22 Eylül 2017 Cuma

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Göze Kirpik Kaçmadı Ki, Üfleyelim Geçsin...

15 Ekim 2015 Perşembe 15:37

Mevsim döndü ağır ağır yazdan kışa. Gün kısaldı, ışık topladı pılını pırtısını, çekildi uzak dağlar arkasına. Gözlerimizi terletiyordu yazın, ışıl ışıl kamaşıyordu sema. Karardı, bozardı, bir kızgın, bir öfkeli üstümüzde. Serince de rüzgarı salıyor akşama doğru. Hadi herkes evine, benim dallarla yapraklarla, kurtla- kuşla, suyla toprakla işim var diyerek. Kirpiklerim titriyor, rüzgar deyince. Dudaklarım kuruyor, sert sert esince. Hükmü bitti yazın, heveslerinizi seneye saklayın diye ıslık çalarak. Gelir değil mi seneye yine. Baharla haber verip. Ayrılık ebedi değil ya sabredene, yok yok sabır işi değil bu, ömrü olana. Gelir, gittiği gibi gelir. Hiç anlamadan, zahmet vermeden. Suyu ısıtır, toprağı ıslatır, tohumu çatlatır, tepe- bayırı çiçeklerle donatır, zillerini takarak gelir yaz.

Yazı vedasız yollarız, sonbaharı törensiz karşılarız. İlkel toplumlar diye anılan, yaşam ünitelerinde, yaza-kışa, baharlara hem hoşgeldin, hem güle güle eğlenceleri, şenlikleri yapılır. Eğlenilir coşulur, hayatın canı- kanı hissedilir. Modern toplumlarda, tek millet, tek kültür olduk. Bahar gelir, kış gider, bayram gelir, seyran gider, sadece alış-veriş sebebi olur biter. Toplanmak ister insan, coşmak için düğünü sebep kılar, daralır acıda, çoğalmak ister, cenazeyi bahane yapar. Bir bir yaşarız hayatı, bir bir seçeriz dostları, bir bir tüketiriz ömrü, bir bir yanarız derde ama ilk fırsatta bir toplanır, bir bereketlenir, bir büyümüş dağılırız. 

Konserler olur, tek ses bir vücut, göğe yükselir, neşemiz. Bayramlar yapılır meydanlarda, geceyi kovalar havai fişeklerimiz. Marşlar söyler, bayraklara bürünür, meşale yakar, içimizi eritir kabında, başka hallere dökeriz. İnsanız, toplanırız, sevinir, üzülür, dağılırız. Anne karnında yalnız başlar serüven, kabirde yalnız nihayetlenir. Dünyada ise, kahveyi bahane yaparız sohbete. Çaya şeker aramaz, muhabbet katarız. Doğduğum gün, tanıştığım gün, nişanlandığım, evlendiğim gün diye uzatırız toplanma listelerini. Olsun da kalabalık olsun. İçimizin kubbesinde, cıvıl cıvıl insan sesi çınlasın. İnsanız, yalnızlık içimize karanlık düşürür. Yıldızları söner gönül göğümüzün. Bir kıvılcım, bir ateş böceği, bir çıra, bir yıldız olur insan sesi, zifiri karanlık yalnızlık demlerine.

Bazen de gücümüz yetmez, köylerde toplanırlar ya, hasat için, mısır kırar, fındık ayıklayıp,türkü, şarkı, türlü eğlenceyle, hem iş bitirir, hem gam, keder, tasa bitirilir. Sesin az gelir, yükseltmek için üç olur beş olursun. Derdini tespit eden, muradını derleyip düzenleyen, kendi renginden, kendi fikrinden olanla, grup olur, kulüp kurar, dernek, birlik, sendika, parti oluşturur. İnsanız, yalnız yapamayız. İnsanız, sesimiz cılız, gücümüz aciz. İnsanız, toplanırız. Derdimizi bitirip, neşemizi getirip, az gelip çoğalarak dağılırız. İnsanız işte, İNSANIZ...

Beni rahatsız edeni, benim gibi düşünen ile, yasalar çerçevesinde, halletme yollarını kullanmak en doğal hakkım. İnsan olarak yaratılmış her ferdin hakkı. İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ, Madde 3 -Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır. Bunu içinde yaşadığın devlet sağlar. Canını, namusunu, sağlığını, eğitimini, huzurunu da. Devlet, milletinin devam ve yaşam güvencesidir. Ayrıntılar, detaylar, bahaneler, bahaneler, bilseniz daha neler, daha neler. Göze kirpik kaçmadı ki, üfleyelim geçsin. Vatanımın başkentinde, her bir köşeden toplanıp gelen, sebebi ne olursa olsun, sesini duyurmak isteyen, bunu usulünce, kuralınca yapmış, silahsız, savunmasız, habersiz, çaresiz, korumasız, güvencesiz binlerce insan, kapkara bir tarihin mürekkebi oldu. 

Yalnız orada olanların üzerine sıçramadı o kanlar, oturduğu yerde, yapması gerekeni ihmal etmiş, baktığı yerde masum insanlarda vardı diye gözünü kör etmiş, acıyı içinde hissedememiş her yüz karardı, her üst kızıla boyandı. Bu gün toplanılacak meydanları, kana boyarlar ve susarsanız, başka ülkelerin kamp meydanlarında köşe dileniyor olursunuz. Meydan bizimdi, insan bizimdi, dava bizimdi, kime masum kime suçlu diyebilirsiniz.

Bahaneler kabahatlerin devamına sebeptir. Kim neyi bahane ediyorsa, yalnızken yüreğini dinlesin. Hava bozdu, kara kışlara gebe ülkem. Ellerini bir birine sıkmak için uzatanlar çözecek bu tabloyu. Yumruğu vah ile göğsümüze vurmamak için, sıkıca tutmak yerine açmalı ve sıcacık diğer elleri tutmalı. Bayrağı tutmak için o ellerle, çocuklarımızı huzurla okşamak, okula, askere, parka, meydana güven ile gönderirken el sallamak için. O elleri bir yüreğimize koyalım, ve derinden dileyelim, sen kara bulutları dağıt, kara ruhluları perişan eyle, kışımızı karalara bürüme ALLAHIM...

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR