26 Eylül 2017 Salı

Kadir YAVUZ / Ajans32

Esirgesen Gözünü Gözünden..

31 Ocak 2012 Salı 13:23

Esirgesen de gözünü gözünden, gülümseyişine takılırsın bu defa! Kaçamazsın, talihindir; çöl sıcaklığı kavurur da, yüreğini uzaklaştıramazsın ateşten!

Lal olursun! Konuşmak istersin… Söz bulamazsın! Dilin sürçer, kelimeler uzaklaşır senden! Harfler tükenir birer, birer. Bülbülle söyleşir, gülle dertleşirsin ama nedense; gönlüne gücün yetmez, nefesin tükendiğini, dudağın kuruduğunu, boğazın düğümlendiğini fark edersin. Ne bülbüle dönersin, ne de güle! Gerisi yok, dönüşü yok; bu gidişin! Gittiğin yerde kalırsın.

İblis, peşine düşer… Yalnızlığında! Şirin olur, dünya gözüne! Eyvah dediğin gün gelir, önüne! Erirsin mum çaresizliğinde… Sen tükenirsin, zaman tükenir… Zamansız tükenirsin de, farkına varmazsın tükenişinin.
Fukaranın iki gözü iki çeşme olur… Akar. Zenginin gözü gezgin olur… Bakar. Doyumsuz güzelliğinle, av olursun avcıya! Gezersin mecnun gibi, deli derler… Yorulur durursun miskin gibi, veli derler. Kıskançlığın tutar, azgınlığın şehri yutar. Hırsın devleşir, lambayı saran sis görüntüsüne dönersin.

Garip, garip bakıyorsun değil mi, akıp giden ırmağın denize dökülen hâline! Gündüze dalıyorsun, hep aydınlık olacak diye; gece, mum peşinde ışığa hasret kalıyorsun… Rüyalar zifiri karanlık, korku dolu çığlıklar arasında meçhul bir gezintidesin… Sabaha endişeli bir bekleyiş içinde girersin. Biri çıkıp, senden üç dilek isteyinceye kadar beklersin… Lambadaki devden istenen “Üç dilek!”

Ürkeksindir… Geceyi yaşadığın kadar yaşayamadığın, sabaha girerken!
Lal olmalıydı… Her şey, susmalıydı. Bir geceliğine de olsa, sessizce siyah geceliğin günahsızlığına bürünmeliydin. Bedenin yekvücut olup, geceye sarılmalıydı. Her teninden dökülen ter, hesabın olmalıydı… İşlediğin günahlarına karşı!

Çeliğe güç yetiren o bakışlar hani… Nerde? Gül yüzlü peri nerede? Bakışın değil miydi, sende ilk fark ettiğim cevher! Elmas parlaklığıydı, pırlanta ışıltısıydı seni bana cezp ettiren! Gülüşünü dağa kaçıran bir masal belalısı mı vardı da, ben göremedim. Ben gözlerinden başkasını görmedim, ben seni görmedim. Sen neredeydin?

İndim dağdan, bayıra! Her çiçeğe rastladığımda, sordum seni gören var mı diye? Onca çiçekten biri görmemişti… Seni gören, tanıyan çıkmamıştı. Menekşeye yönelişin, nergise gülümseyişin, goncaya söylenişin, papatyanın her kanadında sabırla bekleyişin… Yok, yoktun. Bahara sensiz girmişim meğer!

Nedir bu şehrin sessizliği? Dönüşümde çakıldım, ıslak kentin kaldırımlarına! Senin olmayışın, nasıl da belli oluyordu. Baharı bile karşılayamamıştım, sevinçle! Geçerken uğramaz mısın, buralara! Sevdamın hatırına, gel desem gelmez misin?
Demin tanıştığımız günü hatırladım! Göz göze geldiğimiz o günü yaşadım.
Elini tuttuğum ilk saniye, büyükşehir üzerime yığılmıştı sanki! Ter basmıştı, kan çanağına dönmüştü yanaklarım. Günahsızlığına günahım karışmasın, istemiştim... Mani olamamıştım, arzularıma! Göz göze gelmiştik ya, bir kere!

Melül, melül bakmıştım gözlerine! Gözlerindeki kimsesizliğe takılmıştım. Sezmiştim sendeki yalnızlığı, sezmiştim. Bir şeyi sezdim mi, irdelerim. Sormaya, sorgulamaya başlamıştım. Nerden bilebilirdim ki, sen benden dertlisin?

İçime sindiremediğim şehre dönmüştüm. Gecenin bir vaktiydi… Sönüktü, sokak lambaları… Alâeddin’in Sihirli Lambası nerde? O sihirli lambadan dev çıkmalı… Işık olmalı, kentime!

Rıza göstermeli, olmadığın kentin yalnızlığına! Göz göze gelmek adına, ateşe razı olmalı… Yaksa da, ateş; içten içe sarsa da alev, gözünü gözünden esirgeme… Yanmadan, aşkını dillendiremezsin.

Esirgesen de gözünü gözünden, gülümseyişine takılırsın bu defa!
İthaftır.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR