24 Eylül 2017 Pazar

Ziya ÖZTÜRK / Ajans32

Gezi Parkı’ndan Brezilya’ya

19 Haziran 2013 Çarşamba 21:33

Gezi Parkı’ndan Brezilya’ya

 

Gezi Parkı olayları ülkedeki marjinal gruplar ve destekçileri, dünyadaki has oğlan ülkeler (Almanya, Fransa, İngiltere, Rusya) ve yanlıları istemese de halkımızdan destek görmeyince sona erdi. Son çare sessiz adam rolleri ile tarihe geçmek isteyen birkaç marjinal tipler kaldı Taksim’de ve diğer şehirlerde.

 

Büyük resme bakmak gerekirse, ortada kuklaları oynatan, SOROS gibi kaostan beslenen ve kaosa destek veren spekülatörler, dünyadaki lokasyonlarında yeni aktörlerin oluşmasından rahatsız olan güçler Taksim’de şanslarını denediler ve maalesef hayal kırıklığına uğradılar. Hayal kırıklığı diyorum zira henüz kaybetmiş ve vazgeçmiş değiller bu günkü tablodan. Strateji kurumları ve denedikleri siyaset ve savaş simulasyonları ile dünyanın neresinde olursa olsun çıkarlarını koruma adına tekraren hamleler yapacaklardır. Şimdi sırada diğer yaramaz çocuklar dedikleri ülkeler var. Onların derslerini vermek üzere Brezilya’da sahnedeler. Bu güçler, diğer ülkeleri üçüncü dünya ülkeleri ve kendilerinin uşakları olarak görmeye devam edeceklerdir. Zira bu öngörülerinden ve emellerinden vazgeçmek kendi varlıklarından vazgeçmek demek olacaktır.

 

Ancak dünya ekonomik krizine meydan okuyan Türkiye, büyük güç Çin, hırçın çocuk İran, gölgesinden korktukları Rusya, teknolojik dev Kore, uyanmaya yeni başlayan Brezilya, nüfusundan ve teknolojisinden korktukları Endonezya bu güçlerin başına bela olmaya devam edecektir. Bu güçler ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın kontrolü ve maddi desteği altındadır. Bu ülkelere Kanada, İtalya ve hatta Rusya da ilave edilebilir. Rusya bir yandan dünyanın efendisi bu dört ülkeyi kollarken bir yandan kendine yardımcı ülkeler bulmaya ve desteklemeye devam etmektedir. Kore, İran, Suriye ve Çin Rusya’nın badigardları ve çakallarıdır.

 

Türkiye ise, hem ABD grubuna ve hem de Rusya grubuna benzemeyen ve benzemek de istemeyen ama geçmişten getirdiği tarihi sorumluluk ile hem İslam dünyasına hem de Avrupa’ya model olma sevdasında bir ülkedir. Avrupa birliğine girmeyi istemesi bu rolü dünya nezdinde legal olarak oynamak istemesi adınadır. Yoksa bu rol gizli kapaklı ama daha uzun soluklu bir mecrada tabii ki oynanabilir. Tayyip bey kendi iktidarında başarmak istiyor bu rolü. Sert görünmesi, agresifliği ve aykırı çıkışları bu yüzdendir. Dünyada bir lider nasıl bu kadar bir yük altına girer, gerçekten takdire şayandır.

 

Biz Türk milleti olarak Tayyip beyi bu davasına kurban olsun diye dünyanın önüne atmayacağız. Nasip neyse o olacak. Ancak bu hayırlı ve meşakkatli yolda sabredip zafere ulaşması adına da “dua”dan da geri kalmayacağız. Geziye çıkmayacak, sessiz kalacağız. Gerektiğinde demokrasinin kuralları adına ayağa kalkacağız ve özlediğimiz iktidarlar adına “oy” vereceğiz. Oyyy dememek için, oy’una gelmemek için, çirkin oy’unların bozulması için, oramızı buramızı oy’natmadan, “oy”umuzu kullanacağız. Herkes de kullansın. Herkesin “oy”una da saygı duyarız. Ama saygı da bekleriz. Öve öve bitiremediğimiz demokrasinin kuralı böyle. Bu kuralı Tayyip bey koymadı. Ama bu kural çerçevesinde anlaşmak ve kucaklaşmamız lazım. Olacak bu, olmalı da. Kalın sağlıcakla… 19 Haziran 2013

 

Ziya ÖZTÜRK

Eğitimci-İlahiyatçı

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 3 yorum yapıldı.
    YAZARLAR