14 Ağustos 2018 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
19 Şubat 2018 Pazartesi 18:06

Gelişmek İçin Çalışmak Zorundayız

Gelişmek İçin Çalışmak Zorundayız
Gelişmek İçin Çalışmak Zorundayız

TEKSİF Sendikası Genel Başkanı Nazmi Irgat, içerdeki ve dışardaki düşmanlarla baş edebilmek için bu ülkenin insanı olarak çalışmak, dolayısıyla üretmek zorunda olduğumuzu belirterek; “Çalışacağız, alın terimizi dökeceğiz. Düşmanlara verilecek en büyük ders, kimseye muhtaç olmayan, gelişmiş bir ülkedir” dedi. 

 

Türkiye Tekstil, Örme ve Giyim Sanayi İşçileri Sendikası (TEKSİF) Isparta Şubesinin önceki gün Barida Hotels’de gerçekleştirilen olağan genel kuruluna katılan Sendikanın Genel Başkanı Nazmi Irgat, kongrede yaptığı konuşmada önemli açıklamalarda bulundu. 

“VATANIMIZI KORUMAK İÇİN 

HER AN GÖREVE HAZIRIZ” 

Genel Başkan Irgat, kongrede yaptığı konuşmada Isparta’da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek şunları söyledi; “Bilindiği gibi ülke olarak çok zor bir süreçten geçiyor. Bir tarafta ülke içinde bir tarafta ülke dışındaki düşmanlarla mücadele veriyoruz. Türk Silahlı Kuvvelerimiz bugünlerde Afrin’de Zeytin Dalı Harekatını sürdürüyor. Ulusal güvenliğimize göz dikmiş, bizi bölmek ve parçalamak isteyen zalimlere karşı en fazla birlik beraberlik içinde olmamız gereken günlerde olduğumuzun farkındayız. Yıllardır ülkemizin başına bela olmuş o terör gruplarının ülkemize olan saldırıları ve dökülen kanları elbette unutmadık. Yetmedi onların da uzantıları sayılan emperyalizme hizmet eden bu terör unsurlarının sınır güvenliğimize verdiği zarar nedeniyle Mehmetçiğimiz yapması gereken görevi tüm zorluklara rağmen icra etmek durumundadır. Toprağımızı korumak için her türlü cefaya katlanırız, bunu da özgüvenle yaparız. Bu uğurda canını vermiş aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet gazilerimize acil şifalar diliyorum. Böyle günlerde ne kadar sorunlarımız çok da olsa büyük Atatürk’ün dediği gibi ‘Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.’ O bilinçle hareket ediyoruz, o yolda yürüyoruz. 

“BU ÜLKENİN İNSANIYIZ VE ÜLKEMİZ 

İÇİN ALIN TERİ DÖKECEĞİZ” 

Tabiki ülkemizde bir taraftan terörle mücadele devam ederken diğer yandan da çalışma hayatı da dinamik bir şekilde devam etmektedir. Ülkemizde 21 milyon kayıtlı çalışan var. Bu rakam içinde biz işçiler, emekçiler olarak 14 milyona tekâmül ediyoruz. Çırak, stajyer gibi 1 milyonun üzerinde sigorta kapsamında olan, çalışmaya hazır insanlarımız var. Çalışanları esas aldığımızda 2, 3 ile çarparsak biz ülke nüfusunun çok fazlasını teşkil ediyoruz. Biz bu ülkenin insanıyız. Çalışacağız, alın terimizi dökeceğiz, alın terimizin karşısında da ailemize ve ülkemize sahip çıkacağız. O nedenle sakın kendinizi küçümsemeyin.

“BİZ EMEK VEREN 

HERKESE DEĞER VERİRİZ” 

Gelişmek için çalışmak zorundayız ve dolayısıyla üretmek zorundayız. Bu ülkede elbette ki işveren ve işçi olacak. Üreteceğiz, ihraç edeceğiz. Yeri gelecek turizm ve hizmetler sektöründe de hizmetler vereceğiz. Bizim çalışmalarımızın karşılığında üretim olacak ve bu ülke gelişecek, büyüyecek. Onun sonucunda da hakça, adil paylaşmanın mücadelesini vereceğiz. Bu anlayışla mücadelemizi veriyoruz. Bizim için emek çok önemlidir. Biz her türlü emek veren insana değer veririz. İşyerlerimizi de koruruz. En kaliteli, en verimli üretimi yaparız ama insanca yaşayacak koşullara da ulaşmanın mücadelesini veririz. 

“BU ÜLKE İÇİN TAŞ ÜSTÜNE 

TAŞ KOYANIN YANINDAYIZ” 

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de değişen, dönüşen koşullar içinde emek ikinci plana itiliyor. İnsan ikinci planda kalıyor. Hiçbir zaman sermaye düşmanlığımız olmadı, olmaz da. Bu ülke için taşın altına elini koyan herkese Allah razı olsun deriz. O işyerlerini de kendi malımız gibi koruruz. Ancak bugüne kadar yaşayarak gördük. 1980 öncesi dönem ve 1980 sonrası dönem arasında büyük farklılıklar var. Her ekonomik sistem, doğar, gelişir ve sona erer. Şuanda dünya genelinde ekonomik bir dönüşüm yaşanıyor. Her ekonomik sistem kendi siyasetini ve kendi kültürünü oluşturur. Dünyadaki ekonomik değişimlere küreselleşme diyoruz. Bununla birlikte devlet üretimden ve yatırımdan çekildi. Devlet üretmeyeceği anlayışıyla da özelleştirme adı altında tüm devlet yatırımları birilerine peşkeş çekildi. İstihdamın artırılacağı anlayışıyla yapıldı bunlar ama gördük ki KİT’ler birer birer ortadan kaldırıldı. Sümerbank’ta 34 bin insan çalışıyordu. Sadık kardeşimle Sümerbank mensubuyduk şimdi bir tane çalışan kalmadı. Devlet üretmez anlayışı yapıldı. 

