25 Eylül 2017 Pazartesi

Ziya ÖZTÜRK / Ajans32

Futbolu Isparta’da Konuşmak veya Sevmek

28 Ocak 2013 Pazartesi 10:23

Futbolu Isparta’da Konuşmak veya Sevmek

 

Futbol kendine has endüstrisi ve görselliği ile, dünyadaki herkesin ilgi gösterdiği bir spor dalı. Sade vatandaşından, siyasetçisine kadar hemen hemen herkesin futbol hakkında konuşacak epey şeyi var.

 

Futbolun bu kadar popüler olması, içinin estetik ve beceri dolu olmasına yani “GOL” atılmasına bağlı. Zira dünyadaki derbi maçlar, gol atılmadan/atılamadan hep berabere bitseydi, insanlar ne zevk alacaklardı maçlardan? Kavga etmek için neyi bahane göstereceklerdi? Onun için GOL olamalı maçlarda, taraftarlar hırlaşmalı, kavga etmeli, birbirine bıçak çekip yaralamalı, evinde ve işyerinde gösteremediği delikanlılığı ve cesareti yanına üç-beş fanatik arkadaşını almalı ve toplum içinde varlığını hissettirmeli, haftalık biriktirdiği komplekslerini kusmalı.

 

Geçenlerde bir derbi maçı sonrası, evime gitmek üzere bindiğim 5 numaralı BORSA otobüsünde, küçük çapta bir arbede yaşandıyordu. Ben de otobüse yeni binmiştim. İki tane delikanlı (!), yenik (mağlup) takımın delikanlısı, yenen (galip) takımın kaşkolünü takmış bir genci araya almış yumruklamaya ve tekme tokat dövmeye çalışıyorlardı. Aşağı-yukarı dolu olan otobüste maalesef herkes ürkmüş, genç kızlar çığlıklar arasında, dayak yiyeyin fazla dayak yememesi adına korku dolu gözlerle seyredip dua ediyorlardı. İş bana düşmüştü. Elli yaşında, bu memleketten evli ve futbolu denk gelirse izleyen ve zevk alan birisi olarak araya girdim ve dayak yiyen genci diğer iki gençten uzaklaştırdım. Dayak atanların ufak tefek yumruk sıyrıklarıyla ön tarafa sürüklediğim genci, şoföre kapıyı da açtırarak aşağı indirttim ve kurtardım dayak yemeden. Yere inen genç de kendisine dayak atanlara türlü tehditler savurarak ve küfürler ederek, ağzı-burnu kan içinde kaçtı gitti. Dayak atan gençlerin peşinden gitmelerini engellediğim ve/veya geciktirdiğim için dayak atan gençler dayak, yiyen gencin arkasından koştular ama yakalayamadılar.

 

Otobüse dönen gençler, hırlamalarına ve ve sataşmalarına devam ettiler. Vazifesini yapmış bir sade vatandaş edasıyla hiçbir gereksiz hareket sergilemeden yoluma devam ettim. Dayak atan gençlerin futbol konusundaki derin bilgilerini ve sevgilerini ininceye kadar bütün otobüs dinledik. Allah’tan aynı takımı tutmuyordum gençlerle. Bunun için kıskıs gülüyor ve tuttuğum takımın sevgisine gölümde bir kat daha yer ayırıyordum.

 

Ama aynı fanatik, gereksiz, kompleksli, delikanlı (!) futbolseverlerin bizim takımın taraftarları arasında olduğunu/olabileceğini hatırladım. O zaman şu kararı versek yanlış mı yapmış oluruz? Futbol; işsiz-güçsüz, evde ve işyerinde gerekli başarıyı gösterememiş, üst kademedekilerin reklam adına rant elde etmek ve para kaybetmekten başka bir şey yapmadıkları, futbolcunun karnını doyurmaya dayalı bir endüstri aklıma geliyor.

 

Haftada bir gün eğlendirdiği toplulukların parasını üten futbol endüstrisi, devletlerin ve emniyet güçlerinin her ülkede başlarına dert olmaya devam etmektedir. Bu endüstri kendine her kesimden müşteriyi çok kolay bulduğundan, futboldan kurtulmaya kalkanın, sektörün sekuler problemleri ile alt etmeye çalışanların işleri güçleri rast gitmemektedir.

 

Emrespor’un kendinden alt sıradaki bir takımdan evinde 3 (üç) tane gol yediği, BAL ligindeki Gönenspor’un 14 gol yediği bir haftada sanırım bazı şeyleri daha profesyonel düşünmek ve yapmak lazım. Sektörden yerel/local anlamda beslenen keneleri bulup çıkaralım ve futbolu, hatta sporun her dalını estetik ve güzellik adına yapmaya çalışalım. Kalın sağlıcakla…

 

Ziya ÖZTÜRK

Isparta Belediyesi

 

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR