23 Eylül 2017 Cumartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Hırsızlar…

06 Ocak 2015 Salı 15:32

Beni benden çaldılar… Hiçbir şey bırakmadılar bana! Ne bir tercih, ne bir alternatif! Hırsızlar her şeyimi elimden aldılar. Bana ait olan her şeyimi! Ne duygularım kaldı, ne düşüncelerim.

Düşündüğüm her şeyimi henüz düşünce anındayken yani aklımdan geçerken bile çaldılar. Bana bırakmadılar. Duygularımın ben de kalmasına, onların özelimde olmasına tahammül gösteremediler.

Siz ey hırsızlar! O hırsızlar yok mu? İşte o hırsızların yüzünden sağlıklı düşünemez oldum. Ne zamandır, içimi kemiriyorsunuz, içimi dışıma getiriyorsunuz? Geceleri yatamadığımı, sık sık tutan öksürük nöbetlerim yüzünden, uyandığımı, midemin bulandığını söylesem ki, ne değişir? Sayenizde, karar verme yeteneğim iflas etti. Ne düşünebiliyorum, ne düşünemiyorum. Ben neyim? Ben kimim? Sizin yüzünüzden, insani değerlerimi kaybetmek üzereyim, ey hırsızlar!

Ey hırsızlar! Kalbimi söküp aldınız… Gönlümü çaldınız… Yüreğimi yerinden oynattınız. Rahat edin, sizden hiçbir şey kalmadı ben de! Bir şey vermediniz ya zaten! Verdim dediklerinizden de, hiçbir şey kalmadı. Derin bir nefes alın. Bir of çekin. Benim alamadığım nefesi alın da keyif yapın. Elinize kına yakın, oynayın!

Ey hırsızlar! Beni de size benzettiniz ya, en sonunda. Ne diyeyim, pes doğrusu! Benzedim derken, şerefimi haysiyetimi parayla satmadığımı bilin. Şükür bir o kaldı. İnsanın hayatta en fazla değer vermesi gereken yanıdır, o yanı! Benzeyişim ne o zaman? İlgisiz kalışım, kayıtsız kalışım, duyarsız kalışım, belki de müdahale edemeyişim; çaresizliğimden, elimden bir şey gelmeyişinden, gücümün yetmeyişinden olsa gerek… Seyirci kalışım. Sizin gibi olduğum yanım, karşı koyamayışım. Nihayet beni de size benzettiniz ya, ey hırsızlar!

Sizin gibi mi düşünmeliyim ki, demeye başladım. Şöhret olmak için ismimin önüne unvan koyma gereğini anladım. Önemli isimlere değil, unvana değer verişiniz yüzünden nice değerler ölüp gidiyor. İnsanların duygularıyla oynamayı, onları ezmeyi ne zaman bırakacaksınız? O baskıcı tavrınız ne zaman son bulacak!

Ey hırsızlar! Hem halka inelim diyorsunuz, hem de akademik kariyer sahiplerinin peşinden de ayrılmıyorsunuz; bu nasıl çelişki anlayamıyorum. Halk bizi okumuyor diyorsunuz, sevinin ey hırsızlar, bu başarısızlık sizin sayenizde! Büyükada’daki yalıda yazanla, galoşlarda yaşayanların durumu bir mi? Değil ama sen birini ezdiriyor, diğerine yazdırtıyorsun. Yani birini diğerine meze yaptırıyorsun.

Adalarda denize nazır yalıda yazanlar benim canım millet evlatlarımın derdini anlayamaz. O yazar, sonra gider Amerika’da senin kazandırttığın paralarla yan gelir, yatar. Yani yaşar. Ve sen onlara hizmet etmeye bayılırsın. Yeri geldi mi de, halkı savunursun. Yeter! Ne olur?

Namus, şeref, ahlâk, para pul uğruna, ayaklar altına alındı. Herkes kendi kanunlarıyla hak hukuk almaya, sormaya başladı. Gücü yeten yetene! Hırsızlık yolsuzluk had safhada! Gayri meşru ilişkiler dizilerdeki boyutu aştı. Nereye gidiyoruz? Hırsıza hırsız, fuhuş yapana orosp… diyemiyorsun. İhtiyaçların mesleğe dönüştüğü bir ülke olduk.

Borsalar kurdunuz, hisseler bir düşüşte, bir kalkış da! Bir gece de milyoner, bir sabah beş parasız insanlar oldu. Haksız kazançlar, terin yerini aldı. Ticaret riski altına girerek çalışmalar tarih oldu. Terimizi çaldınız, ey hırsızlar! Alın terimizi çaldınız.

Ne kaldı geriye! Bir milletin namusu, şerefi ayaklar altına alınır, çiğnenirse; kazancın her türlüsü mubah görülürse, sizce ne kalır geriye?

Bizi bize bırakın, elinizi çekin üzerimizden ey hırsızlar!

Lütfen!

Ne olur?

Rica ediyorum. Ey hırsızlar!

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
    YAZARLAR