“İŞSİZLİKTE TESPİTLER 

GERÇEĞİ YANSITMIYOR” 

İşsizlik özel sektör eliyle giderilecek. Hükümetler bu anlayışla kurgulandı. Yeterli sermayesi olmayanlar devlet teşvikleriyle desteklendi. Desteklere itirazımız yok. İtirazımız devletin ekonomi, üretim içindeki bizim çok savunduğumuz ve bugüne kadar Atatürk’ün kurduğu karma ekonomik sistem devam etmeliydi diyoruz. Devlet ekonominin içinde olmalıydı. Şuanda da işveren her zora düştüğünde desteklemek durumunda kalıyorlar. Bu sistem içerisinde büyük işsizlik var. Çift haneli rakamlar deniliyor ama biz yaşayarak işsizliği görüyoruz. Öyle yüzde 10’larda değil, biz biliyoruz ki bu tespit gerçeği yansıtmıyor. 28 milyon insanın çalışma hayatında olmadığını görüyoruz. İşçisi, memuru, Bağ - Kurlusuyla 21 milyon insan varsa diğerleri ya kayıtsız çalışıyor ya da çalışmıyor. Ya da hesaplamalar da bir yanlış var. 2 milyon insan iş aramaktan vazgeçmiş o yüzden rakamlara girmiyor. Biz çalışanların refah seviyesinin yükseltilmesi hususunda hiçbir yatırım olmamıştır. Bu sistem tamamen emek sömürüsüne dayalı bir sistem. 

“UMUTLARIMIZ İNŞAALLAH 

BOŞA ÇIKMAZ” 

Türkiye’de sendikalı çalışma olan yerler şanslı görülüyor. Kamuda çalışmak ayrı bir şans. Özel sektörde çalışmak evine ekmek götürebilmek gerçekten mesele. Kamuyu da çok iyi bilen bir insanım ama özel sektörde yıllardır mücadele veren bir kardeşinizim. Başta çalışma bakanının kendi memleketinde olmak üzere her işyerinde 15-20 tane taşeron çalışıyor. İşyerlerini 48-49 çalışan diye bölmüşler. 50 olursa bir takım hükümlülük var, kanun var ama denetleyen yok. Şükür kamuda taşerona son veriyoruz gibi bir noktaya geldik. Ama 50 bin kişiyi ayırdılar. Buna da acilen çözüm bekliyoruz. Çözüm aşamasına geldi inşallah umutlarımız boşa çıkmaz. Ama çözüm bulunmazsa bu ayrımcılığı elbette kabul edemeyiz. 

“İNSANLAR GELECEĞE 

GÜVENLE BAKMAK İSTİYOR” 

İyi niyetimizle bu ülkenin kalkınması için birlikte mücadele veriyoruz. Bu ülkemizin geniş toprakları, genç nüfusu var. Hiçbir zaman karamsarlığa düşmedik. Ama kaynakların yerinde kullanılması ve hükümetleri de göreve çağırıp, onları takip etmek bizim görevimiz. Ekonomik büyümeden bahsediliyor. Son 5 yıldır da büyüme olmuyor. Ama gelir dağılımının en bozulduğu bir dönemde yaşıyoruz. Ülkemizde yoksulluk var. 11 milyon insan maalesef devlet desteği ile hayatını sürdürmek zorunda kalıyor. Bu ülkede işsizlik var. İşçi var ama iş beğenmiyor diyorlar. Kim beğenmiyor. Geleceğe güvenle bakamadığı için o işte çalışmak istemiyor. Tekstil sektöründe çalışmak istemiyor. Sendikasız yerleri kastediyorum. 1600 TL asgari ücretle çalışmak istemiyor. Adam kahvehanede çalışıyor ama tekstilde 3 vardiya çalışmak istemiyor. Her yıl 1 milyon insan okulu bitirip iş için sıraya giriyor. Bunların çoğu yüksekokul mezunu. Gidip İşkur’a da kayıt olmuyor çünkü kendisine yediremiyor. O yüzden işsizlik sayısına dahil olmuyorlar. Yıllarca okumuş insan maalesef kendi alanında iş bulamıyor. Bu ülkede devlet planlama teşkilatı var. O bölümleri neden açıyorsunuz? Hepimiz kıt imkanlarımıza rağmen çocuklarımıza eğitim aldırmanın mücadelesini veriyoruz. İnsanca yaşamanın koşullarını elde edebilmek için her zaman olduğu gibi daha fazla mücadele etmek zorundayız” dedi. 

“GÜN BİRLİK VE BERABERLİK 

İÇİNDE OLMA GÜNÜ” 

TEKSİF Sendikası Genel Başkanı Nazmi Irgat, konuşmasının sonunda, ülkenin imkanlarını kardeşçe paylaşmanın zamanı geldiğini ve ülke olarak üreterek büyüyeceğimizi ve üretileni de hep birlikte paylaşmamız gerektiğini sözlerine ekledi.

 
* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR