23 Eylül 2017 Cumartesi

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Güzeller güzeli annem

14 Nisan 2011 Perşembe 00:23

Anneciğim… !Güzeller güzeli annem Hayatımın en anlamlısı, yüreğimin yarısı… Unutulmazım; özlemek kolay, unutmak zorken seni; bugün yine aklımdaydın saatlerce. Önce yokluğunu, sonra ölümünü düşündüm. Sensizliği düşündüm annem. Bir şeyler tıkandı boğazıma ağladım, ağladım. Ta ki göz pınarlarımdaki yaş bitene kadar ağladım. Göz yaşarmazmış annem gönül ağrımadıkça. Aksın senin için, tükensin gözyaşlarım. Sol yanım hep ağrıyor zaten annem. Her gün ağrım biraz daha çoğalıyor. Sensiz bu dünya, dünya değil ki annem. Yok, sensiz bu dünyanın tadı, tuzu an

Bu gün tam beş yıl oldu; sen benden gideli. Ama yüreğimdeki yanan kor, hiç kül olmadı. İçimde her gün bir umut oldu, Özlediğim, özle dikçede çok sevdiğim bir tanem canım annem; yokluğunda bile ben sensiz hiç kalmadım ki! Her gece rüyalarımda, yanımdaydın. İşte sana uzağım ama bir rüya kadar da yakınım… Sen ki benim rotam, rehberimdin, her şeyimdin. Yüreğimin vazgeçilmezi, tekleri arasındaydın anneciğim. Ta ki yanına gelene kadar da öğle kalacaksın bir tanem. Seni yüreğimin içinde, hiç kimsenin dokunamayacağı, yerine kimseyi koyamayacağım bir yere sakladım pamuk prensesim.

Ah annem, ah… Boynuna sarılmaya, dizlerinin dibinde oturmaya, sesine hasret kaldım. Bir anne bile olsam, hâlâ sevgine ihtiyacım var. Sana ihtiyacım var annem. O sıcacık yeşil gözlü bakışlarına, şefkatine, sevgine, kısaca sana ihtiyacım var. “ Anneciğim seni çok seviyorum ” diyerek sımsıkı sarılmak istiyorum. Ama yoksun be meleğim yoksun işte…

Seni ameliyata gönderirken, öperek göndermiştim. Ama yoğun bakıma geldiğimde, birçok cihaza bağlı zor nefes alıyordun. Bana diktiğin bakışlarında, sessiz çığlıklarını, acılarını hissediyordum. Feri sönmüş yeşil gözlerinin yerinde, buğulu gözlerin vardı… Hayat amacını kaybettiğini görebiliyordum. İşte dayanamamıştım ona… Durumunu idrak ediyor muydun? Yoksa saatlerce geçirdiğin o yatağında, bir hayal dünyasın damı yaşıyordun? Benim elimi çekiştirip “ hadi, hadi gidelim “ diye yalvarıyordun. Birde öfkelenip; sanki acelen varmış gibi “ hadi ya, hadi gidelim” diye çekiştiriyordun. Gelemedim seninle. Beni bırakmak istemedin. Sabaha kadar seni izlemiştim. Biliyordum benden gideceğini. Sana son kez baktığımı da biliyordum. “Keşke, keşke acılarında nakli olsa” diye düşündüm. Ben alsaydım çektiğin acılarını pamuğum.

Canım annem, ben kendimi yavaş, yavaş hazırlamıştım veda sahnesine. Pamuk gibi saçların ve o nurlu yüzünde dolaştı gözlerim tüm gece. Sen benim son zamanlarda elimde tuttuğum bebeğimdin. Hep sen bana “bebeğim” derdin ya. İşte sen benim bebeğimdin. Seni “küçük kızım” diye severdim.

Yorgun savaşçı, yorgun hayallerle veda edecektin bu dünyaya. Rüyamda görmüştüm öldüğünü. Yeşillikler içinde, şelâleler akan çok güzel bir yerde kefenli ama ayaktaydın. Başının üzerinde lâmba yanıyordu. Ben ağlıyordum ve bana “ağlama annen cennetlik “ demişlerdi. Rüyam çıkmıştı ve dualar eşliğinde uğurladık seni anneciğim. Daha önce senin uğurladığın anneciğinin, babacığının ve kardeşlerinin yanına…

[img=null][/img] Mekânın cennet olsun annem, söz veriyorum; sana lâyık bir insan olacağım. Canım papitom (papatyam) seni asla unutmayacağım. Seni çok seviyorum anneciğim…
Anlayacağınız değerli arkadaşlar, ölüm acısı, insanın yüreğindeki en büyük yaradır. Ne giden geri dönecektir bir daha,
Ne de bekleyen vazgeçecektir ümidinden…
Ve gerçekler hep şunu fısıldayacaktır kulağımıza,
“O GELMEYECEK…”
Eksilmeyen mutluluk dileklerimle…

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 10 yorum yapıldı.
    YAZARLAR