22 Eylül 2017 Cuma

Kadir YAVUZ / Ajans32

Herkes Mevlana Olmak İstiyor…

17 Kasım 2012 Cumartesi 13:53

Herkes Mevlana olmak istiyor ama Mevlana olmak öyle kolay mı? Mevlana’dan biri bir söz söylüyor, bir bakıyorsunuz adam öyle bir etkiliyor ki; şaşı bakıyorsunuz, bulunduğunuz yerden!

Mevlana’dan bir söz söyleyince Mevlana olunmaz… Mevlana olmak öyle kolay değil! Mevlana olabilmek için Mevlana gibi yaşamalısın. Olur, olmaz Mesnevi’de olmayan sözler, piyasada herkesin ağzında dolaşıyor. Herkes Mevlana’dan konuşuyor. Velev ki, söylediği söz Mevlana’nın sözü olsun. O sözün Mevlana’ya ait olması çok önemli mi? Söz önemli, sözün sahibi de önemli ancak söyleyen veya dinleyen için pek bir anlam ifade etmiyor… Neden? Mevlana gibi yaşanmıyor da, o yüzden! Hem yaşamış, hem de inancına aykırı olup olmadığına bakmış; tartmış söylenilenleri, muhakeme etmiş, muhasebe etmiş ve mukayese etmiş… Ters mi, değil mi, ona bakmış! Nereye bakmış? Kuran’a bakmış. Mesnevi’de, her satırda ayet vardır… Hadis vardır.

İnanmamışsan, inandırıcı olamazsın. Sadece o anlık, birilerini kandırabilirsin. Uzun süreli etkileyici olmaz, söylediklerin. Sesin güzeldir, makamın hatırına dinlenilirsin ve sanırsın ki, senin söylediklerine inandılar. Mevlana olmak öyle kolay değil… Mevlana gibi konuşmakla Mevlana olunmuyor.

Yunus’un sözünü kullanıyor “Ete kemiğe büründüm… Yunus gibi göründüm!” diyen biri, bakıyorsun Yunus’un havasına girmiş. Yunus olmak öyle kolay mı?

İstiklal Marşı’nı ezberlemiş, okuyor biri veya birileri; çoğu henüz çocuk, etkileyici de okuyor, dinleyeni hüngür hüngür ağlatıyor. Olmuyor ama Mehmet Akif gibi olmuyor, olmuyoruz, olamıyoruz. İstesen de, olamazsın. Safahat’ın tamamını ezberle, yine Mehmet Akif olamazsın. Necati İlmen, bir ilköğretim müfettişi! Kırk Yamalı Bohça adlı kitabının bir yerinde “İstiklal Marşı’nı kim yazdı?” diye sorduğu bir ilköğretimde, öğrencilerin çoğunun bilmediği, cevapsız bıraktığı veya “Ben yazdım!” gibi ifadeler kullandığından bahsediyor. Ne kadar acı değil mi? Hafta da, en az iki kez okuduğu İstiklal Marşı’nın yazarının kim olduğunu bilmiyor, öğrencilerimiz! Ve her gün okula girerken ana girişteki tabloda İstiklal Marşı var, onu görmüyor; her sınıfta tahtanın tam üstünde İstiklal Marşı var, ama görmüyor. Belki “İstiklal Marşı’nı ezbere okuyan var mı?” diye sorsanız, okuyan çok çıkabilir. “Yazarı kim?” diye sordunuz mu, berbat bir o kadar çirkin ve abes bir cevapla karşılaşırsınız. Mehmet Akif’teki ruhu tanımadan Mehmet Akif gibi olmanız mümkün değil! Kolayına kaçıyoruz, ezberletiyoruz, ezberlettiriyoruz… Sonuç, olumsuz!  

Çile’yi ezbere okuyor, biri! Necip Fazıl olabilir mi, bu kişi? Olamaz. O çileyi hapishanede yaşarken yazmış, yani bizzat yaşamış.

Şeyh Edebali’nin, Osman Gazi’ye yazdığı mektubu var… Osman Gazi gibi olabilmek için mektubu okumak yeterli olur mu, sizce? Elli defa okusan da, Osman Gazi olamazsın. O olmak değil de, onlardan biri olmak; onlar gibi düşünmek, düşündüğünü yaşamak bence en önemli şey aslında. En önemli şey de, tevazu ve samimiyet bence! Herkes inancını tam yaşamıyor, yaşayamıyor; yaşayamadığının üzüntüsünü, ıstırabını yaşıyordur ama o çektiği acıyla Allah’ına sığınması, fazlası olduğunu sanandan daha muteberdir bence! Fazlası olduğunu iddia eden, kibirlenmiştir o nedenle o ağzıyla kuş tutsa artık bir şey ifade etmez.

O kadar dikkat ettiğimi, her yazımın ardından defalarca kontrol ettiğimi bilirim. Kendimi hep mercek altında ve hep yaptıklarımdan sorumlu olduğumun bilinciyle titreyerek hesabını nasıl vereceğimi düşünür, adımımı öyle atarım. İnancın gereği davranışlarına dikkat edeceksin… Etmek zorundasın. Ve birde insana hizmetse amaç yarım yamalak değil, tam sevmelisin.

Kızın biri, yakışıklı bir gencin önüne geçmiş “Ben seni çok seviyorum” demiş. Delikanlı da “Bak… Arkandan gelen benim kardeşimdir. O benden daha yakışıklıdır. Beni değil de, bakınca onu seveceğini tahmin ediyorum” dediği an kız ardına bakmış, bakmış ki hiç kimse yok. Delikanlı demiş ki “Eğer, sen beni gerçekten çok sevseydin, ardına bakmazdın.”

Ardımıza bakmadan seversek, Mevlana olamazsak da, Mevlana gibi oluruz.

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR