketin parasal kaynağını belirlemek adına Milli Görüş hareketinin Avrupa ayağı kuruldu. Hoca yasaklı idi ama emanetçiler birlikte kör-topal ilerliyordu Milli Görüş. Bir bir büyük şehirlerde yerel seçimler kazanılıyordu. İstanbul başta olmak üzere Ankara, Konya, Kayseri, Erzurum gibi illerde kazandı Milli görüş. İstanbul belediye başkanı ERDOĞAN zaten bir başkaydı. Hoca’nın gözdesi ve karizması yerinde olan en güçlü kişi idi.

 

Kayıp trilyon, siyasi yasaklar derken AKP’nin kurulması ve ERDOĞAN’ın hocayı terk etmesiyle gözden düşmüştü Hoca. Zaten partiyi emanet ettiği KUTAN da sevimli olmasına rağmen Türk seçmeninin gönlünde karşılığını bulmuyordu. Numan KURTULMUŞ ile taze kan denemesi yapan Milli Görüş ve Hoca, KURTULMUŞ’un redd-i miras tavırları ile yeniden genel başkan olarak HOCA’yı seçmişlerdi. Geçmişte koalisyon hükumetlerinde Deniz GEZMİŞ, Hüseyin İNAN, Mahir ÇAYAN’ın ölüm emirlerine bir 27 Şubat’ta imza atan HOCA, 2011 27 Şubatında Hakkın rahmetine kavuşuyordu. Hayat bize tesadüfen gelen tevafuklarla doludur. Bence iyi ki 28 Şubatta ölmedi HOCA. J

 

Erbakan hoca, mangal gibi yüreği ile, inatçı ve tavizsiz yapısıyla her zaman bildiğini okudu. Tarihin o demlerinde elenden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı. Başardı/başaramadı. Yanlıştı/doğruydu. AKP’yi o doğurdu/doğurmadı. İyiydi/kötüydü… İnna lillah ve inna ileyhi raciun. (Hepimiz O’ndan geldik, yine O’na döneceğiz). Allah rahmet eylesin. Allah cümlmize ve tüm Milli görüşçülere sabırlar versin, Mekanını cennet, peygamberimize komşu eylesin…!

 

Kalın Sağlıcakla…

 

Ziya ÖZTÜRK -- 01.03.2011

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR