20 Eylül 2017 Çarşamba

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Gitmeden Gidenlerdenim

29 Nisan 2016 Cuma 22:10

Hoş geldin hüzün, hoş geldin veda, hoş geldin ayrılık… Hoşça kal anılarım, hoşça kalın sevdiklerim. Vedaları hiç sevmedim ben. Vedanın anlamı büyüktür benim için. Hele de zamansızsa… Sevmedim, acı verdi hep “HOŞÇA KAL… KENDİNE İYİ BAK “ Demek. Gitmez dediklerim gitti, döner dediklerim hiç dönmedi… İşte bu yüzden sevemedim vedaları… Bu nedenle VAKTİ GELMİŞ BİR VEDASIN. ÖZLEMEYECEĞİM Büyük bir isyan ile dönüşe dair açık olan tüm kapıları bir bir kapatarak gidiyorum bu kez. Kin ile dolmuş gözlerim ile gidiyorum işte. Bir karanlığa doğru, hiçliğe doğru “ ELVEDA “ Bile diyemeden gidiyorum. Bilmediğim bir diyara, tanımadığım yüzlere, kalabalığa gidiyorum. Adını bile bilmediğim bir dağın eteğine gidiyorum. Farz et ki ben yokum, farz et ki ben ölmüşüm.  

Gittim bir sabah simsiyah bir bulutun peşinden, dönüşü olmayan gurbete. Her giden gibi benimde dönmeye niyetim yok. Saçlarım ve kaderim gibi bulutlarda zifiri siyahtı. Gözlerim yaşara yaşara yaşadıklarımı, çocukluğumu, gençliğimi en önemlisi üç tane can bıraktım. Utanılacak bir şey değildi ki ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer. Götürmek istediklerim oldu lakin sığdıramadım ki valizime Aslında nereye giderse gitsin, ne kadar uzakta olursa olsun özlemez mi giden, bıraktıklarını… 

Her gidenin bir yanı kalmaz mıydı geride. Oysa ardıma bakamadan gittim. Taşındım yalan gönüllerden ve ömürlerden. Ekmeğime hoş çakalı sürdüm, düştüm bir lokma rızkımın peşine. Neyse gittim işte, ötelere. Zaten ölenlerden öğrenmemiş miydim, gidenin bir daha dönmeyeceğini. Keşke keşke “ GİTME KAL “Diyecek kadar güçlü olsaydı kalanlar. Gitme…! Yüreğim yokluğun kaldırmayacak kadar yorgun… Bir nefes uzağında olmana dayanamazken, bir ömür benden uzağa gitme… Diyebilseydi kalanlar. Her ne kadar kalan, gideni düşünmek zorunda olmasa da, giden kalanları düşünmek zorundadır her zaman. Gitmekle gidilmiyor ki, gitmekle gitmiş olmuyorsun ki. Gönlün kalıyor, aklın kalıyor, anıların kalıyor. Lakin gitmen gerektiğinde de gitmezsen eğer, gittiğinde geç kalmış olabiliyorsun. Yine de gitmek gerekir bazen, fazla yormadan, daha çok bıktırmadan, eğer vaktiyse dönüp ardına bile bakmadan. Bu nedenle vedalar MORG kadar soğuktur işte.  
Ne yazsam? Nasıl anlatabilsem? Bu tükenmeyen acıyı. Özlemi nasıl dile getirsem satırlarımda? Bilmiyorum ki… Kelime yeter mi, kana dönüşen gözyaşlarım yeter mi? Gözümde tüter oldu her şey. Ne bilirdim gitmeden gidenlerin çivi üzerinde yattığını ömrü boyunca… 

Gidişimin bir derinliği olmalıydı suskunluğum adı altında. Evet, gittim ama bunun adı kaçmak değildi. Kaçarsam gitmiş olmazdım ki! Sessiz sedasız gitmek istedim. Acılar arkamdan gelmesin, takip etmesin istedim ikiyüzlü gülüşler. Giderken sadece “ BEN “ gitmek istedim. Tüm aldanışlarım arkamdan el sallasın istedim… Gidişimin anlaşılır bir yanı olmamalıydı, anlaşılmamalıydı. Yaşadığım zorlukları ve kazandığım tecrübeleri mide aldım yanıma bana rehberlik etsinler diye.  
Zaman yine aldı başını çekip gidiyor. Tutmak ne mümkün.. Kimselere açamadığım şu küçücük yüreğim o kadar yalnız ki! Ben zaten hep yalnız değ ilmiydim? Bu gözyaşlarımı hep yastıklar saklamadı mı? Hep duvarlar dinlemedi mi dertlerimi? Kimsesizliğe yalnızlığa alıştırdım ben kendimi. Şimdi mutluluğum, mutsuz mutluluğumla…  
Hayatımda her zaman gitmeden gidenler varken, ben gitmeden gitmişim çok mu? Keşke hiç gitmek olmasa. Güle güle git, sağ salim çok çabuk gel, unutma ki özleyenlerin var, sevenlerin var diyen kalanları olsa gidenin. Yoksul düşmese 40 yıl hatırı olan kahveler.  
Gitmek ve gitmenin bedelini ödemek hiç kolay olmadı benim için. Nelerden vazgeçtim, neleri geride bıraktım o küçücük yüreğim yana yana. İnsan ne zaman gider? Hayatın olağan akışı içerisinde sevdiklerimiz doğar, sevdiklerimiz büyür, sevdiklerimiz ölür. İnsan sevmediğinden değil ama hayat öyle gerektirdiği için çıkıp gider. Kolay mıdır sanki gitmek? Arkana bile bakmadan, hoşça kal bile diyemeden. Diyemezsin, çünkü kelimeler boğazına düğümlenir insanın. Konuşamazsın tek kelime edemezsin. Yüreğin acıyordur çünkü. Sadece “kendine iyi bak “deyip, giderken “ görüşürüz” deyip gidenin hıçkırıklara boğulması kolay mıdır? Bağımlılıkları terk etmek zordur ama bağımlılıklardan kopmak çok daha zordur. Birçok kişiye, birçok şeye veda etmek zor gelir gidene. Her gidenin gitme nedeni vardır. Her gidenin bir öyküsü vardır. Bazen kendinizin bile kabul edemediği derin yaralar vardır içimizde. Bizim bile görmezden geldiğimiz o derin yaralara merhem sürmek gerekiyor ve ben galiba şu an bu yazımda bunu başarmak üzereyim. Herhangi bir yazımla kıyaslanamayacak kadar derin duygularla yazdım bu yazımı. Bozdum sessizliğimi. Belki de o kadar önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer. Dayanılması o kadar zor değildir, büyük ayrılıklar bile. Ama … Bu öğle değil işte…  
Sırtımda bunca yükle bile… Yaşadığım her sıkıntıyı satacak kimse aramadım. Kimseyi suçlamadım. Sabırlı olmayı öğrendim. Çözümün elimde olduğunu keşfettim. Asla yapmam yapamam dediğim şeyleri yapabildiğimi gördüm ) Kelebekler özgürdür, kozalar sımsıcak… seçim elinde herkesin.

“ BEDELLİ ÖZGÜRLÜK “ yada “ GÜVENLİ SICAKLIK “ tercih tamamen sizin GİTMEDEN GİDENLERDENSENİZ EĞER..
* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 6 yorum yapıldı.
    YAZARLAR