25 Eylül 2017 Pazartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Gözlerini Kan Bürümüş! 29 Ekim 2015

30 Ekim 2015 Cuma 12:46

“Yüzü dost, özü düşmandan usandım. Dili mümin, kalbi şeytandan usandım. Herkesin kahrı çekilir amma, ben davasız Müslümandan usandım.”
Şems-i Tebrizi.

Bu ara ‘Neden kanlanmış gözlerin?’ sorusuyla karşılaşıyorum. Bazen gözlerimin içinin kızardığı, kırmızılaştığı oluyor. Yorgunluk mudur, sebebi? Değil. ‘Gözlerimin kanlanmasının’ sebebi, Türkiye’nin geliştiğini göremeyecek kadar kör olan nankörler, o ‘gözlerini kan bürümüş’ dediklerimdir.

‘Gözlerini kan bürümüş!’ dediklerim, kin ve nefret yüklüler... Parçalamak, bölmek niyetindeler. Hainler, yani art niyetliler. Aynı toprağı, aynı bayrağı, aynı devleti paylaşıyoruz. Kardeşçe, birlikte güzel güzel yaşıyoruz.

Cumhuriyeti kutladığımız şu gün, gelin bayrağımızı yerden alıp, göndere çeken çocukları hep birlikte kutlayalım. Onlara, o çocuklara 92. Yılın ödülünü verelim. Aslında, o çocuklar, Ankara’daki Cumhuriyet törenlerinde olacaktı. Ve o bayrağı yerden alıp, öpüp başlarına koyduktan sonra direğe tırmandıkları anı aynen yaşatacaklardı… İyi olurdu değil mi? İyi olmaz mı? İyi ve güzel şeyleri yapmaya fırsat vermiyorlar ki! Gözlerini kan bürümüş! Bayrağı yakan, direkten söküp yerlere atan, camileri üs olarak kullanan, kirleten, yakan, bombalayanla birlikte hareket eden ey kendini bilmezler, ey gözü dönmüşler, ey gözlerini kan bürümüşler: Nedir, derdiniz? Neyin peşindesiniz?

Bir zamanlar Almanya’ya giden işçilerimizi dinlerken, ağzımız sulanırdı. İmrenirdik, onların yaşadığı o büyük şehirlere… O devlete! Otobanlarına, havaalanlarına, otomobillerine, marketlerine, eğlence yerlerine… Fotoğraftan seyrederken bile dudaklarımız uçuklardı.

Çocukluğumdan bildiğim doğru dürüst bir barajımız vardı. Keban Barajı! Çok geriye gitmeyeceğim, 60’lar Türkiye’sinde, birçok ilde elektrik yoktu.

Bugünlere geldik ama bir sorun nasıl geldik? Önce tek partili dönemleri atlattık. Siyasi, demokratik, askeri ve ekonomik mücadeleler verdik. Bitmedi! 70’lere geldik. Önümüzü görmemize fırsat vermediler. Ekranı kararttılar. Sağ sol çatışması çıkardılar. Gençleri birbirine vurdurdular. Siyaset tıkandı. İşler askıya alındı. Almanya gibi olmak isteyişimiz engellendi.

Boğuştuk durduk. O günlerde de, gözlerini kan bürümüş olanlar meydandaydı. Sokaklara kan bulaştırdılar. Gözleri kanlı olanların gözünden yaş gelmez… Gözyaşı yerine kan gelir. Kan ve darbe! 70’ler, 80’ler kanlı ve darbeli oldu. Her darbe ülkemizi 50 yıl geriye götürmüştür. İlerlemek hayaldi. Rahmetli Turgut Özal, devrim niteliğinde bazı yenilikler getirdi… Eksikti. Tam değildi ama o gün için çok şeydi. Gözünü kan bürümüşler, onunda peşini bırakmadı. Rahat yüzü göstermediler. Eşiyle, kızı Zeynep’le, damatları davulcu Asım’la az uğraşılmadı. Bilerek yapılıyordu.

İstanbul’a yıllarca memleketim Elazığ’dan giden gelen biriydim. Bolu, İzmit, Adapazarı, İstanbul arası tek şeritli yollarda neler yaşamışımdır. Bir traktörün ardına düşüp, onu geçinceye kadar dakikalarca geçemediğim o günlerden ne hatıralarım vardır. O zamanlar otobana başlandı. Bolu tüneli yapıldı.

İstanbul’a Boğaz köprüsü yapıldı. İlk tramvaya bindiğim günlerde, sadece Aksaray Sirkeci arası seferleri vardı. Sonra eklendi, eklendi, eklendi. Neredeyse şu an İstanbul’un her tarafına tramvayla gidilebiliyor. Yetmedi. Denizin dibine tramvayı indirdik. İstanbul’a Fatih Köprüsü yapıldı. Bir köprü daha yapılıyor ki, İzmir’i İstanbul’a bağlayacak, dünyanın sayılır asma köprülerinden… Ve Kurtköy’e Havaalanı yapıldı. Yeşilköy havaalanı tek havaalanıydı, İstanbul’un… Şimdi 3. Havaalanı yapılıyor ki, rüya gibi! Dünya sıralamasında ilklere girecek bir havalimanı.

Ben, İstanbul’a çok gittim, çok iyi bilirim, diyorum ya; her İstanbul’a gittiğimde, inanın İstanbul’u tanıyamıyorum. Hızlı değişimini takip edemiyorum. Gözlerim kamaşıyor. Neden hep İstanbul’dan bahsediyorum. Çünkü İstanbul, dünya başkenti! Gerek Anadolu’nun, gerekse dünyanın ticaret merkezidir, İstanbul! İstanbul geliştikçe, diğer illerimizde gelişir, ona paralel olarak büyür. O nedenle, İstanbul’a yenilikler yapılırken; bir yandan da, İstanbul’u Anadolu’ya, hatta komşu ülkelere bağlayan Karadeniz yolu, içeride hızlı tren yolları, Akdeniz İstanbul bağlantıları yapılmaya başlandı. Türkiye’nin her iline havaalanı… Türkiye, 10-15 yıl önce İMF’ye borçluydu, ona ipotek edilmişti, tüm vesayetimiz… Şimdi, tek kuruş İMF’ye borcu olmayan bir ülkeyiz. Nereden nereye geldik? Eskiden, eskiden dediğim 30, 40 yıl öncesi bir şey yapıldığında birkaç yıllık proje ancak düşünülürdü. Güç yetmezdi. Şimdi 50 yıl, 60 yıl sonrası düşünülerek yapılıyor. Güçlü bir Türkiye’yiz artık.

Kendi tankımızı, kendi silahımızı, kendi uydumuzu, kendi uçağımızı, kendi gemimizi, kendi otomobilimizi yapıyoruz. O, gözlerini kan bürümüşlere rağmen çok şey değişiyor, çok şeyler yapılıyor. Allah’ın izniyle daha pek çok şeyde yapılacak, inşallah! İçeridekiler ve dışarıdakiler hepsi birleşse, alayı bir araya gelse, varlarını yoklarını harcasalar da; bu değişime, bu gelişime engel olamayacaklar.

Tabii onlar görevini yapıyor… Ah bir de bizler onlar kadar şuurlu olsak. Biraz uyanık olsak, yapılan oyunları görsek. Gerçekleri görsek. Üzerimizdeki tembelliği, korkaklığı, çekingenliği, pasifliği atsak… Pısırık Müslüman olmaktan kurtulsak.

Gözlerini kan bürümüşlere, bu güzel ülkemizi yedirmesek. Doğru mu?

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR