21 Eylül 2017 Perşembe

Kadir YAVUZ / Ajans32

Hep Merak Etmişimdir..

15 Kasım 2011 Salı 19:29

HEP MERAK ETMİŞİMDİR…

 

Hep merak etmişimdir… İnsanın koltuğa değer vermeyenine ne zaman rastlayacağım diye, düşünmüş ama bir türlü koltuğa değer vermeyenini bulamamışımdır.

 

Vardır da, bana rastlamadı… Sanırım. Mütevazı olanı, gerçekten koltuğa değer vermeyeni de, var elbette! Öyle insanlara da bazen rastlıyorum. İşin latifesi veya sözün gelişi öyle diyorum. Yok, desek gözümüz kör olur, dilimiz lâl olur. Hepten inkâr etmemiz, yakışık almaz.

 

Geçen bir yere girdim… Bir işim vardı, girdiğim yer yoğundu; yetkilinin işini bitirmesini bekledim. “Bir şey danışacağım… İşinizi bitirin lütfen! Benim acelem yok, beklerim” dedim. Oturdum, masasının yanına… Beklemeye koyuldum. Derken, bana sıra geldi… Sohbet sırasında, ne iş yaptığım soruldu. O günlerde aktif olan bir şeye değinildi. Bende, gazeteci olduğumu söyledim. Derken, o dokunulan konuya yüzeysel bir iki örnek vererek: “Aslında, hiç kimse hangi vasıtayla bir makama geldiğini ve vakti dolduğunda gitmesi gerektiği gibi gitmesini bilmediğini, hâliyle sonra o koltuktan kaynaklanan hastalıkların verdiği “Koltuk Benim” gibi bir saplantıya düşürüyor, biz insanları! Bunun en büyük sorumlusu o koltuklar!” deyince, yetkili beyefendi; kibarca oturduğu koltuktan kalktı “Bu koltuğumu gösteriyorsunuz? Ben, pek koltuğa bağlı biri değilim.” Dedi. Epeyce güldük. Kendisi için söylemediğimi, o koltuk derken; genelleme yaptığımı söyledim. Ama beyefendi hâli ve kibarca koltuktan kalkarak kenarda duruşu, hâlâ hafızamda! Demek ki, insan evladı olanlar var… Koltuğa değer vermeyenler var. Oturuşunu kalkışını bilenler var. Bu bir terbiye derim, ben! Ahlak meselesi, yetişme tarzı! Nasıl almışsan, o yansır… Senden, çevrene! Aynadan farksız değildir, kişinin çevreye yansıyan hareketleri! Ayna gibi neyi görüyorsa onu gösterir. Bir fazlasını aynadan isteyemezsin. İnsandan da öyle! Olmayanı isteyemezsin. Yoksa, ne versin? Niye zorluyorsun?

 

Yok işte! Bakın, bu insanda da, yok!

Kimdir, bu insan dediğim? Yine, bir yere gitmişim. Bir şeyler soruyorum. Koltuğa oturmuşum. Gittiğim kişi, benim oturduğum koltuklarda oturmuş çalışıyordu. Yer gösterdi, hoş geldiniz dedi, buyur etti. Gayet güzel! Birden kalktı, makam koltuğuna geçti. Sandala binmiş gibi uzandı. Koltuğa kafasını dayadı, ayak ayak üstüne attı. Kendisinden geçtiğinin farkındayım. Ben yerimde, düzgün bir şekilde oturmuş, onu dinliyorum. O yaptıklarını, anlatırken daha bir yayıldığını görüyordum.

 

Diğer insan nerede, bu nerede? Ne dersiniz, insanlık denilen şey benlikle birleşince kaybolup gidiyor mu? Yani insanlık, koltukla birleşince, benliğimizden uzaklaşıyor mu? Bizi yalnız mı bırakıyor? Çırılçıplak kalmışım gibi oluyorum. Ben orada en yaşlılarıyım. Benim ayak ayak üstüne atıp oturmam gerekirken, düzgün bir şekilde oturuyorum. Ya, o?

 

Yanlış anlaşılmasın, sakın! Kimi insanlar çok rahat ayak ayak üstüne atar. Otururken, kendini öyle rahat hisseder, öyle oturur. Ayak ayak üstüne atıp oturmayı, yadırgamıyorum. Ben, benden yaşlı olsun genç olsun sohbet ettiğim birilerinin yanında hayatta ayak ayak üstüne atıp oturmam… Oturduğumu hatırlamam. Bunu kendimi övmek için söylemiyorum. Bu benim öğrendiğim… Bu benim tercihim, o da senin tercihindir ama kardeşim şahlanmış dörtnala giden atın üstünde eğreti duran sürücü gibi oturuşunuz yanlış!

 

Bir yere geldiğimiz gibi orayı terk edip geldiğimiz gibi de gideceğiz. Nice, o koltuğa sarılan er kişinin akıbeti meçhul! Niye insanlıktan çıkacaksın ki? Neden?

Merak etmişimdir hep “koltuğum” diyenler nerde şimdi?

Fıkraya bakın, bu kadar mı, konuya vakıf olur. Şükür, merakımı gideriyorum.

 

Fıkra:

-Gel oğlum kalk bakalım tahtaya, sana bir sorum var.

-Buyurun, sorun öğretmenim

-Canlılar kaça ayrılır?

-Dörde ayrılır öğretmenim. 

-Bana yanlış gibi geldi ama say bakalım!

-Bitkiler, hayvanlar, insanlar, çocuklar.

-Çocuklarda insan değil mi oğlum?

-Haklısınız, o zaman canlılar üçe ayrılır öğretmenim.

-Peki, şimdi yeniden say bakalım.

-Bitkiler, hayvanlar ve çocuklar…

-Oğlum insanlara ne oldu?

 

-Kalplerinde sevgiyi yeşertip düşünebilenleri hep çocuk kaldılar, diğerleri de hayvanlaştılar Öğretmenim!

                  

 

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR