25 Eylül 2017 Pazartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Her Gün Bir Kepenk Kapanırken…

11 Nisan 2014 Cuma 18:20

Bir yerde sohbet ediyorduk… Kalabalıktı. Ticarete, tüccara onların maddi durumlarına değiniliyordu. İçlerinden biri ‘Hemen hemen herkesin maddi durumu çok iyi! Ülkemizde, sıkıntıda olan işadamı yok! Ben, işi olup durumu kötü olan birine rastlamadım hiç!’ diyordu.

‘Sen nasıl böyle dersin, her gün bir esnaf kepenk kapatırken, iş yokluğundan siftah bile etmeden evine giden nice esnaf varken, sen bunları nasıl görmezden gelirsin? Refah düzeyi çok iyi, herkesin işi çok iyi gibi şeyler dersin?’ dedim.

Benim bu sözümün üzerine sadece ‘Öyle mi?’ dedi. Haberi yok! İnsanımızdan habersiz öylece yaşıyor.

Şehrin kodamanları arasında yaşıyorsanız, maddi durumu iyi olan insanların arasındasınız veya sizin maddi bir sorununuz yok ‘Ekmek elden su gölden!’ sözünün misali bir yaşam içindeyseniz, küçük esnafın mağdur olduğunu nereden bileceksiniz.

‘Siftah etmiyorsa, edemiyorsa o da bıraksın esnaflığı yapmasın… Başka bir iş yapsın!’ diye, geçiriyorsun değil mi, kafandan! Peki, ne iş yapsın söyle bakalım? İş varda, biz mi yapmıyoruz? Siyasetçi sözü gibi oldu sanki bu sözde!

Şehirde hayat muazzam! Benim çizdiğim karamsar tabloyu herkesin görmesi imkânsız! Niye? Bakıyorsunuz, modern evler yapılıyor, yüksek yüksek fiyatlarda ve kesinlikle hepsi de alıcı buluyor. Sonra o kocaman binaların altları kocaman kocaman dükkânlar oluyor, bir bakıyorsunuz bir market ‘Bu market dün yoktu, ne zaman açıldı!’ demenize fırsat kalmadan, yanındaki binanın altına da bir başka rakip marketin şubesinin açıldığını görüyorsunuz. Mantar gibi bitiyorlar. O büyük kocaman dükkânların kirası ne kadar nasıl altından çıkılıyor, inanın anlamak mümkün değil!

Sonra, halkı etkileyen sözler… İnsanı çeken bez afişler… İçeriye buyur eden sloganlar… ‘Fabrikadan halka’ , ‘Toptan fiyatına perakende’ , ‘Harca harca bitmez.’ Bu sözlerin etkisiyle markete girdiğinizde almak zorunda kaldığınız ürünler. 

İlk bu şehre göçtüğümde bir yerli market vardı… Şimdi onlarca market var. Bir market olsa iyi o market hemen hemen semt pazarı misali her semte bir şube açıyor, çoğaldıkça çoğalıyorlar. Koskoca marketler, birbirinden güzel raflar, rengârenk çeşitler ve ne ilginçtir ki; onca şeyde cömert davranan market yöneticileri, bir bakıyorsunuz, koca marketi iki kişiyle idare ediyorlar… Kimse yok mu, dediğin oluyor ve bazen seslenince rafların arasından uzanan bir baş işareti görüyorsun ‘Geliyorum’ diyor. O binalara verdiğin kiranın hesabını yapmazsın, iki yerine üç kişi almaz, ucuza işi kapatmaya çalışırsın.

Bir taraftan da, kapanan diğer esnaf türlerinden iş yapan dükkânlar… Kepenk kapatanlar, iflas edenler! Farkına varmadığımız ne kadar işyeri açılıp kapanıyor, hiç düşündünüz mü?

Yok, anlaşılıyor ki; düşünmeden söylenilmiş bir söz!

Bana da, az gerek! Bir şey yanımda söylenilmesin… Söylenildiği an, cevabı yapıştırıyorum.

Dur işareti yok, yapamazsın diyen yok, tahdit yani sınırlama yok! Herkes istediği her şeyi yapabiliyor, imkânı olan dilediği işi, dilediği yerde açıyor.

Sonunu düşünen yok! O işi yapan fazlaymış, yanında gidip açtığın adama zarar verecekmişim diyen yok! Öyle olunca da, ya yeni açan ya da eski işini devam ettiren işinden oluyor. Kapatıyor veya kapatmak zorunda kalıyor. Maddi durumu yerinde olana pek tesir etmiyor, zayıf olan gidiyor. Giderken, ben kaybettim rakibimde hissetsin diyor; uzun bir zaman fiyatları geri çekiyor, maliyetine satış yapıyor; dükkân sahibine ucu dokunuyor, ne yapıyor; ilk başta pahalı tuttuğu işyerinin, kirasını daha sonraki yıl vermeden oturuyor ve iflas edip gideceği vakitte çarparak gidiyor, işçilerini mağdur ediyor.

Velhasıl bir piyasayı komple sallayan bir kepenk olayını görmeden yaşıyoruz. Aşk olsun demeden, edemeyeceğim. Doğru mu?

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR